22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 20.01.2016

Şehr-i İstanbul

Naser ŞİMŞEK

Naser ŞİMŞEK

1071 3 dk 0 yorum
Paylaş:

İSTANBUL’un şehirleşme tarihi insanlık kültürünün ilk izlerine kadar gitmektedir.
M.Ö. 5000 yıllarından itibaren Kadıköy Fikirtepe, Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı’da yoğun bir şehirleşme olduğu varsayılmaktadır. Tarihi yarımadadaki İstanbul’un kuruluşu M.Ö. 7. Yüzyıla dayanmaktadır. Yenikapı’daki Marmaray kazılarında bu tarih tescillenmiştir. Bu kazılardan Avrupa tarihinin İstanbul’dan geçerek şekillendiği görülmüştür. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Konstantin tarafından yeniden inşa edilip başkent yapılmıştır. 20. Yüzyıla kadar 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunun başkenti konumundadır.Bu süre içinde Ortodoks dünyasının merkezi olan İstanbul, Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılındaki fethi ile İslamiyetin en önemli şehirlerinden biri olmuştur. 
İnsanlık mirası olan İstanbul, tarih içinde birçok mimar ve yazarın mutlaka gelip gördüğü, üzerinde çalışıp proje ürettiği bir şehirdir. Dünyada bilinen İstanbul silüetini, Ünlü Fransız mimar Le Corbusier çizmiştir. Ünlü İtalyan yazar ve şair Edmondo De Amicis hayranlıkla İstanbul’un kimseyi hayal kırıklığına uğratmadığını söyler. Bize miras kalan bu şehrin bizden sonra gelecek nesillerin emaneti olduğunu unutmamak lazımdır.
Endüstri devrimi ile beraber dünyada şehirleşme ve şehir nüfusu hızlı bir artış göstermiştir. Buna bağlı olarak şehirlerdeki yapılar yükselmeye başlamıştır. Aslında tarih boyunca insanlarda bir yüksek bina merakı var olmuştur. İstanbul’da bu hareketten en çok etkilenen dünya şehirlerinden biri olmuştur. Özellikle 1950 den sonra göç hareketi hızlanmıştır. Taksim bölgesinde kısa zamanda yükselen binalar İstanbul silüetini ilk bozan yapılardır. Göçlere bağlı olarak yeni yerleşimler, ilçeler kısa zamanda dolmuştur. Bu süreçte yapılan şehir planları eksik kalmış hatta birçok yer plansız bir şekilde ifrazlı veya hisseli arsalar üzerine inşa edilmiştir. Altyapı ve üstyapı sorunları çok sonradan çözülmüş, yapılan ıslah planları durum kurtarılmaya çalışılmıştır. Yüksek yapılar dünya kentleri gibi İstanbul için de gereklidir. Bunu yaparken tarihi dokuya zarar vermeden tüm şehircilik problemlerini çözmek esastır. 
Şehrin büyümesine bağlı olarak yeni oluşan ilçelerin sadece yatılan konut amacı ile kullanılması problemleri artırmaktadır. Yeni oluşan bölgelerde altyapı ve üstyapı problemleri ile beraber kültürel, ticari, eğitim, sağlık vb çözümlerle o bölgede ikamet eden insanların, şehrin hareketine katmadan yaşamsal alanlar olarak kalmaları modern şehirciliğin kuralıdır.
İstanbul silüetini ve mirasını gelecek nesillere aktarmak adına 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul çevresinde oluşacak yeni şehir çok önem arz etmektedir. İstanbul’u seyrekleştirerek insanların yaşamsal ihtiyaçlarını çözmüş olarak oralarda yaşaması gerek Hükümetimizin gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyesinin  ana hedefi olması gelecek nesiller için bir şanstır.
2016 yılının Dünyaya, Ülkemize, Şehrimize barış, huzur, refah ve mutluluk  getirmesi dileklerimle...
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.