23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 22.05.2022

Savaş mı, barış mı, vurgun mu?

1897 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Lev Tolstoy’un 1805-1813 yıllarında Rus-Fransız savaşlarını konu alan Savaş ve Barış romanı, edebiyat dünyasında;  Dünyanın en büyük (savaş) romanı  olarak nitelendirilmiş bir eserdir. Tolstoy bu eserinde,  dönemin Rusya'sının birçok kesiminden insanının hayatını  göstermek bakımından önemli. Tolstoy, bir yandan gelenekleri ortaya çıkarırken diğer yandan adı geçen savaşın doğurduğu halleri de yazmıştır. Saray hayatını ve sosyal hayatı uzun tahlil ve yorumlarla betimleyen roman;  aileler arası evlilikler ve barışla sonlanmaktadır.
Tolstoy’un bu eserinin ardından dünya, çok savaş yaşadı. Son yüzyıl, bir yanıyla insan aklını zorlayan icad ve buluşların diğer yanıyla savaş, çatışma, ölüm ve katliamların yüzyılı olmuştur.
24 Şubat 2022’de başlayan ve başlangıçta Rusya’nın operasyon dediği Rusya-Ukrayna Savaşı ya da Rusya’nın Ukrayna’yı kurulmasını ve varlığını gereksiz görüp ortadan kaldırma hamlesi, küresel salgından sonra yaşanan trajik bir insanlık ayıbı olarak ortaya çıkmıştır ve hala devam etmektedir.
Bilindiği üzre, savaşların etkisi sadece savaşan ülkelerde görülmez ve yaşanmaz. Onlarla beraber yakın ya da uzak bir çok ülkede de görülür ve yaşanır. Bir anlamda savaş; çarpışan ülkeler kadar onların uzak- yakın komşuşarı ve tarafları için de bir imtihandır. Bu imtihan bazı avantajlar sağlarken bazı dezavantajlar da getirebilir. İmtihan, bu avantajları savaştan daha çok önemseyip savaş vurgunluğu yapıp yapmama noktasındadır. Ve savaş kadar kötü olan ikinci insanlık ayıbı bu noktada yaşanmaktadır. Bu durum, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da yeniden ortaya çıkmıştır. Bir yanda savaşın tarafları ve has mağdurları olarak kadın, çocuk, yaşlıların yollardaki acınacak halleri,  diğer yanda sivil - asker cesetleri...  Bütün bunlar dünyanın diğer yanlarında Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Libya’da, Afganistan’da, Yemen’de, Arakan’da, Afrika’da yaşanırken görmezden gelen Batı’nın Ukrayna’lılar için duyarlılık kasması da cabası.  
Asıl facia, savaşın bütün ağırlığının yanında salgının da etkisiyle bütün dünyayı savaş vurgunculuğu ile alışveriş çılgınlığının sarmış olmasıdır. Daha çok kazanma hırsının alevlendirdiği bu durumu durduracak bir güç yok.
Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de alışveriş çılgınlık mertebesine yükseldi. Alışverişin bu mertebeye çıkarılmasında spekülatörlerin “çok zam gelecek” ya da “stoklar bştmiş, hiç mal kalmamış” fısıltıları etkili oldu.
Bu durum aç kalma korkusuyla desteklendi. Ne olursa olsun kazanma hırsının dünyaya nizamat verdiği bu düzende, insandan insanlıktan söz etmek lüks tüketim haline geldi.
Kemal Sayar hocanın “yavaşla” tavsiyesinin hala duyulamamış ve farkedilememiş olması ne kadar vahim değil mi?
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.