Aynı idman, aynı maç; peki neden gelişim aynı değil?
Can Kaan SAĞLAM
Bir takım düşünün…
Aynı yaş grubundaki çocuklar, aynı antrenmana çıkıyor. Aynı hareketleri yapıyor, aynı antrenörü dinliyor, aynı süre boyunca çalışıyor ve hafta sonunda aynı maçlarda forma giyiyor.
Fakat birkaç ay sonra çocukların gelişimlerine baktığımızda ortaya çok farklı görüntüler çıkabiliyor.
Bir oyuncu fiziksel olarak hızla gelişirken diğeri geride kalabiliyor. Bir oyuncunun şut yüzdesi kısa sürede yükselirken başka bir oyuncu aynı seviyede kalabiliyor. Bir çocuk sahada daha özgüvenli ve cesur hale gelirken bir diğeri hata yapmaktan korkmaya başlayabiliyor.
Peki aynı idmanı yapan çocukların gelişimi neden aynı olmuyor?
Çünkü sporcu gelişimi yalnızca yapılan antrenmandan ibaret değildir.
Her çocuğun gelişim hızı farklıdır
Özellikle altyapı sporlarında unutulmaması gereken en önemli konu biyolojik gelişim farklılıklarıdır.
Takvim yaşı aynı olan iki çocuğun fiziksel gelişimi aynı seviyede olmayabilir. Aynı yaş grubundaki bir sporcu daha erken gelişim gösterirken başka bir sporcu birkaç yıl sonra fiziksel olarak aynı seviyeye ulaşabilir.
Bu nedenle altyapıda bugün daha güçlü, daha hızlı veya daha uzun olan çocuğu geleceğin kesin olarak daha iyi oyuncusu gibi görmek büyük bir yanılgıdır.
Bazen bugün fiziksel olarak geride görünen çocuk, doğru çalışma ve sabırla birkaç yıl sonra takımın en önemli oyuncularından biri olabilir.
Antrenmana katılmak ile antrenman yapmak aynı şey değildir
Bütün çocuklar aynı antrenmanda bulunabilir ancak antrenmanı aynı şekilde yaşamaz.
Bir oyuncu hareketi neden yaptığını anlamaya çalışır, antrenörü dikkatle dinler ve yanlış yaptığı noktaları düzeltmeye uğraşır.
Başka bir oyuncu ise yalnızca hareketi tamamlamaya odaklanabilir.
Dışarıdan baktığımızda ikisi de aynı idmanı yapmıştır. Ancak öğrenme açısından aynı idmanı yapmamışlardır.
Sporcu gelişiminde tekrar sayısı kadar tekrarın kalitesi de önemlidir.
Konsantrasyon gelişimin görünmeyen tarafıdır
Özellikle çocuk sporcular için odaklanma becerisi büyük fark yaratır.
Bir saatlik antrenmanda bütün çocukların fiziksel olarak sahada olması mümkündür. Fakat zihinsel olarak herkes aynı süre boyunca antrenmanda değildir.
Bazı oyuncular anlatılan detayları hemen yakalar.
Ayak pozisyonuna, pas zamanlamasına, savunmadaki duruşuna veya şut mekaniğine dikkat eder.
Bazı oyuncular ise bu ayrıntıları kaçırabilir.
Aylar boyunca biriken küçük ayrıntılar zamanla büyük gelişim farklılıklarına dönüşür.
Saha dışındaki yaşam da gelişimin bir parçasıdır
Bir sporcunun gelişimini sadece antrenman saatlerine bakarak değerlendiremeyiz.
Uyku düzeni, beslenme, okul temposu, günlük hareket miktarı, ekran süresi ve dinlenme kalitesi bile gelişimi doğrudan etkileyebilir.
Aynı takımda haftada dört antrenman yapan iki oyuncudan biri düzenli uyuyup iyi beslenirken diğeri sürekli yorgun şekilde antrenmana geliyorsa zaman içerisinde gelişim hızlarının farklılaşması son derece doğaldır.
Çünkü vücut antrenmanda uyarılır ancak gelişim büyük ölçüde dinlenme sırasında gerçekleşir.
Çocuğun psikolojisi oyunun içindedir
Çocuk sporcuların gelişiminde özgüven konusu da çok önemlidir.
Bir oyuncu hata yaptığında tekrar denemeye devam ederken başka bir oyuncu hata yapmaktan korkabilir.
Özellikle sürekli eleştirilen, takım arkadaşlarıyla kıyaslanan veya hata yaptığında ağır tepki gören çocuklarda zamanla risk almama davranışı gelişebilir.
Oysa spor öğrenmenin doğasında hata vardır.
Şut kaçırmadan şutör olunmaz.
Top kaybetmeden oyun kurucu olunmaz.
Savunmada hata yapmadan doğru pozisyon öğrenilmez.
Çocuğa hata yapma alanı bırakılmadığında gelişim alanı da daraltılmış olur.
Maç süresi aynı olsa bile maç deneyimi aynı olmayabilir
İki oyuncunun maçta 20 dakika süre alması, ikisinin de aynı tecrübeyi kazandığı anlamına gelmez.
Bir oyuncu sürekli topun içinde olabilir, karar verebilir, sorumluluk alabilir ve hata yapabilir.
Diğer oyuncu ise oyunun içerisinde daha pasif kalabilir.
Bu nedenle özellikle altyapıda sadece kaç dakika oynandığına değil, o dakikalarda oyuncunun ne kadar aktif olduğuna da bakmak gerekir.
Gerçek gelişim, oyuncunun karar vermek zorunda kaldığı anlarda ortaya çıkar.
Aile yaklaşımı gelişimi etkileyebilir
Altyapı sporlarında antrenör kadar ailenin yaklaşımı da önemlidir.
Maçtan sonra çocuğa sürekli:
“Kaç sayı attın?”
“Niye daha fazla oynamadın?”
“Arkadaşın senden daha iyi oynadı.”
gibi sorular sorulması, çocuğun spora bakışını değiştirebilir.
Bunun yerine:
“Bugün kendince neyi daha iyi yaptın?”
“En çok nerede zorlandın?”
“Antrenörünün söylediği hangi şeyi uygulayabildin?”
gibi sorular çocukta gelişim odaklı düşünce oluşturur.
Çocuğun sürekli sonuç üzerinden değerlendirilmesi yerine süreç üzerinden desteklenmesi çok daha sağlıklıdır.
Asıl yarış takım arkadaşıyla değil, kendisiyle olmalıdır
Altyapıda yaptığımız en büyük hatalardan biri çocukları sürekli birbirleriyle kıyaslamaktır.
Oysa her sporcunun gelişim yolculuğu farklıdır.
Bir çocuk 12 yaşında çok hızlı gelişebilir.
Başka bir çocuk 15 yaşında büyük bir sıçrama yaşayabilir.
Bugün takımın en iyisi görünen oyuncunun birkaç yıl sonra aynı noktada kalması mümkündür. Bugün fazla dikkat çekmeyen bir oyuncunun ise disiplinli çalışmayla çok daha ileri seviyelere ulaşması mümkündür.
Bu nedenle altyapıda esas soru:
“Takım arkadaşından daha iyi mi?”
değil,
“Dünkü halinden daha iyi mi?”
olmalıdır.
Sonuç olarak aynı antrenmanı yapmak, aynı gelişimi garanti etmez.
Çünkü sporcu gelişimi; fiziksel yapı, biyolojik gelişim, karakter, konsantrasyon, özgüven, aile desteği, uyku, beslenme, çalışma disiplini ve öğrenme isteği gibi birçok parçanın birleşiminden oluşur.
Antrenörün görevi de bütün çocuklardan aynı oyuncuyu çıkarmaya çalışmak değil, her çocuğun kendi potansiyelinin en iyi haline ulaşabileceği ortamı oluşturmaktır.
Altyapıda sabırlı olmak gerekir.
Çünkü bazen bugün en geride görünen çocuk, yarının en fazla gelişen oyuncusu olabilir.