Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim. İSMET ÖZEL
Meşhur bir hikaye; Pasif direnişçiliği ile de tanınan Henry David Thoreau, ABD’nin Meksika’ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında yürürlüğe konan kişi başına 1 USD’lık vergiyi ödemeyi reddeder. Bu verginin bir Amerikan askerinin eline bir Meksikalı öldürsün diye silah vermeye yarayacağını söyler. Bunun üzerine vergiyi ödemediği için bir gecelik bir hapis cezasıyla karşılaşır. Bu cezasını çekerken; Thoreau’nun dostu büyük Amerikan şairi Ralph Waldo Emerson kendisini ziyarete gelir. Telaşla hücrenin kapısına gelir ve sorar.
‘’Henry, neden buradasın?’’ Henry David Thoreau’dan o tarihi yanı gelir:
‘’Waldo, asıl sen neden burada değilsin?’’
Dünya Venezuela devlet başkanının bir terörist eylem ile kaçırılması ile birlikte yeni bir dünya düzenine doğru evrildi. Kaçırma hadisesinin üzerine ABD tarafından Maduro’nun yargılanmaya başlanması ve BM dahil nerede ise hiçbir uluslararası teşekkülün ve hiçbir ülkenin bu durma tepki vermemesi, artık başka bir iklime evrildiğimizi göstermektedir. Türkiye dahi cılız da olsa bir ses çıkarmadan hadiseyi savuşturma peşine düşmüştür.
2025 yılında bütün ülkeler savuma bütçelerini artırmalarına rağmen ABD’nin 900 küsur milyar dolarlık bütçesi, Çin/Rusya/İngiltere/Hindistan da dahil dünyanın toplam savunma bütçesinin yüzde 37 civarına tekabül ediyordu.
Bununla yetinmeyen Trump, 2026 savunma bütçesini 1 buçuk trilyon dolara yükseltme kararı aldı.
Bu ne demek?
Dünya savunma bütçesinin yüzde 60 civarı demek…
ABD Savunma Bakanlığının adını Savaş Bakanlığı olarak değiştirdi.
Dünya tüm bu gelişmeleri sanki Trump’ın yönetsel fantezileri gibi algılıyordu. Ama Venezuela gerçeği fanteziden çok öte bir şey olduğunu cümle aleme gösterdi.
Önceden tasarlanmış ve bütün Amerika yetkililerinin kabul ettiği bir aksiyonun alındığını görüyoruz.
Şimdi herkes Grönland ile ilgili Trump’un söylemlerinin sonucunun nereye varacağını merakla bekliyor. Yani bir ülkenin başında bulunan bir uçuk-kaçık adamın söylemleri ile muhatap olduğumuzu düşünmüyoruz. Yeni bir dünya düzeni dayatması ile karşı karşıyayız.
Hemen yanı başımızdaki iki ülkede olanları seyirci edası ile izlemekle meşgulüz.
İran mollalardan kurtulacak, bunun için 800 bin insanın ölmesi gerekecek diyen oyun kurucuların ekmeğine yağ sürecek şekilde siyasi duruş sergilemeyen hatta olanlara sevinen Türkiye’nin giderek yalnızlaşacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Amerika kendi bölgesinde hükümranlığını mutlaklaştırmak için adımlar atarken Ortadoğu’da ise İsrailin taşeronluğuna devam etmektedir.
Suriye’de yıllarca muhalefetin kontrolünde olan Halep’in önemli mahallelerinin SDG tarafından ele geçirilip sonradan Suriye birliklerince bu ayrılıkçı gruptan temizlenmesini anlamlandırmaya çalışıyoruz.
Kısaca Amerika ve Ortadoğu’daki patronu İsrail dünyayı yeniden şekillendirmek için düğmeye basmış durumda…
Çılgınların, çılgınlıkların ve Barbarların yönettiği bir dünyaya merhaba…