Yerel seçimlere 2 aydan az vakit kala ittifaklar da yavaş yavaş kendini belli etti. Zoraki el sıkışıldığı ilk günlerde bile belli olan Yeniden Refah cephesinden beklenen ayrılık yönündeki açıklamalar gelirken, Devlet Bahçeli ve 55. yılına giren MHP’nin sağlam duruşu cumhur ittifakını ayakta tutmaya devam edecek gibi görünüyor. Yeniden Refah gibi, 5 milletvekilliğini, AK Parti’ye küskün seçmenin oylarıyla, o da büyük oranda ittifak sayesinde alan bir partinin, ilk fırsatta özerk hareket etme, hatta açıkça başkanvekilleri tarafından da ifade edildiği gibi, büyükşehir ve belediyeler talep etme dürtüsüne şahit olmak; herhalde AK Parti’nin MHP ve Bahçeli’nin kıymetini anlamasında daha da etkili olmuştur. Milliyetçiliğin günümüz siyasetinde, dünyanın dört bir yanında, yükselen değer haline geldiği bir atmosferde, Bahçeli’nin partisiyle birlikte sarsılmaz bir irade ve kararlılıkla cumhur ittifakının birliğine sahip çıkması, ayrılığa dönük hiçbir demeç vermediği gibi, bu yönde en ufak bir söyleme izin vermemesi, bugün Erdoğan’ın hala ülkeyi yönetiyor olmasının da, iktidarda terör sempatizanlarına tavizler ve içeriği hala belirsiz sözler verenlerin olmamasının da en büyük sebebidir. Bu nedenle Erdoğan her fırsatta Bahçeli’ye hakkını teslim etse de, AK Parti ve kurmaylarının da MHP’nin gösterdiği feraset ve fedakarlığı daha çok takdir etmesi, bu inançlı desteğin değerini daha iyi bilmesi lazımdır. Zira Bahçeli, hiçbir tahrike kapılmamış, ittifakın bozulma ihtimalinin doğduğu, şimdinin DEM Partisi’nin ellerini kovuşturarak beklediği hiçbir anda terör sevicilere istediklerini vermemiştir. Milletini, milliyetini sevmek temelinde güttüğü politikadan hiç şaşmamıştır. Bundan yaklaşık 3 sene önce, her şey cumhur ittifakının aleyhinde seyrederken, erken seçim bile gündeme gelmeye başlamış ve yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara kaybedileli henüz 1 buçuk sene olmuşken, “Cumhur İttifakı, siyaseti pazarlık üzerine inşa etmemiştir.” açıklaması yaptığı grup toplantısında, hem söylentileri durdurmuş hem de istikrarlı duruşundan taviz vermemiştir. Zira en son Mayıs seçimlerinde örneğini gördüğümüz vekillik ve bakanlık pazarlıklarından sonra bir daha ortaya çıkmıştır ki, Bahçeli, resmi olarak 2018’den bu yana, yani tam 6 senedir, üstelil, %2 oyuyla bakanlık isteyip protokol imzalatan butik partilerle, teröristlerle masa altından el sıkışanların “kumar” masasında iktidar hırsıyla oturmaya devam edip hala milliyetçilik taslayanlar varken; hiçbir koltuk, makam beklemeden, en başından beri vatanperverlik güdüsüyle davranmış, önemli olanın Türkiye’nin bekası olduğunu her fırsatta vurgulamış ve bu memleketin mihenk taşlarından olan partisiyle beraber Erdoğan’ın dimdik yanında durmuştur. 28 Mayıs gecesi dünyanın farklı bölgelerinden Türkiye’deki cumhur ittifakı zaferini kendi zaferi sayan milyonlarca insanın, gözlerinde sevinç gözyaşının en büyük paydaşlarından biri olmuştur. Rota değişikliği iddiaları da, Erdoğan ve Bahçeli’nin birbirini harcayacağına dair dedikodular da en sert şekilde onun tarafından bastırılmış, geçen sene bu dönemlerde, deprem bölgelerine yapılan ziyaretlerde de Erdoğan’ın yanından bir an olsun ayrılmayarak Türkiye’nin bekası için çıktığı yoldan zerre kadar sapmamıştır.
Cumhur ittifakının devamlılığındaki vazgeçilmez unsur olmasıyla birlikte, teröre karşı tavrında da gerçek bir milliyetçi gibi davranan tek parti de yine MHP olmuştur. Az evvel bahsettiğim, masa başından koltuk ayarlayanların hepsi, en Türkçü, en milliyetçi geçinse de, hem kendileriyle çelişmişler hem de açıkça Kandil’in destek verdiği masada ortak olarak bulunmaktan çekinmemişlerdir. Demirtaş’ın adı, resmi protokolde geçmedi diye, Altılı Masa’nın Kavala ve Demirtaş özgürlüğü vaatleri veya Türk bayrağı açmanın yasaklandığı HDP mitingleri nasıl yok olmuyorsa, nasıl, Demirtaş’ın Meral Hanım’a mektubundaki “Yerel seçimlerde Millet İttifakının belediye başkanlarının kazanmasını sağlayan HDP oyları için “istemem” demediğinizi de hatırlatırım.” sözleri, sırf Akşener mektubu duymazlıktan geldi diye hafızalardan silinmiyorsa, milliyetçiyim diye ortaya çıkıp, HDP bizim olduğumuz masaya gelemez deyip, apaçık ittifaka göz yumulması nasıl ki akıllardan çıkmıyorsa, “masanın altından atılan tekmenin” sahibi, seçimden 1 ay sonra fark edilmiş gibi davranılınca da yaşananlar unutulmuyor. Zaten böyle böyle, göz göre göre, bölücü terörist sempatizanlarına oy verenler kilit konuma getirildi. Bugün hala İstanbul’daki yarışta bile DEM aday çıkarırsa şöyle olur, öıkarmazsa böyle olur diye saçma sapan hesaplar yapılıyor. Teröre karşı konsolide edilemeyecek bir seçmen kitlesi varsa burada, zaten geçmiş olsun. Ama son seçimin de gösterdiği gibi, bu kolmazsa olmaz tavrı bölücüler arasında gitgide kaybolmaya başlıyor. Bu hareketin başını da MHP çekiyor. Sayın Bahçeli’nin AYM’nin teröristlerle ilgili verdiği hak ihlali kararları, FETÖ’yle mücadele ve ülkücü şehitlerin hatırasının canlı tutulmasına yönelik son açıklamaları, tıpkı, dünyanın çok değişeceğini, Türkiye’nin değişmemesini dilediğini belirttiği seçim zaferinin gecesinde söyledikleri gibi çarpıcı ve yol göstericidir. Şuuru yerinde ve her türlü terör örgütüyle müteyakkız olarak yoluna devam edecek, birlik halindeki Türk devletlerinin geleceği için bugün cumhur ittifakının da MHP’nin de, Bahçeli’nin de sıhhati oldukça ehemmiyetlidir. Terörle mücadeleden çekinenlerin ve teröre destek verenlerin her zaman en net şekilde karşısında tavır almış olan, hep devletten, milletten yana duruşunu muhafaza eden çıkarsızca ittifakı diri tutan Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 55. senesini bu vesileyle tebrik ediyor, 80’li yıllarda, Türkiye’nin komünizm ve benzeri akımlara mahkum olmasını engellemek üzere canını siper etmiş binlerce ülkücü vatan evladını rahmetle yad ediyor, ileride Türkiye için verilecek ve verilmesi planlanan mücadelelerde MHP nezdinde, tüm samimi vatanperverlere başarılar diliyorum. Bahçeli’nin son konuşmasındaki sözlerine katılarak bitirelim; “Türk ve Türkiye Yüzyılı, muhterisler aracılığıyla değil, millet sevdalıları eliyle inşa ve ihya edilecektir. İşte bu sevdalılar hamd olsun Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nda kucaklaşmıştır. İnanıyorum ki, Cenab-ı Allah, Milliyetçi Hareket Partisi’ne Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olacak, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmayacaktır.” Vesselam...
Cumhur ittifakının devamlılığındaki vazgeçilmez unsur olmasıyla birlikte, teröre karşı tavrında da gerçek bir milliyetçi gibi davranan tek parti de yine MHP olmuştur. Az evvel bahsettiğim, masa başından koltuk ayarlayanların hepsi, en Türkçü, en milliyetçi geçinse de, hem kendileriyle çelişmişler hem de açıkça Kandil’in destek verdiği masada ortak olarak bulunmaktan çekinmemişlerdir. Demirtaş’ın adı, resmi protokolde geçmedi diye, Altılı Masa’nın Kavala ve Demirtaş özgürlüğü vaatleri veya Türk bayrağı açmanın yasaklandığı HDP mitingleri nasıl yok olmuyorsa, nasıl, Demirtaş’ın Meral Hanım’a mektubundaki “Yerel seçimlerde Millet İttifakının belediye başkanlarının kazanmasını sağlayan HDP oyları için “istemem” demediğinizi de hatırlatırım.” sözleri, sırf Akşener mektubu duymazlıktan geldi diye hafızalardan silinmiyorsa, milliyetçiyim diye ortaya çıkıp, HDP bizim olduğumuz masaya gelemez deyip, apaçık ittifaka göz yumulması nasıl ki akıllardan çıkmıyorsa, “masanın altından atılan tekmenin” sahibi, seçimden 1 ay sonra fark edilmiş gibi davranılınca da yaşananlar unutulmuyor. Zaten böyle böyle, göz göre göre, bölücü terörist sempatizanlarına oy verenler kilit konuma getirildi. Bugün hala İstanbul’daki yarışta bile DEM aday çıkarırsa şöyle olur, öıkarmazsa böyle olur diye saçma sapan hesaplar yapılıyor. Teröre karşı konsolide edilemeyecek bir seçmen kitlesi varsa burada, zaten geçmiş olsun. Ama son seçimin de gösterdiği gibi, bu kolmazsa olmaz tavrı bölücüler arasında gitgide kaybolmaya başlıyor. Bu hareketin başını da MHP çekiyor. Sayın Bahçeli’nin AYM’nin teröristlerle ilgili verdiği hak ihlali kararları, FETÖ’yle mücadele ve ülkücü şehitlerin hatırasının canlı tutulmasına yönelik son açıklamaları, tıpkı, dünyanın çok değişeceğini, Türkiye’nin değişmemesini dilediğini belirttiği seçim zaferinin gecesinde söyledikleri gibi çarpıcı ve yol göstericidir. Şuuru yerinde ve her türlü terör örgütüyle müteyakkız olarak yoluna devam edecek, birlik halindeki Türk devletlerinin geleceği için bugün cumhur ittifakının da MHP’nin de, Bahçeli’nin de sıhhati oldukça ehemmiyetlidir. Terörle mücadeleden çekinenlerin ve teröre destek verenlerin her zaman en net şekilde karşısında tavır almış olan, hep devletten, milletten yana duruşunu muhafaza eden çıkarsızca ittifakı diri tutan Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 55. senesini bu vesileyle tebrik ediyor, 80’li yıllarda, Türkiye’nin komünizm ve benzeri akımlara mahkum olmasını engellemek üzere canını siper etmiş binlerce ülkücü vatan evladını rahmetle yad ediyor, ileride Türkiye için verilecek ve verilmesi planlanan mücadelelerde MHP nezdinde, tüm samimi vatanperverlere başarılar diliyorum. Bahçeli’nin son konuşmasındaki sözlerine katılarak bitirelim; “Türk ve Türkiye Yüzyılı, muhterisler aracılığıyla değil, millet sevdalıları eliyle inşa ve ihya edilecektir. İşte bu sevdalılar hamd olsun Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nda kucaklaşmıştır. İnanıyorum ki, Cenab-ı Allah, Milliyetçi Hareket Partisi’ne Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olacak, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmayacaktır.” Vesselam...
Etiketler: