27 Ocak 2026 Salı   

İlyas ÇAĞLAYAN / Tiyatrocu / Oyuncu / Kültür - Sanat

KULİS IŞIKLARI ALTINDA GÖRÜNMEYEN EMEK

 

Işıklar yanar. Perde açılır. Alkışlar yükselir.
Seyirci, sahnedeki oyuncuya bakar; alkış ona gider.
Oysa sahnenin arkasında, alkışsız bir dünya vardır.
Kulis, sanatın en sessiz ama en gerçek mekânıdır.
Orada ter vardır, telaş vardır, sabır vardır.
Heyecanını bastırmaya çalışan bir oyuncu, son kez metnine göz atan bir reji asistanı, ışığı bir saniye geç yakmamak için nefesini tutan bir teknik emekçi…
Hiçbiri görünmez; ama hepsi olmazsa olmazdır.
Kültür ve sanat çoğu zaman “sahne” ile ölçülür.
Oysa sahne, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır.
Bir oyunun dakikalar süren alkışı, aylarca süren emeğin kısa bir özetidir.
Kulis, yalnızca fiziksel bir alan değildir; aynı zamanda sanatın vicdanıdır.
Orada ego değil, dayanışma vardır.
Orada yıldız olmak değil, işini doğru yapmak önemlidir.
Kulis aynı zamanda bir sınav alanıdır.
İnsanın kendisiyle yüzleştiği yerdir.
Sahne önünde güçlü görünmek zorunda olanlar, kuliste kırılganlıklarını saklamaz.
Kimi sessizleşir, kimi dua eder, kimi aynaya bakıp cesaret toplar.
Çünkü sanat, cesaret işidir; bu cesaret ise çoğu zaman kuliste filizlenir.
Bir oyunun kaderi bazen bir repliğe değil, bir saniyelik ışığa, bir sesin doğru anda açılıp kapanmasına, bir dekorun sağlam durmasına bağlıdır.
Bu yüzden kulis, detayların kutsal alanıdır.
Orada “idare eder” yoktur; ya doğru yapılır ya da yapılmaz.
Ne yazık ki kültür-sanat emekçisinin görünmeyen yüzü çoğu zaman unutulur.
Afişlerde isimleri yazmaz, röportajlarda söz verilmez, alkışlar onların adını bilmez.
Ama onlar bilir.
Yaptıkları işin, bir çocuğun ilk tiyatro anısını, bir gencin hayata bakışını, bir yetişkinin iç dünyasındaki kilidi açabileceğini bilirler.
Kulis, sabrın da okuludur.
Bazen aylarca hazırlanan bir oyun,
bir akşamda kaldırılır.
Ama emek çöpe gitmez.
O emek, bir sonraki oyuna taşınır.
Çünkü sanatçı bilir; emek kaybolmaz, yalnızca biçim değiştirir.
Belki de bu yüzden sanatla uğraşan insanlar hayata başka bakar.
Alkışla şımarmayı, eleştiriyle yıkılmayı öğrenmezler.
Kulis onlara şunu öğretir aslında; önemli olan sahnede kaç dakika kaldığın değil, sahneye ne kattığındır. 
Bugün hız çağında yaşıyoruz.
Her şey çabuk tüketiliyor; alkış bile.
Ama kuliste zaman ağır akar.
Orada hataya yer yoktur.
Bir vida gevşekse dekor düşer, bir ışık eksikse duygu yarım kalır.
Sanatın değeri bazen bilet gişesiyle, bazen sosyal medya paylaşımlarıyla ölçülüyor.
Oysa gerçek değer, kuliste ölçülür.
Kimsenin görmediği anlarda işini ne kadar ciddiye aldığınla…
Kültür-sanat alanında emek veren herkes bilir:
Bir oyun bittiğinde sahneden ilk çıkanlar alkışı alır,
en son çıkanlar ise sahneyi toplayanlardır.
Ama o sahne bir sonraki oyuna hazırsa, işte gerçek başarı oradadır.
Belki de bu yüzden kulis insanı terbiye eder.
Sabretmeyi öğretir.
Ekip olmayı öğretir.
Ve en önemlisi; görünmeden değer üretmeyi…
Sanat, yalnızca estetik değil; ahlaktır.
Kulis ise bu ahlakın en saf hâlidir.
Alkışlar diner, salon boşalır, ışıklar söner.
Ama kuliste birileri hâlâ çalışıyordur.
Çünkü sanat, seyirci gittikten sonra da devam eder.
Bu yazı, sahne önünde değil; sahnenin arkasında emeği olan herkese bir selamdır.

Tarih: 20 Ocak 2026 Salı    Hit: 1357




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol