Şerefli bir yaşamın bedeli, her ne olursa olsun ödenir. Küçük oyunlar, küçük oyuncularındır. Onlar, okyanusta boğulmanın adabını bilemezler! Cumhuriyet erdemdir. Ülkemizin doğum gününü kutlamak, bu günü hakkınca yaşamak bize yakışandır, olması gerekendir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor, tüm milletimizin ve değerli Paşavizyon okuyucularımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.
Ülkemiz ve milletimiz açısından tarifi münkün olmayan gurur dolu günlerdeyiz. Bu ay sonu Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünü milletçe kutlayacağız. Bununla ne kadar övünsek azdır. Cenab-ı Allah’a bizlere bu anı yaşattığı için hamdediyorum, şükrediyorum.
Değerli okuyucularım, Cumhuriyetin ne anlama geldiğini daha iyi anlamak için 29 Ekim 1923’e nasıl geldiğimize iyi bakmamız gerekir.
Yedi düvele hükmeden atalarımız 1700’lü yıllardan itibaren gerilemeye başlamıştır. Arka arkaya kaybedilen savaşlar akabinde kaybedilen devasa topraklar, ödenen savaş tazminatları ile geçen 220 yıl neticesinde elimizde sadece bu günkü İç Anadolu bölgesi kalmıştı. Uzun yıllar süren bu dönemde ordumuz dağıtılmış, ticari anlamda adeta çökmüş durumdaydık. Birinci Dünya Savaşı ile birlikte kaybedenler içinde olduğumuzdan ülkemiz her taraftan işgal edilmişti. Eli silah tutan genç nüfusumuz adeta bitirilmişti.
Sadece destan yazdığımız Çanakkale Savaşlarında tarih kayıtlarında 250 bin şehit vermiştik.
Böyle bir kötü tabloda Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlayıp Anadolu’da yakılan Kurtuluş Savaşı meşalesi ile milletimiz tekrar ayağa kalkmış. Kadını erkeği, yaşlısı genci ile topyekün bir kurtuluş savaşı neticesinde ülkemizden işgalciler mağlup edilerek kovulmuştur.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile de ülkemizin sınırları ve bağımsızlığı tüm dünyada kayda alınmıştır. Bu tarihi anlaşmanın arkasından Kahraman Ordumuzun Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ülkemiz açısından en uygun yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğuna karar vermişlerdir.
29 Ekim 1923’te TBMM’sinde verilen önerge oy birliği ile kabul edilmiş Anayasamıza Cumhuriyet aşağıdaki metinle geçmiştir.
“Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir."
Aynı oturumda Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Bu yönetim şekli değişikliği ülkemize neler kazandırmıştır:
İlk başta ülkemiz gerçek anlamda demokratik bir yönetim sistemine kavuştu. Sürecin devamında yapılan kanuni düzenlemeler ile bugün hür ve bağımsız bir şekilde yaşamaya devam ettiğimiz ülkemizin temeli oluşmuştur. Türkiye’nin yedi bölgesi ve 81 ilinin lçe ve köylerine kayıtlı bizler her makama aday olabiliyorsak, ülkemizin her yerinde bulunup çalışıp, ticaret yapabiliyorsak bu ülkenin nüfus kağıdı ve pasaportu ile dünyanın her yerine gidebiliyorsak, bunları bize sağlayan en baş unsur Bağımsız TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşı olmamızdır.
Bu gün bizlere düşen bu gururu yaşamanın yanı sıra Cumhuriyetimizin ilelebet yaşaması için çok çalışmaktır. Çağdaş dünyaya ayak uydurmak öncü olmaktır. Çocuklarımızı bu amaç doğrultusunda yetiştirmek, kadın erkek eşitliğini tam olarak sağlamak, fırsat eşitliğini her bir birey için oluşturmak, ülkemizi daha zengin ve güçlü hale getirmek, dDünyadaki ekonomi pastasından daha fazla pay alarak milletimizin daha rahat ve refah içinde yaşamasını sağlamak, can ve mal güvenliğini ve hukukun üstünlüğünü her şeyin üstünde tutmak en önemli gayemiz olmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyet Bayramımızı tekrar kutluyorum. Sağlık ve esenlikler diliyorum.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor, tüm milletimizin ve değerli Paşavizyon okuyucularımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.
Ülkemiz ve milletimiz açısından tarifi münkün olmayan gurur dolu günlerdeyiz. Bu ay sonu Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünü milletçe kutlayacağız. Bununla ne kadar övünsek azdır. Cenab-ı Allah’a bizlere bu anı yaşattığı için hamdediyorum, şükrediyorum.
Değerli okuyucularım, Cumhuriyetin ne anlama geldiğini daha iyi anlamak için 29 Ekim 1923’e nasıl geldiğimize iyi bakmamız gerekir.
Yedi düvele hükmeden atalarımız 1700’lü yıllardan itibaren gerilemeye başlamıştır. Arka arkaya kaybedilen savaşlar akabinde kaybedilen devasa topraklar, ödenen savaş tazminatları ile geçen 220 yıl neticesinde elimizde sadece bu günkü İç Anadolu bölgesi kalmıştı. Uzun yıllar süren bu dönemde ordumuz dağıtılmış, ticari anlamda adeta çökmüş durumdaydık. Birinci Dünya Savaşı ile birlikte kaybedenler içinde olduğumuzdan ülkemiz her taraftan işgal edilmişti. Eli silah tutan genç nüfusumuz adeta bitirilmişti.
Sadece destan yazdığımız Çanakkale Savaşlarında tarih kayıtlarında 250 bin şehit vermiştik.
Böyle bir kötü tabloda Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlayıp Anadolu’da yakılan Kurtuluş Savaşı meşalesi ile milletimiz tekrar ayağa kalkmış. Kadını erkeği, yaşlısı genci ile topyekün bir kurtuluş savaşı neticesinde ülkemizden işgalciler mağlup edilerek kovulmuştur.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile de ülkemizin sınırları ve bağımsızlığı tüm dünyada kayda alınmıştır. Bu tarihi anlaşmanın arkasından Kahraman Ordumuzun Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ülkemiz açısından en uygun yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğuna karar vermişlerdir.
29 Ekim 1923’te TBMM’sinde verilen önerge oy birliği ile kabul edilmiş Anayasamıza Cumhuriyet aşağıdaki metinle geçmiştir.
“Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir."
Aynı oturumda Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Bu yönetim şekli değişikliği ülkemize neler kazandırmıştır:
İlk başta ülkemiz gerçek anlamda demokratik bir yönetim sistemine kavuştu. Sürecin devamında yapılan kanuni düzenlemeler ile bugün hür ve bağımsız bir şekilde yaşamaya devam ettiğimiz ülkemizin temeli oluşmuştur. Türkiye’nin yedi bölgesi ve 81 ilinin lçe ve köylerine kayıtlı bizler her makama aday olabiliyorsak, ülkemizin her yerinde bulunup çalışıp, ticaret yapabiliyorsak bu ülkenin nüfus kağıdı ve pasaportu ile dünyanın her yerine gidebiliyorsak, bunları bize sağlayan en baş unsur Bağımsız TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşı olmamızdır.
Bu gün bizlere düşen bu gururu yaşamanın yanı sıra Cumhuriyetimizin ilelebet yaşaması için çok çalışmaktır. Çağdaş dünyaya ayak uydurmak öncü olmaktır. Çocuklarımızı bu amaç doğrultusunda yetiştirmek, kadın erkek eşitliğini tam olarak sağlamak, fırsat eşitliğini her bir birey için oluşturmak, ülkemizi daha zengin ve güçlü hale getirmek, dDünyadaki ekonomi pastasından daha fazla pay alarak milletimizin daha rahat ve refah içinde yaşamasını sağlamak, can ve mal güvenliğini ve hukukun üstünlüğünü her şeyin üstünde tutmak en önemli gayemiz olmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyet Bayramımızı tekrar kutluyorum. Sağlık ve esenlikler diliyorum.
Etiketler: