İls Sont Eux
Ağır ceza reisi duruşmaya girerken
safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına
kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin
garip bir tarafı var
kaşlarını çatınca bir çocukluk
dolduruyor yüzünü
ürkünç bir uğursuzluk
gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin
makam arabasına binerken her seferinde
bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına
saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar
bu dudak
öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca
kendini valiye vermiyor bakır dudak
görmüyor alay komutanı tekmil alırken
gömleğine bir damla civanın sızdığını
bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor buruşuk pardesüsüyle bir babanın
kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince
karısı
katlanmış kilimlerle uyum içinde
kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına
büyük kız kanepede bu ara
bir göl gezintisine çıkmıştır
kelebek ölülerinden bir ırmakta
sürüklenmektedir lisebirdeki oğlan.
Kız için
sırlara karışmaktır
bir gölün ortasında olmak
erkek kardeşi bir türlü
varamaz herhangi bir sırra…
İki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.
Dışarda soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor
gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin
bekçi
mavi zehir şiddetinde düdük çalarak
bir soru soruyor karanlığa
bütün cevaplar sendedir, saklama
diyor karanlık ona
bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü
bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor
copunu gösteriyor lisebirdeki oğlana
sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan
bir kadına bıyık buruyor
buruk bir sabah
başlıyor acılı olduğu
açıkça anlaşılmayan
dünyada.
İsmet ÖZEL
Yedi renkli bir karmaşa içerisinde yol almaya çalışan ADALET sistemimiz her geçen gün bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir.
Adalete erişim, adalet sisteminin kalitesi ve adalet sistemine güven, Türkiye gündeminin en önemli ve en tartışmalı konuları arasında yer alıyor. Bir Sivil Toplum kuruluşu Raporu’na göre, yargı kurumları %18,4 ile en güvenilmeyen kurumlar arasında üçüncü sırada yer alıyor. Çalışmaya katılanların %14,2’si hukuk/adalet sistemini Türkiye’nin acilen çözülmesi gereken sorunları arasında sayıyor. İlk iki sırada yer alan ekonomi ve enflasyon/hayat pahalılığı/zamların aynı meseleye tekabül ettiğini dikkate aldığımızda, hukuk sistemi Türkiye’nin acilen çözülmesi gereken sorunları arasında ekonomik sorunlardan sonra ikinci sırada yer alıyor.
Hatta, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik koşulların belirli ölçüde konjonktürel olduğu göz önünde bulundurulduğunda ve bu çerçevede ekonomiyi görece ‘geçici’ bir sorun olarak değerlendirdiğimizde, adalet Türkiye’nin en önemli ve yerleşik sorunu olarak öne çıkıyor.
Bu sonuçların sürpriz olmadığını belirtmek gerekir. Uzun süredir yapılan birçok araştırma Türkiye’de adalete güvenin son derece düşük olduğunu gösteriyor. Örneğin, bir araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre Türkiye’de adalet sistemine güven %24,5 seviyesinde. Bu, neredeyse her on kişiden sekizinin adalet sistemine güvenmediğini gösteriyor.
Peki bu güveni ortaya çıkaracak çözüm önerileri ya da toplumsal bir mutabakat arayışı var mı !
Maalesef şu anda herkes kendi işine gelen adaletin arayışı içerisinde…
Güçlünün değil Haklının kazandığı bir adalet sisteminin kurulabilmesi için, eğitim ve dini kurumların yeniden dizayn edilmesine ve bu üç kavramın siyaset üstü bir bakış açısı ile Büyük Türkiye İdeali kapsamında şekillendirilmesine ihtiyaç vardır.