22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 28.08.2018

ABD ile aramızdaki Ekonomik Savaş

Muhammed SANCAKTAR

Muhammed SANCAKTAR

1039 5 dk 0 yorum
Paylaş:
İNSANLIK tarihi savaşlarla doludur. Dünyada ülkeler ve milletler arasında sayısız savaşlar olmuştur. Bu savaşlardan çoğu zaman güçlüler galip gelip, tarihin akışına onlar yön vermiştir. Bu savaşlardan iki tanesinden tüm dünya milletleri etkilenmiştir. Bu savaşlara “dünya savaşı’’  denmiştir. Bu savaşlar 1. ve 2. dünya savaşlarıdır. Her iki dünya savaşı da 20. yüzyılda olmuş ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, bir çok devletin tarih sahnesinden silinmesine ve yüzlerce yeni devletin kurulmasına yol açmıştır. 1. Düya savaşından en çok etkilenen Milletlerden biri de Türk Milletidir. Koskoca Osmanlı İmparatorluğumuz yıkılmış ve ondan 64 yeni devlet doğmuştur.
Her iki cihan savaşında yaşanan dramlardan sonra belki de ülkeler artık savaşacak insan bulamadıkları için savaşların şekli değişmiştir. Yıllarca ABD ve SSCB arasında yaşanan gerilime  “soğuk savaş’’ adı verilmiştir. Bu savaştan ABD galip çıkmış ve SSCB parçalanmıştır.
Ülkeler ve milletler arasında  birçok alanda yaşanan rekabet değişik taktiklerle farklı alanlarda hep süregelmiştir. ’’Uzay Savaşları, Sömürge savaşları’’ vs. bu tür savaşlardandır. 20.yüzyılda başka bir savaş türü ortaya daha çıkmıştır. Bu savaş türü “Ticaret Savaşları” veya “Ekonomik savaşlar” diye adlandırılmaktadır. Türkiye bu alçak savaş tarzına hiç de yabancı değildir. Ne zaman Milli bir meselemizde, haklı bir davamızda kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye kalkışsak bu alçak savaşla karşı karşıya kalmışızdır. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ABD’nin bize uyguladığı ambargo bunun en bariz örneğidir. Ancak Milletimiz ve Devletimiz buna rağmen yoluna devam etmiş, engelleri aşa aşa bu günlere gelmiştir.
15 Temmuz’da ülkemizi parçalamayı başaramayan ABD ve onun iç ve dış destekçileri, Afrin harekâtı, Münbiç meselesi, terörle kararlı ve etkin mücadelemiz, Suriye politikamız ve daha birçok konuda kendi başımıza karar vermemizden, kendi göbeğimizi kendimizin  kesmemizden çok rahatsız olmuştur. Çünkü Türkiye artık o alışık oldukları eski Türkiye değildir. ABD ve Batının aldığı kararlara kayıtsız- şartsız uyan bir Türkiye yoktur artık kendi Milli meselelerindeki kararlarını kendisi alan, başta Ortadoğu olmak üzere birçok bölgede denge unsuru ve söz sahibi olan bir Türkiye vardır. Bu durumu hazmedemeyen ABD Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı uluslararası hukuka aykırı olarak tutuklayıp Türkiye’yi bunun  üzerinden “hizaya getirmek’’ istemiştir. Bununla amacına ulaşamayan ABD, satın aldığımız F35’lerin teslimatını durdurmak istemiştir. Bu kadarıyla da yetinmeyen Trump yönetimi rahip Andrew Brunson'un iade edilmemesini bahane ederek Adalet Bakanımız Sn. Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanımız Sn. Süleyman Soylu hakkında sözde yaptırım kararı almıştır. Sözde diyorum çünkü böyle bir kararı tanımamız, kabul etmemiz mümkün değildir. ABD’nin yaptıkları bununla da bitmemiştir. ABD Trump’ın kararıyla Milletimize, Devletimize, Ülkemize, Hükumetimize kur üzerinden resmen ekonomik savaş ilân etmiştir. Türkiye’den ithal ettikleri çelik ve alüminyuma  uygulanan vergiyi dünya ticaret örgütü kurallarını hiçe sayarak  2 katına çıkartmıştır. Bitmedi...  Kur manüpülasyonlarıyla hiçbir ekonomik veriyle izah edilmeyecek ve alanında söz sahibi olan ekonomistlerin dahi anlamakta zorlandığı, alçakça kurgulanmış bir operasyonla Türk Parasının ABD doları karşısında değer kaybetmesi için hamle yapmıştır.
Türkiye olarak bunun da üstesinden geleceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Şunu unutmamak gerekir ki; bu ülke hepimizin. İkinci bir Kurtuluş Savaşı verdiğimiz bu günlerde Devletinin yanında olmayanlara, ülkesinin menfaatlerini savunmayan kişileri şiddetle kınıyorum. Bu ülke Allah korusun batarsa hep beraber batmayacak mıyız? Fikri, siyasi düşüncesi, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun bu ülkede yaşayan herkesin istisnasız devletinden  ve ülkesinin menfaatlerinden yana tavır alması ve hatta sesini yükseltmesi gerekir.
Bu vesileyle diyoruz ki; ABD tarafından ülkemize karşı alınan yaptırım kararının görünürde rahip Andrew Brunson'un ABD'ye iade talebi yer alırken, perde arkasında ise ülkemiz aleyhine yeni senaryoların oluşturulmaya çalışıldığı aşikârdır. Ülkemize yönelik olumsuz bir algı yaratarak, yabancı yatırımcıları ülkemizden çıkmaya zorlamak, kur manipülasyonuyla ekonomimizi zora sokmak isteyen ABD'nin bu planı tutmayacaktır. Trump, bu hukuk dışı ve haksız uygulamaları ile  Türkiye’ye diz çöktürme emeline ulaşamayacaktır. ABD'nin Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Hükûmetine ve Türk Milletine yapmak istediği operasyon gerek diplomatik teamüllere gerekse iki ülke arasındaki uzun yıllara dayanan müttefiklik ilişkisine aykırıdır ve kabul edilemez.
Gerek şahsım ve gerek Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği  olarak, ABD yönetiminin bu hasmane kararını, yaptırımlarını kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz. Trump yönetimi tarafından alınan bu kararlar, yapılan ekonomik tehditler hukuk devleti ilkeleri ile çelişen, devletlerarası ilişkilerin dayandığı geleneklere ve etik ilkelere aykırıdır. Bu süreçte devletimizin ve hükümetimizin yanında olduğumuzu ve ABD’nin yaptırımlarına boyun eğmeyeceğimizi  dost düşman herkesin bilmesini isterim. Kalın Sağlıcakla….
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.