22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 24.01.2014

Biz önceden söylemiştik!

505 8 dk 0 yorum
Paylaş:
Biz önceden söylemiştik!

Biz önceden söylemiştik!

SEVGİLİ Paşavizyon okurları önceki yazmış olduğumuz makalelere şöyle bir göz attım. Bazıları yerimizde saydığımızın, bazıları da isabet kaydettiğimizin fotoğrafını verdi. 2014 yılına merhaba ederken işte durum; 
3 Nisan 2012 tarihli Vagon değil, lokomotif olmalıydı başlıklı makalemiz; 
‘Empati denilen karşımızdakini dinleme hasletimiz yok. Sağcılarımız Nazım Hikmet’i, solcularımız Necip Fazıl’ı okusaydı birbirlerini öldürmek yerine tartışarak belki sorunlarını çözebilirlerdi. Ateistlerimiz Kuran-ı Kerim'i, Kemalistlerimiz ise ilmihal kitaplarını okuyarak pekâla birbirlerini anlayabilirlerdi. Ama bunları yapmak yerine biz yine kutuplaşma yolunu seçmeye devam ediyoruz vesselam.’  (Değişen bir şey yok, kutuplaşmaya devam…) 
8 Mart 2012 Önce kuduz derler!; 
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yeni bir yol haritası çiziyor. Kavgaların daha az hiziplerin daha düşük, toplumla kucaklaşmanın artacağı ve Kılıçdaroğlu’nun misafir değil, kalıcı olacağı bir döneme girdiğini söyleyebiliriz. CHP’ye ve memlekete hayırlı uğurlu olsun.   (İtiraf edelim yanıldık, mazbata yeni sahibini bekliyor artık…) 
7 Ocak 2013 Fezleke-Mezdeke başlıklı makalemiz; 
BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik çalışma başlatıldı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, dokunulmazlıklar kalkacak mı? 
Bence hayır 
Bu konular o tarihlerin gündemiydi, tatlı bir hayal olarak hatırlayın gitsin… 
Dosyalar eskiden olduğu raflardaki tozlu yerlerini korurlar. Dokunulmazlıklara dokunulmadan, Meclis, eski tas eski hamam, yoluna devam eder.  Neredeyse 1 yıl geçti, (Sonuç ortada….dosyalar ise rafta!... ) 
11 Şubat 2013 Sadakat ve ihanetin gerekçesi makalemiz; 
Ortadoğu da  haritalar yeniden dizayn edilirken, “Türkiye’de ise duygular, dostluklar, yeniden yazılıyor.” Sadakatlerine sebep gösterenler, bugün ise ihanetlerine elbette gerekçe bulacaklardır. 
Bu dünyada sadakati ve ihaneti kimin yaptığı fail meçhuldür. 
Zor bir dönem; Artık hasmınla değil, sevdiklerinle savaşma zamanıdır. Her şeyi özetleyen güzel bir söz, “asıl azmaz, bal kokmaz” denir. Portakalı soymadan içinin iyi olup olmadığını anlayamazsın. (Anlaşılamadığını gelişmelerden gördük.) 
2 Ağustos 2013 Endişeli gezi-YORUM; 
Geçtiğimiz hafta Ankara da dolaştım, meslekten ve siyasetten değişik dostlarla sohbetler yaptık. Gezi Parkından genel siyasete yorumlar diz boyu. Gül'ün parti kurduğundan, Cemaat ile hükümetin kılıçları çekmesinden,  Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı meselesine kadar hareketli bir Ankara gördüm.   Bütün bunların özeti; gezi parkıyla, “iktidara gitti” diye bakanlar ile, yine “başbakan” kazançlı çıkacak iddiasına girenler çoğunlukta. Bende kazançlı çıkacağını düşünmekle beraber, rakımı yüksek yerden esecek havanın, kabinede ve mecliste karşılık bulma ihtimalinin altını çizmek istiyorum. Fakat Erdoğan  ismi şu an yapılan her oyunu bozacak noktada. Alın AK Parti sizin olsun, ben Pak Parti kurdum desin, oyu % 35-45 arası rahat olur. Kimse sağını solunu sallamasın, ayrışmadan medet umanlar Abdüllatif Şener’e vagon olurlar. Fakat bir tüyo vereyim, eşleri bile Erdoğan’ın (Pak Partisine) oy verirler haberiniz ola. Demiştik.  (Şu ana kadar araştırmalar bizi doğruluyor. ) 
10 Aralık 2012 Umre-Haç ve hırsızlık 
AK PARTİ Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta “3Y” ile yani yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele konusuna vurgu yapıyor. Dikkat buyurursanız medyada dikkat çekici ciddi bir yolsuzluk haberi yer almıyor. Makamı sebebiyle haksız gelir elde edenlere, bu gelirlerle zengin olup köşeyi dönenlere, rüşvetin ağa babasını  yiyenlere, kısaca her türlü gayr-i meşru ve gayr-i ahlakî rantçılık yapanlara, böylelerine göz yumanlara, alavere dalavere ile yüklü gelirler elde edenlere küpe misali çakıyorum… 
İsteyene ve arzu edene gider… Oturduğunuz koltuk  öncesi servetiniz, sadece sizin ailenizin ve yaradanın bilgisinde kalabilir…. (Sanırım yetkililer okyanus aşıp geldi, operasyon bugün başladı) 
2014 GÜL (EN) TARAF KİM OLUR? 
2013’e veda edip 2014’e şafak sayarken (Cemaat & Hükümet) ateşinin üzerindeki küller üfürüldü. İçten içe yanan kor açığa çıktı. Mart ayında yapılacak yerel seçimlerden ziyade, yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği süreci, bu ‘kor’u, en üst düzeyde körükleyecektir. Isı elbette çok artacak. Lakin yangın çıkmayacaktır. 
Çünki; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  çıraklık ve kalfalık dönemlerinde yapılan bütün hamleleri boşa çıkarıp güçlenme becerisini gösteren bir isimdir. (“Usta’lık” dönemim dediği bir dönem de irtifa kaybetmesi benim için hayal hükmündedir.) 
“Endişeli geziyorum” başlıklı makalemizde dile getirdiğim bir konuya değinmek istiyorum. Kulislerde aralıklarla zemin yoklaması yapılan, yeni parti kurulması mı? olur.  Yoksa AK Partiyi yönetme meselesi mi? olacak kestirmek zor. 
Kesin olan Çankaya Köşkü, her zaman böylesi tartışmaların odağıdır. Rahmeti Özal Çankaya ya çıkarken, kendince tedbirler almasına rağmen,  kurduğu parti, kendi aile yakınlarının da desteğiyle Mesut Yılmaz’ın eline geçmişti. Elinden gelse Özal’ı Çankaya’dan indirme arzusunda olduğunu bilenler bilir. Keza Demirel, Çiller çekişmesi hala hafızamızda… Bu tecrübelerden hareketle Başbakan Erdoğan Köşke haklı olarak çıkmak isteyecek. Çıkınca da bunca kumpastan sıyrılan bir lider olarak, partisini kaybetmek istemeyecektir. Bu durumda köşkten emekli olmayı düşünmeyen Cumhur Başkanı Abdullah Gül,  kendisine sırt dönmeyen, eski partili arkadaşları ve sürecin tetikleyicisi cemaatle bir sinerji arzusu doğabilir.  Toplumla, bürokrasiyle, siville, askerle ve başbakanlık ile  uyumlu görüntünün hesapsız olduğuna inanmak hayal olur. Ama iktidarın hizmet sloganlarından olan “Hayaldi gerçek oldu” notunun bu konuda gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini aylar içinde hep birlikte göreceğiz.                                                                                                                                                                                                                         
Önümüzdeki yıl, Abdullah (Gül), Mustafa Sarı(gül), ve Fethullah (Gül)en isimlerinin daha etkin öne çıkartılacağını düşünüyorum. Burada AK Partinin siyasi akışını etkileyecek, ne uluslar arası güçler, ne cemaat nede köşktür. Bana göre en önemli etken Bülent Arınç’ın durduğu yer olacaktır. Her zaman düşünce dünyamda yanlışa yanlış, doğruya doğru diyenlerden oldum. Bunlar siyasi gelişmeyle ilgili… 
Fethullah Hoca’nın, ABD’den avamın kullandığı bir dille beddua da bulunması, bir siyaset adamı gibi, her gün didişmesi çok yanlış olmuştur. Bu notu düştükten sonra siyaseten de elbette yanlışlar yapılmıştır. Hukuk bir kez delinmeye görsün, geçmişte görmezden geldiğin tüm hukuksuzluklar gelir seni bulur. Bütün bunlar bir vatandaş olarak beni üzüyor, Elbette kavga çok büyük, yakadan, paçadan asılacaklar, yolsuzluk gibi konularda şuyu, vukuu meselesi... Kaygılı kitlenin büyütülmesi için merkez medya ve cemaat dayanışması nasıl sonuç alır meçhul… 
Erdoğan geri adımlar astada baronlara boyun eğmediğini gösterdi. Bu yüzden böylesi yolsuzluk konusunda bile hemen millete giderek derdini paylaştı. Karadeniz de solun kalesi denen yerlerde 15-20 dakika arayla miting düzenleyip buralarda on binlerle coşkulu bir şekilde kucaklaştı. Bindirilmiş kıtalar olmadan, sevenlerinin gönlünde taht kuran Başbakan Erdoğan, düşmanlarını yine ifrit etti…Yeni yılın ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diler, Tüm Paşavizyon okurlarına sağlık, mutluluk ve esenlikler temenni ederim kalın sağlıcakla.... 
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.