23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 19.10.2023

Vefalı Türk geldi yine

1271 5 dk 0 yorum
Paylaş:
Günlerdir İsrail ve Hamas arasında kızışan gerginliği konuşuyoruz. Kızışan gerginlik diyorum çünkü, orada gerginlik hiç bitmiyor. Zulüm, işkence, insanlık suçu istikrarlı ve sistemli bir şekilde devam ediyor. İsrail terörden beslenen bir devlet olmanın gereğini, bütün dünyanın şahitliğinde gerçekleştiriyor.
Bundan yaklaşık 80 yıl önce, kamplarda toplanıp ölüme terk edilen, o zamandan bu günlere kadar da bunun mağduriyetinin her mecrada propagandasını yapan, dünya kamuoyunun büyük çoğunluğunda adeta tarihte acı çekmiş tek kavim kendileriymiş gibi bir bilinçaltı oluşmasını sağlayan Yahudiler, Hitler’den gördüklerini ve daha beterini senelerdir, resmi bir ordusunun kurulmasına dahi izin verilmeyen, silahsız, masum Filistinlilere uyguluyor. Kutsalları, ilkeleri, insani hiçbir değerleri yok. Ortada bir savaş olduğundan söz etmek mümkün değil, zira karşılıklı iki ordu yok. Hal böyleyken, bugün televizyon ekranlarında veya sosyal medyada her geçen dakika yeni çocuk ölümü haberleri hayatımıza düşerken, insan yalnızca dehşete kapılabiliyor. Ne yazık ki fazlası olmuyor, elimizden gelen bir şey yok, İslam dünyası gaflet içinde sessizlikle olanları izliyor.
Amerika ve Avrupa İsrail’in bütün hukuksuzluklarına ve vahşet saçan politikalarına yalnızca göz yummakla kalmayıp destek dahi veriyor fakat Müslüman kimliği olduğu bilinen liderler en fazla kınama mesajları yayınlayabiliyor. Bizim memlekette ise durum daha da rezil durumda. Filistinlilerin bir asır önce toprak satıp satmadığıyla ilgileniyor sekülerlerimiz. Osmanlı’ya ihanet ettiklerini ileri sürüp, bomba yağmuruna tutulan çocuklara oh olsun diyorlar. Öldürülen siviller için kökleri kazınsın bu Arapların, Ortadoğu temizlensin bunlardan diye debeleniyorlar. Dünyada bir asır önce yaptığı iddia edilen bir eylemden dolayı öldürülmesi makul görülen tek millet, Filistinlilerdir. Bunu yapanlar da Osmanlı’yı asla sahiplenmeyen insanlar halbuki. İşlerine gelince Osmanlı milliyetçiliği yapıyorlar, gelmeyince Osmanlı‘ya “İslamcı” damgası yapıştırıp nefret kusuyorlar. Halbuki tarihinde hiç soykırım ve sömürge olmayan atalarımız, Kudüs’ün huzurlu geçirdiği yaklaşık 400 senenin mimarlarıdır. Bugün, 80 yıl önce Nazilerin Yahudilere yaptıklarından dem vurarak tek bir Alman’ın dahi öldürülmesi dünyayı ayağa kaldırabilir ama benzer sebepten Filistinli 500 çocuğun ölüme terk edilmesine bizim sekülerlerimiz alkış tutabiliyor.
İsrail’deki çatışmadan kaçan Yahudiler soluğu Antalya’da İstanbul’da huzurla alabiliyor. Çünkü 6 asırlık medeniyetin evlatlarının vatanı hala güvenilir, hala sığınmak için bir kale. Ve ne hikmetse, gelenler Müslüman olmadığı için, mülteci düşmanlarının ağzından tek laf çıkmıyor. İnsanlık tarihinde görülmemiş bir eziyet, neredeyse 60 yıldır süregeliyor ve bu yaşananların hepsi, sivil konvoyların vurulması, hastanelerin ve camilerin bombalanması, elektrik ve suyun kesilmesi, 2 milyon insanın göz göre göre katledilmesi, hepsi ama hepsi Müslüman oldukları için Filistinlilere reva görülüyor. Onların bu halde olmasının müsebbibleri ise hala utanmadan mağdur edebiyatı yapabiliyor ve hatta bizim ülkemizde dahi kendine destekçi görebiliyor. Sorunca diyorlar ki İsrail’in kendini savunma hakkı var ama Filistinlilerin yok, İsrail topraklarını koruyor ama Filistinliler koruyamaz, İsrail terörle mücadele ediyor; hastanelerde can çekişen kadın ve çocukları, namaz kılan insanları vurarak... Bunları olduğu gibi, bu haliyle tüm dünyaya hitap ederek söyleyen tek siyasi lider Erdoğan. Bunu üzülerek yazıyorum. Bu yalnızlık çok acı verici, insanı kahrediyor. Mısır’ın başındaki, Gazze halkı sabretsin diyor; diğer Arap ülkelerinin başındakiler ya politik mesajlar vermekle ya da sessiz kalmakla meşgul. İnsanların itibarı, onuru, toprakları, aileleri bir bir yok edilmeye çalışılıyor derken bugün ilk insani yardım uçağı Türkiye’den kalktı. Hem duygulandım hem öfkelendim. Dedelerimizin 3 kıtaya hükmettiği senelerin kısacık bir esintisi böyle anlarda iyice içine işliyor. Sınırların yanıbaşındaki devletlerin hiçbirinden böyle bir girişim olmayışıysa eminim hepimizi çileden çıkarıyor. Ama şiirde dediği gibi, belki politik ve ekonomik gücünü zorlayarak da olsa, tarihi mirasının ve kültürel ahlakının gereğini yine bizim güzel vatanımız, güzel devletimiz yapıyor; “Vefalı Türk geldi yine, selam Türk’ün bayrağına!” Yanında ancak bu kadar olabildiğimiz Filistinli mazlumların Allah yar ve yardımcısı olsun.
İran’ın ne niyetlerle fonladığı belli olan Hamas ile İsrail’in, o mazlumların kanını akıtmak için sürdürdüğü bu danışıklı dövüşün, o masum canlar için hayırla ve huzurla bitecek sonunu görmek bizlere nasip olsun. Bunlar şüphesiz ki, insanları kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeksizin katledenlere sesini çıkartmayan, sözde medeniyet, demokrasi, insan hakları temsilcilerinin sahnedeki son görüntüleridir. Bu sahneye bir asırdır içeride ve dışarıda Batının vagonunda konforlu yolculuk yapanlar da bizlerle beraber şahit olacaktır. Zirveye tırmanan “Zulüm”  trenin son yolculuğudur. İnşaAllah. Vesselam.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.