Yaz sıcağında spor yaparken sağlığınızı riske atmayın
Leyla ALTINTAŞ
Yaz ayları geldiğinde parklar, yürüyüş yolları ve sahiller hareketleniyor. Kimimiz güne erken saatlerde yürüyüş yaparak başlıyor, kimimiz bisiklete biniyor, kimimiz ise açık havada spor yapmayı tercih ediyor. Hareket etmek elbette sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak yazın yükselen hava sıcaklıkları, egzersiz yaparken bazı önemli kurallara daha fazla dikkat etmemizi gerektiriyor.
Bir fizyoterapist olarak özellikle yaz aylarında; baş dönmesi, aşırı yorgunluk, kas krampları ve sıvı kaybına bağlı şikâyetlerle karşılaşan kişilerin sayısında belirgin bir artış görüyorum. Oysa birkaç basit önlemle hem spor yapmaya devam etmek hem de sağlığımızı korumak mümkündür.
Yazın yapılan en büyük hatalardan biri, günün en sıcak saatlerinde egzersiz yapmaktır. Saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş ışınları daha dik gelir ve vücut ısısı hızla yükselir. Bu durum yalnızca performansı düşürmekle kalmaz, sıcak bitkinliği ve hatta sıcak çarpması gibi ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Mümkünse yürüyüş, koşu veya bisiklet gibi açık hava aktiviteleri sabah erken saatlerde ya da güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatlerinde yapılmalıdır.
Bir diğer önemli konu ise su tüketimidir. Egzersiz sırasında terleme yoluyla yalnızca su değil, vücudumuz için gerekli mineraller de kaybedilir. Susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek, performansın korunmasına ve kasların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Özellikle uzun süreli egzersizlerde yeterli sıvı alımı, kas krampları ve aşırı yorgunluk riskini azaltır.
Kıyafet seçimi de düşündüğümüzden daha önemlidir. Açık renkli, ince, havayı geçiren ve teri emen spor kıyafetleri tercih edilmelidir. Ağır ve kalın giysiler vücut sıcaklığının daha da yükselmesine neden olabilir. Şapka kullanmak ve güneş gözlüğü takmak da özellikle açık alanda spor yapanlar için faydalı bir alışkanlıktır.
Yaz aylarında egzersiz yaparken vücudumuzun verdiği sinyalleri dinlemek gerekir. Baş dönmesi, mide bulantısı, aşırı halsizlik, çarpıntı, yoğun baş ağrısı veya kaslarda beklenmeyen kramplar hissediliyorsa egzersiz derhal sonlandırılmalı, serin bir ortama geçilmeli ve yeterli sıvı alınmalıdır. Bu belirtiler hafife alınmamalı; düzelmiyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, ileri yaştaki bireyler ve çocuklar sıcak havanın olumsuz etkilerine karşı daha hassastır. Bu kişilerin egzersiz programlarını hekim ve fizyoterapist önerileri doğrultusunda planlamaları daha güvenli olacaktır.
Egzersize başlamadan önce kısa bir ısınma yapmak, yazın da önemini korur. Bazı kişiler sıcak havada kasların zaten hazır olduğunu düşünerek ısınmayı atlayabiliyor. Oysa kasların egzersize hazırlanması, sakatlanma riskini azaltır ve hareketlerin daha rahat yapılmasını sağlar. Aynı şekilde egzersiz sonrasında birkaç dakikalık esneme hareketleri kasların toparlanmasına katkı sağlar.
Yaz mevsimi, doğayla iç içe olmanın ve hareket etmenin en güzel zamanlarından biridir. Ancak daha fazla spor yapmak uğruna vücudumuzu zorlamak doğru değildir. Egzersizin amacı sağlığımızı geliştirmek olmalıdır; sağlığımızı riske atmak değil.
Unutmayalım ki sağlıklı yaşam, sadece hareket etmekle değil, doğru zamanda, doğru koşullarda ve bilinçli şekilde hareket etmekle mümkündür. Kendinize uygun bir tempo belirleyin, yeterince su için, güneşin en etkili olduğu saatlerden kaçının ve vücudunuzun verdiği uyarıları dikkate alın. Böylece yazın tadını çıkarırken sağlığınızı da koruyabilirsiniz.