22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.12.2021

Namus ve yalan...

Naser ŞİMŞEK

Naser ŞİMŞEK

1520 3 dk 0 yorum
Paylaş:
2021 yılının bu son ayında gelin hep beraber bir parti başkanını mercek altına alalım.
Bu parti başkanı Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a karşı izlediği “Sistematik yalan siyaseti’’ sonucunda, söylediği yalanlardan dolayı, 2009 yılından bu yana yargı kararları ile 2 milyon 750 bin lira tazminata mahkum oldu.
Dile kolay, tamı tamına 2 milyon 750 bin lira.
Acaba bu parayı nasıl ve nereden ödedi?
Bu yalanlardan bazılarını gelin beraber hatırlayalım!
Bu parti başkanı, 5 Haziran 2009'da, “Erdoğan'ın sahte evrak düzenlemek ve yolsuzluk yapmaktan dosyası olduğu” iddiasında bulundu. 20 bin lira tazminata mahkûm edildi.
15 Mart 2013'te Erdoğan'ı “Terörist grupları silahlandırdıktan sonra Suriye'ye göndermekle” itham etti, 1 milyon lira tazminata mahkûm edildi. Bu yalanı ile diğer taraftan ülkesini teröre destek veren konuma getirmek isteyen bir parti başkanı.
Aklıma bir arkadaşımın, “Türkiye’de fazla demokrasi var” söylemi geldi.
Aynı ay; Cilvegözü, Reyhanlı ve Uludere'de hayatını kaybedenlerin sorumlusunun Erdoğan olduğu yalanını söyledi. Bu iddialarla ilgili de 1 milyon lira tazminat cezası aldı. Şehitlere karşı bakış açışını bu vesile ile de görmüş olduk.
2015'te bu defa Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ‘Altın kaplama klozet’ ve 1100 odası olduğu iddiaları için açılan davada 100 bin lira tazminata mahkûm oldu.
2017-2018 yıllarında ise Man Adası iftirasını öne sürdü. Bu iddialarla ilgili açılan 5 ayrı tazminat davasında 510 bin lira ödemek zorunda kaldı.
Sistematik yalan siyasetini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor bu zat.
İnsanın aklına, acaba bu kaybettiği tazminatları nasıl ödüyor diye de gelmiyor değil?
Bu parti başkanının başka icraatlarını ve sözlerini gelin hep beraber hatırlamaya devam edelim.
Türk İnsanı için söz vermek, yemin etmek, hele hele namus sözü vermek çok önemlidir. Namus sözü verildiyse ne pahasına olursa olsun bu söz tutulur.
2019 yerel seçimleri öncesinde seçimi kazanacakları belediyelerde hiç kimsenin ekmeği ile oynamayacaklarına ve işlerine devam edeceklerine dair “Namus sözü’’ verdi.
Sonuç; Onbinler mertebesinde çalışanın ekmeği elinden alındı, işine son verildi. Peki, yalan söyleyip verdiği “Namus sözünü” tutmayanı hangi sıfat ile adlandırmamız gerekiyor?
Bu parti başkanı bir taraftan “Kandil’e gireceğim” diyor. Bir bakıyorsunuz, sırtını Kandil’e dayayan ve halen cezevinde bulunan bir kişinin “Meydan mitingleri düzenleyin” talimatı ile meydan mitingleri düzenlemeye başlıyor. Mersin mitingine HDP teşkilatlarının zorunlu katılım talimatı aldıklarını görüyoruz. Bu parti başkanı acaba hangi Kandil’e girecek?
Sahi bu “Özü sözü bir olan!’’ parti başkanı kimdir, bilen var mı…

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.