23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 19.06.2017

Katar krizi ya da ABD’nin yeni planları

1305 4 dk 0 yorum
Paylaş:
PANAMA, 1519’da İspanyollar tarafından kurulmuş, 1821’de İspanya’dan bağımsız hale gelmiş sonra Latin Amerika’dan oluşturulan Gran Kolombiya birliğine katılmış, daha sonra da Kolombiya’nın eyaleti olmuş bir ülke. 1903’te ABD, Panama’nın bağımsızlığını desteklemiş ve Panama bağımsız olmuştur. Bağımsızlıktan  hemen sonra, ABD ile Kanal Antlaşması imzalanmış ve çalışmalar sonunda 1914 yılında Panama Kanalı açılmıştır. 1968’de orta sınıfın desteklediği bir askeri darbeyle, Panama Ulusal Muhafızlarından General Omar Torrijos yönetimi ele geçirir ve Kanal Antlaşmasını gündeme getirerek yeni koşullarla 1977’de yeniler. General Omar Torrijos, 7 Eylül 1977’de ABD Başkanı Jimmy Carter ile imzaladığı Kanal Antlaşması ile Panama Kanalı’nı egemenlik ve işletme hakkının 1999 yılında ABD’ den Panama Devleti’ne devrini imzaladığı için de büyük bir ün kazanmıştır. Antlaşmaya göre, ABD, o tarihte, kanal üzerindeki her türlü hakkından vazgeçecek, Kanal Bölgesi’ndeki askerlerini geri çekecek, askeri üslerini boşaltacaktır. Torrijos, Eylül 1978’de, başkanlık görevini Aristides Royo’ya bırakır. Kendisi, Ulusal Muhafızların komutanlığına devam eder. General Torrijos, 31 Temmuz 1981’de bir uçak kazası sonucu ölür. General Manuel Antonio Noriega, Genelkurmay Başkanlığı görevine gelir. Noriega da, ülkenin “güçlü adamı” ve iyi bir lider rolü oynamaya başlar. Ardından Royo, Ricardo de la Espriella, Başkan Yardımcısı Jorge İllueca, Ardito Barletta ve Arturo Delvalle Hengiquez dönemleri yaşanır. 
Bu arada, Noriega, ABD çıkarlarına ters düşen bir çizgi izler. Reagan yönetimi Noriega’ya karşı tavır alır ve 1985’ten itibaren Noriega aleyhinde yoğun bir karalama kampanyası başlatır, Noriega’nın istifa etmesi istenir.  Noriega buna yanaşmayınca, ABD tarafından; çifte ajan, uyuşturucu, silah kaçakçısı, katil, ırz düşmanı vb. olarak suçlanır. Delvalle’nin 25 Şubat 1988’de, Noriega’yı Genelkurmay Başkanlığı görevinden alır, Ordu, bu kararı tanımaz, ertesi gün Cumhurbaşkanı Delvalle’yi görevden uzaklaştırılır. Delvalle, Panama’da ki bir ABD üssüne sığınır. Delvalle’ nin yerine Solis Palma Cumhurbaşkanı olur. ABD, Palma’yı tanımaz ve Panama’ ya ekonomik ambargo uygulamasını başlatır. Ambargoya, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS), üyesi devletler de katılır. ABD,  Ekim 1989’daki bir darbe girişiminde bulunur ama başarısız olur. Sonra Noriega, devlet başkanlığı görevini de üstlenir. Bunun üzerine ABD yönetimi Panama’ya askeri müdahalede bulunur (23 Aralık 1989). ABD askerleri sokak sokak Noriega’yı ararlar. Noriega, Vatikan Büyükelçiliği’ne sığınmıştır. İki hafta sonra teslim olur (Ocak 1990), ABD’ye götürülür ve orada yargı önüne çıkarılır.  Guillerno Endera,  Panama’nın yeni devlet başkanı seçilir ve ABD yeni yönetime 1 milyar Dolar yardım yapacağını açıklar…
Nereden çıktı şimdi Panama? Katar krizinin ilk günlerinde nedense aklıma geldi. Katar krizinin tam da Trump’ın; Riyad ziyareti sırasında Suudi Arabistan ile 110 milyar Dolarlık bir silah satış anlaşması imzalamasından yine Trump’ın, Katar’ı teröre destek verdiğini açıklamasından, kriz öncesi Bahreyn Kralı Hamad Bin İsa El Halife, Katar'ı ülkesinde kaos çıkarmaya çalışmakla suçlamasından,Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamid es-Sani'nin askeri okul mezuniyet töreninde; İran ve Körfez ülkeleri arasında artan gerilimi eleştirip, Hizbullah ve Hamas'a karşı anlayış gösterilmesi gerektiğini söylemesinden ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'da uzun süre kalamayacağını ifade etmiş olmasından sonra  ortaya çıkması da çok ilginç.
Henüz olmadı ama ABD’nin Katar Emirini teröristlikle hatta olmayan nükleer silahlarla suçlaması yakındır. Eğer bu tutmazsa, Suudi yönetimiyle oyun oynayan Trump, Katar’a demokrasi de getirebilir (!) diye düşünüyorum.

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.