YAKLAŞIK beş yıl önce, bulunduğu partide yaşanan liderlik yarışında, istediği mahkeme sonucunu alamayan, peşinden meydanlara çıkan “parti lideri”nin, partisi kuruluş aşamasında iken, alan toplantılarında “ben başbakan olacağım” sözlerini hatırlarsınız.
Peşinden Türkiye 15 Temmuz fetö hain darbe teşebbüsünü yaşadı. Sn. Cumhurbaşkanımızın, Türk milletini, bu hain teşebbüse karşı alanlara çıkma çağrısı ile beraber, 251 şehidimiz ve 2196 gazimiz ile milletimizin kahramanlığı sonucunda bertaraf edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim şeklinin daha sağlam bir yapıya kavuşturulması amacıyla, “parlamenter sistemden”, “cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine” geçişi ile ilgili hazırlanan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi TBMM’de 15 Ocak 2017’de yapılan oylama sonucunda 339 Milletvekinin kabul oyu ile referandumun önü açılmış oldu.
16 Nisan 2017’de yapılan referandumda % 51.4 kabul oyu ile beraber anayasal değişiklik kabul edildi. Bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yönetim şekli “Cumhurbaşkanlığı hükümet modeli” olarak kabul edilmiş oldu.
Her seçim önemlidir. Ancak 2023’te yapılacak olan seçim belki de “yüzyılımızın” en önemli seçimi olacağı düşüncesindeyim.
Bunu niye söylüyorum.
Karadeniz’de çıkarılacak olan 405 milyar metreküplük doğalgaz, Doğu Akdeniz’de dünya ülkelerinin iştahını kabartan enerji yatağı, “mavi vatan”, Libya, Suriye ve Irak’taki dış ve iç kaynaklı terör belasının bertaraf edilmesi açısından önemli olduğu için söylüyorum.
Yaşadığımız bu yeni Kurtuluş Savaşımızın zafer ile sonuçlanması gerektiği için söylüyorum. Ve bu savaşta ihtiyacımız olan tek liderin RECEP TAYYİP ERDOĞAN olması gerektiği için söylüyorum.
Sonuçta muhalefette yer alan partilerin bu hedeflere tamamen veya kısmen karşı çıktıklarını gördüğüm için söylüyorum.
Yazının başında anlattığım parti lideri yeniden “Ben Başbakan olacağım” diye alanlara çıktı. Adeta aklımızla alay edercesine.
Böyle bir hedef için öncelikle bulunduğu “yedi benzemez ittifakın” seçimi kazanması gerekiyor. Bu da yetmiyor peşinden mecliste anayasal değişiklik için gereken çoğunluğu elde etmesi gerekiyor. Peşinden en erken 2024’te referendum yapılıp anayasanın değişmesi gerekiyor. Referandumda istedikleri sonuç alınırsa erken seçim kararı alınması gerekiyor. 2025 yılında yapılabilecek seçim ile yeni hükümetin kurulması gerekiyor. Gereken çoğunluk hükümeti alınmaz ise tekrar seçime gidilmesi gerekiyor. Yıl oldu belki 2026, belki 2027. Bu süre boyunca Türkiye ne olacak?
Gerçekten dünyamızın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu bu zorlu zamanlarda muhalefet ittifakı Türkiye Cumhuriyetini ve bizleri ne kadar düşünüyor.
“Ben başbakan olacam” aklımız ile alay edercesine.
Peşinden Türkiye 15 Temmuz fetö hain darbe teşebbüsünü yaşadı. Sn. Cumhurbaşkanımızın, Türk milletini, bu hain teşebbüse karşı alanlara çıkma çağrısı ile beraber, 251 şehidimiz ve 2196 gazimiz ile milletimizin kahramanlığı sonucunda bertaraf edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim şeklinin daha sağlam bir yapıya kavuşturulması amacıyla, “parlamenter sistemden”, “cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine” geçişi ile ilgili hazırlanan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi TBMM’de 15 Ocak 2017’de yapılan oylama sonucunda 339 Milletvekinin kabul oyu ile referandumun önü açılmış oldu.
16 Nisan 2017’de yapılan referandumda % 51.4 kabul oyu ile beraber anayasal değişiklik kabul edildi. Bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yönetim şekli “Cumhurbaşkanlığı hükümet modeli” olarak kabul edilmiş oldu.
Her seçim önemlidir. Ancak 2023’te yapılacak olan seçim belki de “yüzyılımızın” en önemli seçimi olacağı düşüncesindeyim.
Bunu niye söylüyorum.
Karadeniz’de çıkarılacak olan 405 milyar metreküplük doğalgaz, Doğu Akdeniz’de dünya ülkelerinin iştahını kabartan enerji yatağı, “mavi vatan”, Libya, Suriye ve Irak’taki dış ve iç kaynaklı terör belasının bertaraf edilmesi açısından önemli olduğu için söylüyorum.
Yaşadığımız bu yeni Kurtuluş Savaşımızın zafer ile sonuçlanması gerektiği için söylüyorum. Ve bu savaşta ihtiyacımız olan tek liderin RECEP TAYYİP ERDOĞAN olması gerektiği için söylüyorum.
Sonuçta muhalefette yer alan partilerin bu hedeflere tamamen veya kısmen karşı çıktıklarını gördüğüm için söylüyorum.
Yazının başında anlattığım parti lideri yeniden “Ben Başbakan olacağım” diye alanlara çıktı. Adeta aklımızla alay edercesine.
Böyle bir hedef için öncelikle bulunduğu “yedi benzemez ittifakın” seçimi kazanması gerekiyor. Bu da yetmiyor peşinden mecliste anayasal değişiklik için gereken çoğunluğu elde etmesi gerekiyor. Peşinden en erken 2024’te referendum yapılıp anayasanın değişmesi gerekiyor. Referandumda istedikleri sonuç alınırsa erken seçim kararı alınması gerekiyor. 2025 yılında yapılabilecek seçim ile yeni hükümetin kurulması gerekiyor. Gereken çoğunluk hükümeti alınmaz ise tekrar seçime gidilmesi gerekiyor. Yıl oldu belki 2026, belki 2027. Bu süre boyunca Türkiye ne olacak?
Gerçekten dünyamızın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu bu zorlu zamanlarda muhalefet ittifakı Türkiye Cumhuriyetini ve bizleri ne kadar düşünüyor.
“Ben başbakan olacam” aklımız ile alay edercesine.
Etiketler: