Transfere harcanan paralar, içinde yaşadığımız küresel kriz ortamında gerçekten düşündürücü ve bu paraların nasıl ödeneceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Gerçekten de hiçbir fayda maliyet analizi yapılmadan ve finansman kaynağı bulunmadan transfere oluk gibi akıtılan bu paralar, kulüplerimizin başını fena ağrıtıyor.
Transfer hataları
Futbolda transfer işi başlı başına incelenmesi gereken bir olgu. Transfer piyasasında boşa harcanan paralar ciddi bir savurganlık yaratıyor ve verimsizliğe yol açıyor. Bu savurganlığa neden olan sistemik transfer yanlışları olarak karşımıza çok farklı ögelerle çıkmakla birlikte bunların içinde en önemlileri:
Yeni teknik direktörün takımına damgasını vurmak için yaptığı fiyasko transferler.
Emekliliğinin sonuna gelmiş, sadece paranın konsantrasyonu ve motivasyonuyla ayakta kalan yaşlı oyuncuların transfer edilmesi.
Alt yapıdan alıp da oyuncu yetiştirmek yerine, hazır futbolcuda ısrarla edilmesi.
18-20 yaş aralığındaki oyunculara 'çok genç' deyip güvenilmemesi.
Bir mevkiye gereğinden fazla farklı özellikleri olmayan oyuncu transferi.
Doğru transfer
Transfer piyasasında 'altın kural' bir futbolcuyu değerini bulduğunda satmaktır. Formunun zirvesine çıkmış, yaşı ilerlemeye yüz tutmuş, tam olgunluk çağında ancak hala takım için iş yapan oyunculara talip çıktığında hemen satman, transferin altın kuralıdır.
Sorunlu ama yetenekli futbolcuyu ucuza al, rehabilite et ve değerini bulduğunda sat.
Her zaman başkalarının görmediği oyuncuları sapta, onları izle, çok genç yaşta satın al, hatta memleketlerinden ailesiyle birlikte onu kulübe getir, öğrenimini karşıla, ailesine destek ol. (Barcelona’nın bugün ele avuca sığmayan süper bücürü Messi’nin, Arjantin’den daha 13 yaşındayken İspanya’ya getirilip, kulübe kazandırılması buna çok tipik örnektir.)
Arsenal’de Arsen Wenger’in gösterdiği cesareti göster. Gerekirse yetenekli “çocuklar”dan kurulu bir takımla mücadele etmeyi göze al.
Kesinlikle scouting (Futbolcu izleme-değerlendirme) uygulamasının kulüplerde hayata geçirilmesi ve bu şekilde daha çok genç yaşta oyuncuların takıma kazandırılması.
Transferde O.Lyon Kuralları
Olimpik Lyon daha bundan on yıl öncesine kadar 10 milyon Euro bütçesi ve sıradan bir 2. Lig takımıyken, bugün piyasa değeri 200 milyon Euro’ya, bütçesi 300 milyon Euro’ya ulaşan, Fransız Lig 1’i üst üste 8 kez kazanan ve Şampiyonlar Ligi’nde hemen hemen her yıl ortalama en az çeyrek final oynayan bir takım nasıl oldu da bu noktaya geldi?
O.Lyon’un efsane başkanı Jean-Michel Aulas’a göre, farklı görüşteki insanları bir araya getirerek, onların görüşlerinden bir uzlaşmaya ve en iyi fikre ulaşmak, tek bir uzmanı dinleyerek yapılan transferden daha iyi ve isabetlidir.
Bir başka O.Lyon kuralı ise: Bir oyuncunun alınacağı en iyi dönem, yirmili yaşların başıdır. Genelde 20-22 yaşları arasında üniversitede okuyan veya lisede öğrenim gören oyuncular transferde çok avantajlıdır.
Özellikle ümit milli ve 17 yaş altında oyuncuların oynadığı turnuvaları sıkı takip et ve yetenekli oyuncuları hemen ikna edip, takımın kadrosuna kat.
Eğer bir kulüp bir oyuncunuza değerinden fazla para ödüyorsa, oyuncuyu hemen sat. O.Lyon başkanı Aulas’a göre “Oyuncu almak ve satmak, futbol performansını geliştirmekle ilgili bir şey değil. Bu büyük bir kar elde edilen ticari bir aktivite”
Paranız olsa bile transfer yapmak gerçekten meşakkatli bir iştir. Ancak tüm bu sıkıntıların sonucunda bir fiyasko ile de karşılaşma olasılığı her zaman mevcut, onu da göz ardı etmemek gerekiyor.
Sonuç
Özellikle günümüz endüstriyel futbolunda sportif performansın mali performansa, mali performansın da tekrar sportif performansa dönüşmesi kulübün orta ve uzun vadeli geleceği açısından çok önemlidir. Çünkü bu süreç içinde takımın piyasa değeri ve buna bağlı olarak da futbol gelirlerinin büyümesi sağlanmış olur. Borca dayalı bir büyüme modeliyle futbolumuzun finansmanının sağlamaya çalışıyoruz. Bu başarı döngüsü içinde mali performans sportif performansı getirmezse, kulüplerimiz önemli finansal sıkıntılara katlanmak durumunda kalır. Bu bağlamda kulüplerimizin yapmış olduğu transfer harcamaları bugünkü yapısıyla sürdürülebilir bir dinamik olarak görünmüyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürün olumsuz etkisi de dikkate alındığında; elimizdeki kıt kaynakları çok etkin ve verimli kullanmak durumundayız. Oysa bugünkü uygulama tam anlamıyla bir transfer çılgınlığına doğru yol almaktadır. Fayda maliyet analizinin yapılmadığı; kurumsal yönetişim temelinde varlık ve risk yönetiminin gerçekleştirilemediği futbolumuzda, içinde soluklandığımız dinamikler sürdürülebilir dinamikler değildir. Burada yapılacak hatalı uygulamalar, bir yandan kıt kaynakların heba edilmesini gündeme gelirken; diğer taraftan yetenek havuzumuzdaki gençlerimizin önlerinin kesilmesine de neden olmaktadır.
Özellikle yanlış transferleri en aza indirebilecek scouting (izleme ekibinin) uygulamasının kulüplerimizde olmayışı; bu işe gerekli kaynağın ayrılmaması, bizleri çok daha büyük maliyetlere katlanmak durumunda bırakıyor.
ŞİMDİ SORUYORUM
Hemen hemen her takımın alt yapısı var. Alt yapılarda zebellah gibi defans ve kanat oyuncularından başka bir şey yetişmiyor. Alt yapıdan sağ kanada, sol kanada ve stopere oyuncu çıkartamıyorsan o alt yapıyı kapatacaksın. Boşu boşuna masraf yapmayacaksın. Alt yapılardan golcünün çıkması zordur. Evet onu transfer yapabilirsin, ama diğer kanatlar için bu görüşe kesinlikle karşıyım. Bir kulüp sağ, sol ve stopere oyuncu transfer yapıyorsa hele hele yaşı geçmişse, düşündürücü?
Etiketler: