Muhammed SANCAKTAR / Laleli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (LASİAD) Başkan Vekili / Geniş Açı
STK’LARIN ÖNEMİ, MİSYONU VE GÜNÜMÜZDE SİVİL TOPLUM
Kıymetli dostlar,
Sivil toplum kuruluşları; bir toplumun vicdanı, sesi ve ortak aklıdır. Devlet ile vatandaş arasında köprü kuran, toplumun beklentilerini, taleplerini ve önerilerini ilgili mercilere taşıyan en önemli yapılardır. Güçlü demokrasilerden, adil yönetim anlayışından ve toplumsal barıştan söz ediyorsak, bunun temelinde güçlü ve itibarlı bir sivil toplum yapısı vardır.
Sivil toplum hareketleri gönüllülük esasına dayanır. Hiçbir maddi beklenti olmaksızın, tamamen toplumsal faydayı önceleyen bu yapılar; bireylerin sorumluluk bilincini artırır, dayanışma kültürünü güçlendirir ve toplumsal aidiyet duygusunu canlı tutar. Sivil toplum gönüllüleri, zamanını ve emeğini toplum için harcayan en kıymetli insan kaynağıdır.
STK’lar, toplumun önünde vizyon oluşturan yapılardır. Yeri geldiğinde yol gösterir, yeri geldiğinde eleştirir, gerektiğinde ise çözüm önerileri sunar. Toplumsal sorunlara sadece şikâyet penceresinden değil, çözüm odaklı bir bakış açısıyla yaklaşır. Bu yönüyle STK’lar, sağlıklı bir toplumsal gelişimin vazgeçilmez aktörleridir.
Sivil toplum kuruluşlarının en önemli misyonlarından biri de, devlet ile toplum arasında sağlıklı bir iletişim zemini kurmaktır. Devletin çıkarmayı planladığı yasalar, koymayı düşündüğü kurallar ve düzenlemeler konusunda toplumun nabzını tutmak; halkın beklentilerini, kaygılarını ve önerilerini doğru şekilde tespit ederek karar alıcılara aktarmak, STK’ların asli görevleri arasındadır. Bu süreç, yasaların toplumun yapısına ve dinamiklerine uygun şekilde oluşmasına katkı sağlar.
Sosyal sorumluluk alanında STK’ların üstlendiği rol ise hayati önemdedir. Eğitim, sağlık, kültür, çevre, gençlik, kadın ve yardımlaşma gibi pek çok alanda devletin ulaşamadığı ya da yetişemediği noktalarda önemli boşlukları doldururlar. Kriz zamanlarında hızlı hareket edebilen bu yapılar, toplumun yaralarını sarmada etkin bir rol oynar.
Tarihimize baktığımızda, sivil toplum geleneğinin bu topraklarda son derece köklü olduğunu görürüz. Osmanlı döneminde hayır işleri, imaretler, aşevleri, kervansaraylar ve sosyal yardımlar büyük ölçüde vakıflar aracılığıyla yürütülmüştür. Bu anlayış Cumhuriyet döneminde de dernekler ve vakıflar eliyle devam etmiştir. Günümüzde ise bu geleneğin çağın gereklerine uygun şekilde daha güçlü ve daha etkin hâle gelmesi bir zorunluluktur.
Dünya genelinde çevre, insan hakları ve sosyal adalet alanında faaliyet gösteren Greenpeace gibi kuruluşlar, sivil toplumun küresel ölçekte nasıl etkili olabildiğini göstermektedir. Ülkemizde ise Kızılay afet ve insani yardım çalışmalarında, Yeşilay bağımlılıkla mücadelede yürüttüğü projelerle toplumsal fayda üretmektedir. Bu örnekler, doğru yapılandırılmış STK’ların toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü açıkça ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, Türkiye Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği olarak temel amacımız; Bosna Sancak kökenli vatandaşlarımızın kültürünü yaşatmak, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Aynı zamanda Bosna Sancak ile Türkiye arasındaki tarihî ve gönül bağlarını güçlendirmek, kardeşlik hukukunu pekiştirmek en önemli hedeflerimiz arasındadır.
Derneğimiz; zor durumda olanlara yardım etmeyi, ihtiyaç sahiplerine destek olmayı, öğrencilere burs sağlayarak eğitim hayatlarına katkı sunmayı ve sosyal dayanışmayı artırmayı temel çalışma alanı olarak benimsemiştir. Kültürel etkinliklerden sosyal projelere kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstererek hem üyelerimize hem de topluma değer katmayı hedeflemektedir.
İnanıyorum ki güçlü bir Türkiye, ancak güçlü bir sivil toplumla mümkündür. Şeffaf, katılımcı, üretken ve vizyoner STK’lar; demokrasinin gelişmesine, toplumsal barışın güçlenmesine ve geleceğe umutla bakmamıza katkı sağlayacaktır.