3 Aralık tüm dünyada Engelliler Günü olarak kutlanıyor. Birçoğumuz engellileri o gün daha çok hatırlıyor ve anıyoruz. Oysa engelliler hayatımızın her an içinde, yanı başımızdalar…
Ya bir komşumuz ya otobüste gördüğümüz bir yolcu ya da sokakta karşımıza çıkan herhangi biri değiller aslında...
Hayatımızın önemli bir bölümünü oluşturan hareket ve egzersiz, kısa adıyla sporun, yaş ayırt etmeksizin her birey üzerine bedensel ve ruhsal açıdan, sağlıklı ve zinde kalma adına olumlu yansımaları olduğunu biliyoruz.
Ülkemizdeki engelli birey sayısı arttıkça bireysel tedavi (rehabilitasyon) amaçlı süreç, sonrasında sosyalleşme, devamında ise sportif aktivite ve müsabakalarda bulunmaya kadar uzanıyor. Bu sürecin sağlıklı işletilmesi için gerekli olan eğitmen, tesis ve malzeme önem kazanıyor. Bu üçlünün eksiksiz olduğu gibi, faaliyetlerinde devamlılığı da önem taşıyor.
Engelli bireylerin spor yapma konusu, toplumuzun her kesimi için önem taşımaktadır. Özel gereksinimli (engelli) bireylere destek için tüm ilgili kurumlar ve özel sektör bu sürece dahil olmalı. Engelliler camlar ardında değil hayatın içinde bulunmalı. Kültür ve sanat gibi dallarda olduğu gibi spor alanında da hayata tutunmalı. Özel gereksinimli (engelli) bireylere yönelik yapılan çalışmalar her yaş grubuna yönelik, Türkiye’nin her bölgesinde gerçekleşmelidir.
Türkiye, tarihinin en başarılı paralimpik oyunlarını geçirdiği Paris 2024'te 6'sı altın, 10'u gümüş, 12'si bronz olmak üzere 28 madalya kazandı. Organizasyonda 10 farklı branşta madalya alan ülkemiz, altın ve toplamda madalya rekorları kırdı.
Ampute Futbol Takımı, Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı, Kadın Golbol Milli Takımı’nın başarıları kadar, Beytullah Eroğlu, Sevilay Öztürk, Sümeyye Boyacı, Abdullah ve Ali Öztürk kardeşler, Umut Ünlü, Mahmut Bozteke, Öznur Cüre Girdi ve İbrahim Bölükbaşı gibi ilk aklıma gelen engelli sporcuların yarıştığı Paralimpik müsabakalarında alınan başarılı dereceler de bizleri mutlu ediyor.
Kültür ve Sanat gibi spor alanında başarılı olan engelli sporcularımız mümkünse illerde ve ilçelerde çeşitli etkinliklerle kendileri gibi dezavantajlı doğan ya da engelli kalan bireylerle bir araya gelerek ilham olacak hayatları anlatılmalı ve engelli bireylere daha çok özgüven aşılanmalı.
Diğer yandan da öyle bir çağda yaşıyoruz ki hemen her gün bir olayı konuşuyoruz. Ekonomik krizler, toplumsal kutuplaşmalar, ülkeler arası çekişmeler, savaşlarla insanoğlu dünyayı kötü bir hale getiriyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Bu gidiş hiç iyi değil...
Malum ilgimiz spor. Dünyada insanların yegane en çok sevdiği etkinlik. Ancak sporda bile şiddet var.
Şiddettin ilk anlamı huzur karşıtıdır. Bireylerin sindirilmesine, öfkelendirilmesine veya duygusal baskı altına alınmasına yol açan, herhangi bir hareket ve davranıştır.
Ülkemizde 6222 Sayılı Spor’da Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile de bunu cezalandırmaya çalışsan da kendini bilmezler yine yapıyor yapacağını.
Seyirciye göre kendilerini şiddete yönelten etkenlerin başında kulüp yöneticileri gelmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre taraftarlar arasında saldırganlığın artmasında amigoların önemli rol oynadığı öne sürülmektedir. Yine yapılan bir araştırmaya göre de sporda şiddete başvuran insanların maçlara daha çok deşarj olmak için gittiği saptanmış. Şiddete başvurarak deşarj olmak yalnız bizim ülkemize has değil elbette. Dünyanın birçok yerinde holiganlar var. Keşke bizim de şiddet olaylarıyla anılmayan spor kültürümüz olsaydı. İnşallah gün gelir o da olur.
2024 yılını uğurlayacağımız bugünlerde umarım 2025 yılı herkes için çok güzel geçen bir yıl olur. Kötü olayları değil güzellikleri konuşacağımız bir yıl olması temennisiyle…
Ya bir komşumuz ya otobüste gördüğümüz bir yolcu ya da sokakta karşımıza çıkan herhangi biri değiller aslında...
Hayatımızın önemli bir bölümünü oluşturan hareket ve egzersiz, kısa adıyla sporun, yaş ayırt etmeksizin her birey üzerine bedensel ve ruhsal açıdan, sağlıklı ve zinde kalma adına olumlu yansımaları olduğunu biliyoruz.
Ülkemizdeki engelli birey sayısı arttıkça bireysel tedavi (rehabilitasyon) amaçlı süreç, sonrasında sosyalleşme, devamında ise sportif aktivite ve müsabakalarda bulunmaya kadar uzanıyor. Bu sürecin sağlıklı işletilmesi için gerekli olan eğitmen, tesis ve malzeme önem kazanıyor. Bu üçlünün eksiksiz olduğu gibi, faaliyetlerinde devamlılığı da önem taşıyor.
Engelli bireylerin spor yapma konusu, toplumuzun her kesimi için önem taşımaktadır. Özel gereksinimli (engelli) bireylere destek için tüm ilgili kurumlar ve özel sektör bu sürece dahil olmalı. Engelliler camlar ardında değil hayatın içinde bulunmalı. Kültür ve sanat gibi dallarda olduğu gibi spor alanında da hayata tutunmalı. Özel gereksinimli (engelli) bireylere yönelik yapılan çalışmalar her yaş grubuna yönelik, Türkiye’nin her bölgesinde gerçekleşmelidir.
Türkiye, tarihinin en başarılı paralimpik oyunlarını geçirdiği Paris 2024'te 6'sı altın, 10'u gümüş, 12'si bronz olmak üzere 28 madalya kazandı. Organizasyonda 10 farklı branşta madalya alan ülkemiz, altın ve toplamda madalya rekorları kırdı.
Ampute Futbol Takımı, Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı, Kadın Golbol Milli Takımı’nın başarıları kadar, Beytullah Eroğlu, Sevilay Öztürk, Sümeyye Boyacı, Abdullah ve Ali Öztürk kardeşler, Umut Ünlü, Mahmut Bozteke, Öznur Cüre Girdi ve İbrahim Bölükbaşı gibi ilk aklıma gelen engelli sporcuların yarıştığı Paralimpik müsabakalarında alınan başarılı dereceler de bizleri mutlu ediyor.
Kültür ve Sanat gibi spor alanında başarılı olan engelli sporcularımız mümkünse illerde ve ilçelerde çeşitli etkinliklerle kendileri gibi dezavantajlı doğan ya da engelli kalan bireylerle bir araya gelerek ilham olacak hayatları anlatılmalı ve engelli bireylere daha çok özgüven aşılanmalı.
Diğer yandan da öyle bir çağda yaşıyoruz ki hemen her gün bir olayı konuşuyoruz. Ekonomik krizler, toplumsal kutuplaşmalar, ülkeler arası çekişmeler, savaşlarla insanoğlu dünyayı kötü bir hale getiriyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Bu gidiş hiç iyi değil...
Malum ilgimiz spor. Dünyada insanların yegane en çok sevdiği etkinlik. Ancak sporda bile şiddet var.
Şiddettin ilk anlamı huzur karşıtıdır. Bireylerin sindirilmesine, öfkelendirilmesine veya duygusal baskı altına alınmasına yol açan, herhangi bir hareket ve davranıştır.
Ülkemizde 6222 Sayılı Spor’da Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile de bunu cezalandırmaya çalışsan da kendini bilmezler yine yapıyor yapacağını.
Seyirciye göre kendilerini şiddete yönelten etkenlerin başında kulüp yöneticileri gelmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre taraftarlar arasında saldırganlığın artmasında amigoların önemli rol oynadığı öne sürülmektedir. Yine yapılan bir araştırmaya göre de sporda şiddete başvuran insanların maçlara daha çok deşarj olmak için gittiği saptanmış. Şiddete başvurarak deşarj olmak yalnız bizim ülkemize has değil elbette. Dünyanın birçok yerinde holiganlar var. Keşke bizim de şiddet olaylarıyla anılmayan spor kültürümüz olsaydı. İnşallah gün gelir o da olur.
2024 yılını uğurlayacağımız bugünlerde umarım 2025 yılı herkes için çok güzel geçen bir yıl olur. Kötü olayları değil güzellikleri konuşacağımız bir yıl olması temennisiyle…
Etiketler: