Günümüz meslek erbaplarının en büyük sorunu Çırak/Kalfa.
Birçok sektörün gelişimini etkileyen ve bazı mesleklerin unutulmaya yüz tutmasına sebep olan, mesleğin aktarılacağı gençlere ulaşamamak. Dilimize pelesenk olmuş “Şimdiki gençler oturarak para kazanmak istiyor, beyaz yakalı olmak istiyor, yorulmadan çok para kazanmak istiyor” diye ama arka planda büyük rol oynayan aileleri görüyor muyuz?
Önceki nesillerin de bu kuşak için “Ben çektim o çekmesin!, Ben yıprandım o yıpranmasın!, Çocuğum beyaz yakalı olsun.” diye diretmesi. Evet her ebeveyn evladının en yüksek mevkilerde, makamlarda, çok yıpranmadan, yorulmadan para kazanmasını, itibar kazanmasını ister ama unuttuğumuz bir şey var; “Emek olmadan, ekmek olmaz.” Bizler bu süreçlerden geçerek, bu günlere geldik. Sorsanız onlar da anlatır. Ah kafamıza az vurulmadı, az yer süpürmedik, az yürüyerek eve gidip-gelmedik diye. Biz hayatı, çalışmayı, para ve itibar kazanmanın zorluğunu yaşayarak öğrenen son nesildik sanırım. Kuaförlük mesleğini 42 yıl icra eden bir annenin evladıyım. Okul hayatım sürecinde günün kalan yarısında o dükkanda çalışmayı da, geçinmeyi de, savaşmayı da öğrendiğimi düşünüyorum. Bugün annemin yanında koluma bilezik olarak taktığım meslek bilgisi sayesinde kurumun temsilen işimin başındayım. Tekstil işi yapan dayım da ağabeyimi alır hafta sonları çuval taşıttırırdı. Nitekim ağabeyim Samsun BESYO bitirip, Yüksek Lisansı’nı da tamamlayarak bugün kendi işletmesinin başında. Bu noktada ebeveynlere küçük bir serzenişte bulunmak isterim. Çocuklarınızı mutlaka bir meslek erbabının yanında pişmeye gönderin. Bu çocuklar şuan evde bir lamba değiştirmeyi bile bilmiyor, bir bardak su getirmeye eriniyor. Yarın bir avukat, bir doktor olacak ama bu çocuklar birer ebeveyn de olacak. Hayatı öğrenmenin en güzel yolu da biraz hayata atılarak olacaktır. Çocuklarımızı, gençlerimizi meslek öğrenmeye yönlendirmenin hem onları kazanmamıza, hem hayatı öğrenmelerine hem de bizlere büyük katkısı olacaktır.
Z kuşağının mottosu “Hiç bir şey imkansız değildir.”
O halde gençlerimizi geleceğe hazırlama adına teşvik etmeliyiz.
Birçok sektörün gelişimini etkileyen ve bazı mesleklerin unutulmaya yüz tutmasına sebep olan, mesleğin aktarılacağı gençlere ulaşamamak. Dilimize pelesenk olmuş “Şimdiki gençler oturarak para kazanmak istiyor, beyaz yakalı olmak istiyor, yorulmadan çok para kazanmak istiyor” diye ama arka planda büyük rol oynayan aileleri görüyor muyuz?
Önceki nesillerin de bu kuşak için “Ben çektim o çekmesin!, Ben yıprandım o yıpranmasın!, Çocuğum beyaz yakalı olsun.” diye diretmesi. Evet her ebeveyn evladının en yüksek mevkilerde, makamlarda, çok yıpranmadan, yorulmadan para kazanmasını, itibar kazanmasını ister ama unuttuğumuz bir şey var; “Emek olmadan, ekmek olmaz.” Bizler bu süreçlerden geçerek, bu günlere geldik. Sorsanız onlar da anlatır. Ah kafamıza az vurulmadı, az yer süpürmedik, az yürüyerek eve gidip-gelmedik diye. Biz hayatı, çalışmayı, para ve itibar kazanmanın zorluğunu yaşayarak öğrenen son nesildik sanırım. Kuaförlük mesleğini 42 yıl icra eden bir annenin evladıyım. Okul hayatım sürecinde günün kalan yarısında o dükkanda çalışmayı da, geçinmeyi de, savaşmayı da öğrendiğimi düşünüyorum. Bugün annemin yanında koluma bilezik olarak taktığım meslek bilgisi sayesinde kurumun temsilen işimin başındayım. Tekstil işi yapan dayım da ağabeyimi alır hafta sonları çuval taşıttırırdı. Nitekim ağabeyim Samsun BESYO bitirip, Yüksek Lisansı’nı da tamamlayarak bugün kendi işletmesinin başında. Bu noktada ebeveynlere küçük bir serzenişte bulunmak isterim. Çocuklarınızı mutlaka bir meslek erbabının yanında pişmeye gönderin. Bu çocuklar şuan evde bir lamba değiştirmeyi bile bilmiyor, bir bardak su getirmeye eriniyor. Yarın bir avukat, bir doktor olacak ama bu çocuklar birer ebeveyn de olacak. Hayatı öğrenmenin en güzel yolu da biraz hayata atılarak olacaktır. Çocuklarımızı, gençlerimizi meslek öğrenmeye yönlendirmenin hem onları kazanmamıza, hem hayatı öğrenmelerine hem de bizlere büyük katkısı olacaktır.
Z kuşağının mottosu “Hiç bir şey imkansız değildir.”
O halde gençlerimizi geleceğe hazırlama adına teşvik etmeliyiz.
Etiketler: