23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 20.02.2025

Paşavizyon 17 yaşında!

ST

Seda Türkoğlu ÇAM

1434 4 dk 0 yorum
Paylaş:
Paşavizyon 17 yaşında!

Paşavizyon 17 yaşında!

1990 yılında ilçe statüsü alan Bayrampaşa’da, Mart 2008’de yayın hayatına başlayan Paşavizyon, bu yıl tam 17’nci yaşını kutluyor. Genel Yayın Yönetmenimiz Cemil Sağlam’ın davetiyle, benim de aralarında olduğum gazetenin yazar kadrosu, nezih bir akşam yemeğinde bir araya geldik.
‘Bayrampaşa Belgeseli’
Kutlama yemeğinin sonunda, Cemil Sağlam’ın yorumlarıyla bir de sinevizyon gösterimi gerçekleşti. Ancak bu gösterim, bence mini bir ‘Bayrampaşa Belgeseli’ydi. Paşavizyon’un ilk günden günümüze öne çıkan manşetlerinin, haberlerinin ve reklamlarının yer aldığı sunum, yerel yönetimler, basın-medya özgürlüğü, yerel gazetecilik, ülkedeki ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama dair çok şey anlatıyordu. Atılan zekice manşetlerin cesur tonu, yapılan haberciliğin ve insana dokunmanın heyecanı neredeyse her bir slayt’ta kendini hissettiriyordu.
Cemil Sağlam’ın (nam-ı diğer Cemil Abi) eski manşetleri sunarkenki heyecanı biz yazarlara fazlasıyla geçti. Tabi bence bunda, Cemil Abi’nin Babıali tozu yutmuş olmasının ve ana akım medyadan gelmesinin rolü büyüktü. Gazetenin kağıt ve baskı kalitesinden tutun da kullandığı özenli Türkçe, atılan çarpıcı manşetler, fotoğrafların seçimi, sayfa düzeni, tasarımlar, kullanılan teyitli haberler ve doyurucu içerikler bugün ulusal birçok gazetede dahi yok.
Bu tablonun sebepleri arasında, elbet gazetecilerin de hataları var. Ama günümüz medyasındaki çürümüşlüğün esas sebebi, basın üzerinde yargı sopasıyla kurulan baskılar ve yaratılan korku iklimi…
Şubat ayı meclisinde, hem Bayrampaşa hem İBB Kürsüsü’nden yaptığım konuşmalarda, basın, medya ve ifade özgürlüğüne yönelik son dönemde artan baskıları gündeme getirmiştim. Söz uçar, yazı kalır. Paşavizyon’daki kürsümden de, çağın insanı olarak bu konuya değinmeyi gerekli görüyorum.
Türkiye’de basın özgürlüğü alarm veriyor
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın son 1 yılı kapsayan Basın Özgürlüğü Raporu’na göre:
- Sadece Ocak ayında 14 gazeteci tutuklandı
- 16 gazeteci cezaevinde
- 69 gazeteci gözaltına alındı
- 52 gazeteci haklarında açılan soruşturmalar nedeniyle ifade verdi
- 183 ceza davası açıldı, toplam 47 yıl hapis cezası verildi
- 66 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı
- 26 gazeteci sözlü olarak tehdit edildi
- 5 haber sitesi erişime engellendi, yüzlerce haber sansürlendi
- RTÜK tarafından, basın yayın kuruluşlarına gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 38 ayrı idari para cezası kararı verildi. Toplamda 40.7 milyon TL idari para cezası kesildi. 16 defa yayın durdurma kararı alındı.
Mesele gözaltı ya da tutuklama değil
Mesele basın emekçisi arkadaşlarımızın ifade vermesi, soruşturulması ya da tutuklanması değil. Herkes soruşturulabilir, tutuklanabilir. Mesele, gazeteci arkadaşlarımızın gazetecilik faaliyetleri ile ilgili ifade vermeleri, gözaltına alınmaları ve tutuklanmaları. Tabi bir de kendilerine yapılan muamele.
Gazetecilerin yaptığı haberle ilgili hukuki sorun gören mahkemeye gider. Savcı yazar, karakol çağırır, belirtilen günde gider aslan gibi ifadelerini verirler. Biz bunu tartışmıyoruz! Gözaltı adı altında yapılan ve doğrudan gazeteciliği hedef alan yargı şiddetini tartışıyoruz!
Gazeteciler olmasa neleri öğrenemezdik
Bağımsız gazeteciliğin ve çok sesliliğin engellenmesi, demokratik değerlerle çelişiyor ve ülkemizin uluslararası itibarı üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Kısaca özetlemek gerekirse, gazeteciler olmasaydı neleri öğrenemezdik biliyor musunuz?
- Karaman’daki bir cemaat yurdunda 45 erkek çocuğa cinsel istismarda bulunulduğunu
- ‘Yenidoğan Çetesi’ diye bir çete olduğunu ve bebeklerin para uğruna öldürüldüğünü
- Narin Güran’ın müşterek bir cinayetle öldürüldüğü gerçeğini
- Bolu’daki Grand Kartal Otel’in itfaiye denetiminden geçer not alamadığını ama buna rağmen işletildiğini
- Sinan Ateş cinayetinde ortaya çıkan ilişkiler ağını
- Yunus Emre Vakfı’nın 17 milyon dolar değerinde sahte fatura düzenlendiğini
- KYK yurtlarında meydana gelen asansör kazalarını
- İliç faciasındaki ihmal ve denetim eksikliklerini
- Tüm siyasi reddedişlere rağmen İsrail’le ticaretin devam ettiğini
- Devlet garantili projelerin bütçeden ne kadar para yuttuğunu
Ve daha nicesini öğrenemezdik…
Basın özgürlüğü, halkın özgürlüğüdür. Gazeteci hapisteyse halk hapistedir, gazeteci işten atıldıysa halk işsizdir ve gazeteci sustuysa halk susturulmuştur. Yani basın özgürlüğü yoksa, vatandaşın “haber alma hakkı” ihlal edilmiştir. Vatandaşlar olarak, haklarımıza sahip çıkalım. Yoksa, hiçbir şeyden haberimiz olmaz!
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.