Düşünmek ve sorun çözmek üzerine
İNSAN hayatının varlığı ve sürdürülebilirliği onun tüm canlılar içerisindeki emsalsiz bir yeteneği ile mümkün olabilmektedir. Kısıtlı bedensel donanım ve yeteneklerine ilave olarak insan zihni, öyle bir iş yapar ki; koskoca evren neredeyse insanoğlunun mülkü olur. Peki insanoğlu bunu nasıl yapar? Tabii ki DÜŞÜNME yeteneğiyle. O halde hadi biraz DÜŞÜNME'yi düşünelim.
Düşünme, ilgili konuya ilişkin tüm izlenim tecrübe ve bilgimizi hızlıca zihnimize taşınmak gibi de anlaşılabilir. Bir başka şekilde söylersek, insanın bilinciyle bir nesne yada olguya yönelmesidir. Peki düşünmek insana ne sağlar. Tarihi perspektifi de hesaba katarak baktığımızda tüm insan medeniyetinin başat ögesinin düşünme ediminin sonuçları olduğunu görürüz.
İnsanoğlu bedensel donanım açısından kısıtlıdır. Yani sorunlarla karşılaştığında bunları çözmek için bedensel donanımı yeterli değildir. İşlevi düşünmek olan zihinsel donanım ise bu kısıtlılık sorun olduğunda devreye girer. Sorun çözüm gerektirir. Çözüm ise konu hakkında yeterli bilgi deposu ve verileri isteme yeteneğini şart koşar. Eldeki veriler, mantık, matematik gibi aslında bir şey söylemeyen ama söylenenleri düzenleyen sadeleştirme yöntemlerle işlenir. İşlenen bu yetenek tüm evreni kapsayacak şekilde gelişebilir. Sorunlar, çözüm için, DÜŞÜNME yeteneğiyle işlendikten sonra "BİLME" durumuna ulaşılır.
BİLMEK; Bir anlamda farkında olmak demektir. Bir başka deyişle bilmek farkındalık durumuna ulaştırır. Yani bildiğimizin farkındayızdır, bilmediklerimizinde farkında değilizdir. Ama buna rağmen SORU SORMA yeteneğimiz bizim bilmediklerimiz konusunda bilgimizi genişletir. Soru sorabilmek bilmediğimiz şeyleri de bilmek üzere tarifler yapabildiğimizi gösterir. Peki bu zihinsel düşünsel süreçler aslında ne işe yarar. Tabii ki SORUN ÇÖZME'ye.
Aylardır, ülkemiz bir sorun yumağı. Her geçen gün sorunlarda azalma yerine gündemi değiştiren daha önemli yeni sorunlarla kartopu gibi büyüyen bir yumak…
Toplum hayatı sorunlar açısından mayın tarlası gibidir. Toplumsal hayatın özü ise adalet ve paylaşımda yerindelikte yatar. Toplumsal sorunları insanoğlu dolayımızda hissedemez yani sorunu anlaması için düşünmesi gerekir. Faydalı bir analoji yaparsak kaynamakta olan düdüklü tenceredeki su kabarcıkları sorunlara benzetilebilir. Nasıl ki kabarcıklar tencere çeperine sürekli baskı yaparak bütünlüğü bozmaya çalışıyor, sorunlar da toplumun bütünü için aynısını yapar. Huzur ve sükunet içinde ise içerdeki basıncın azaltılması yada sorunun sebebi olan ateşin kısılması gerekir.
Bu yazının konusunun seçimi bir büyük sorun nedeniyledir. Büyük sorunlar daha dikkatli kökensel ve bütünlüklü bir düşünme gerektirir. Kastettiğim büyük sorun büyük komşu Rusya ile yaşanan, başlamış fakat bitmesi bize bağlı olmayan bir krizdir. Gelişen süreç, ilerleyen zamanda Türkiye'yi ve dış politikasını her konuda pasifleştirme riskleri taşımaktadır.
Her iki tarafın siyasetçilerinin hamaset edebiyatı ve duygusal yorumları bir yana bırakarak, aklı-selim'i elden bırakmadan konuya yaklaşmasını umut etmekten başka yolda görünmüyor.
Bir öneri; son günlerde elime geçen Uzakdoğu medeniyetinden imbiklenmiş SUN-TZU SAVAŞ SANATI adlı klasik eser, bütünlüklü bir stratejik sorun çözme üzerine mükemmel bir eser.
Tavsiye eder ve daha iyi günlerde yazmak dileğiyle hoşçakalın.
Etiketler: