Değerli okuyucular;
Nefes aldığımız sürece hep sorunlarla karşılaşacak ve başetmeye çalışacağız. Kendimize olan inançla hep daha iyisini başarabilmek için mücadeleyi elden bırakmamayı öğrenmeliyiz. Bu düşünce yapısıyla kendi meslektaşlarımın sorunlarının çözülmesini umut ve temenni ederken, bir an bile vazgeçmediğim ve elden bırakmadığım mücadeleyi ilk günkü heyecan, istek ve hırsla sürdüreceğim.
Yılın son yazısını hazırlarken Kadın’ın iş hayatındaki yerini biraz da yaşamsal tecrübelerle harmanladığım cümlelerle kapatmak istedim. “Yaşamak için öldür!” yerine “Daha güzel yaşamak için dokun.” mottosunu kullanıyorum. Hayatta varoluş amacımız gereği hepimizin bir görevi ve amacı var diye düşünüyor ve bu yaşam savaşında bazen akışa fazla kaptırıyoruz kendimizi. Bir durup düşünmeli kime faydalı olabilir veya kimden fayda görebilirizi sorgulamalı. Birinin eli, birinin düşü, birinin de merdiveni oluyoruz. Yaptığımız iş her ne olursa olsun fark yaratmayı becerebilmeli, kendini öyle geliştirmeli. Göreve geldiğim süreç itibariyle yaklaşık 3 yıldır sayısız sosyal sorumluluk projesi, sayısız eğitim, organizasyonlar, basın demeçleri, kurumsal anlaşmalar, esnaf ziyaretleri, meslektaş toplantıları, mesleki ve teknik anlamda gelişim sağlayacak konular ve çalışmalarla gerek siyasi gerekse üst kuruluşlarla kurulan bağlarla sorunları ve çözüm önerilerini dile getirerek örnek teşkil ettik. Yoldaşlık teklif edilen, takdirin edilen bir yönetimin başında oldum. Ne mutlu ki kapısını çaldığım meslektaşımın duaları, övgüleri ile karşılanıyor ve cesaret veren konuşmalarıyla güçleniyorum. Esnaf Odası anlayışına yeni bir yön vererek, önyargıyla yaklaşılan her düşünceyi yok ediyor ve etmeye de devam edeceğimi vurgulamak istiyorum.
Farklı mecralarda farklı işkollarında görev alan, hizmet veren veya yöneticilik yapan kadınlarımızla bir araya geliyoruz. Her birinin iş hayatına giriş ve ilerleyiş konusu farklı olsa da bu yolculuklarda karşılaştıkları zorluklar ve zorbalıklar dile geliyor. Kadın ve erkeğin özellikle iş hayatında eşit oldukları düşüncemden vazgeçmeyeceğim diye düşünüyorum. Nitekim geçmişte zorlu yıllarda evinde ekmek pişiren kadınların elinin silah tuttuğu, bu vatan uğruna gözünü kırpmadan savaştığı günler geçirdik. Günümüze baktığımızda kadın polisler, kadın avukatlar, kadın hekimler, kadın gazeteciler ve daha sayamadığımız birçok sektörde yer alan başarılı kadınlarımız ön plana çıkıyor. “Kadının elinin değdii çok belli.” Sözünü çok sık duyan biri olarak bunun verdiği hazzı, mutluluğu ve gururu anlatamam. Özellikle eşi tarafından büyük destek gören bir kadın olarak temennim özellikle iş hayatında kadınların her daim desteklenip, güçlendirilmesi. Çünkü bir kadın eğer isterse başaramayacağı iş yoktur. Yeter ki gücünün farkında olsun.
Son günlerini yaşadığımız 2024 yılını çokça hüzün ve gözyaşı ile bitirirken yeni yılın ülkemize, milletimize, dünyaya, insanlığa ve en çok da küçük esnafımıza sağlık, huzur, mutluluk, bereket, barış getirmesini temenni ediyorum. Sürç-ü lisan ettiysek affola.
Hayırlı ve mutlu seneler...
Nefes aldığımız sürece hep sorunlarla karşılaşacak ve başetmeye çalışacağız. Kendimize olan inançla hep daha iyisini başarabilmek için mücadeleyi elden bırakmamayı öğrenmeliyiz. Bu düşünce yapısıyla kendi meslektaşlarımın sorunlarının çözülmesini umut ve temenni ederken, bir an bile vazgeçmediğim ve elden bırakmadığım mücadeleyi ilk günkü heyecan, istek ve hırsla sürdüreceğim.
Yılın son yazısını hazırlarken Kadın’ın iş hayatındaki yerini biraz da yaşamsal tecrübelerle harmanladığım cümlelerle kapatmak istedim. “Yaşamak için öldür!” yerine “Daha güzel yaşamak için dokun.” mottosunu kullanıyorum. Hayatta varoluş amacımız gereği hepimizin bir görevi ve amacı var diye düşünüyor ve bu yaşam savaşında bazen akışa fazla kaptırıyoruz kendimizi. Bir durup düşünmeli kime faydalı olabilir veya kimden fayda görebilirizi sorgulamalı. Birinin eli, birinin düşü, birinin de merdiveni oluyoruz. Yaptığımız iş her ne olursa olsun fark yaratmayı becerebilmeli, kendini öyle geliştirmeli. Göreve geldiğim süreç itibariyle yaklaşık 3 yıldır sayısız sosyal sorumluluk projesi, sayısız eğitim, organizasyonlar, basın demeçleri, kurumsal anlaşmalar, esnaf ziyaretleri, meslektaş toplantıları, mesleki ve teknik anlamda gelişim sağlayacak konular ve çalışmalarla gerek siyasi gerekse üst kuruluşlarla kurulan bağlarla sorunları ve çözüm önerilerini dile getirerek örnek teşkil ettik. Yoldaşlık teklif edilen, takdirin edilen bir yönetimin başında oldum. Ne mutlu ki kapısını çaldığım meslektaşımın duaları, övgüleri ile karşılanıyor ve cesaret veren konuşmalarıyla güçleniyorum. Esnaf Odası anlayışına yeni bir yön vererek, önyargıyla yaklaşılan her düşünceyi yok ediyor ve etmeye de devam edeceğimi vurgulamak istiyorum.
Farklı mecralarda farklı işkollarında görev alan, hizmet veren veya yöneticilik yapan kadınlarımızla bir araya geliyoruz. Her birinin iş hayatına giriş ve ilerleyiş konusu farklı olsa da bu yolculuklarda karşılaştıkları zorluklar ve zorbalıklar dile geliyor. Kadın ve erkeğin özellikle iş hayatında eşit oldukları düşüncemden vazgeçmeyeceğim diye düşünüyorum. Nitekim geçmişte zorlu yıllarda evinde ekmek pişiren kadınların elinin silah tuttuğu, bu vatan uğruna gözünü kırpmadan savaştığı günler geçirdik. Günümüze baktığımızda kadın polisler, kadın avukatlar, kadın hekimler, kadın gazeteciler ve daha sayamadığımız birçok sektörde yer alan başarılı kadınlarımız ön plana çıkıyor. “Kadının elinin değdii çok belli.” Sözünü çok sık duyan biri olarak bunun verdiği hazzı, mutluluğu ve gururu anlatamam. Özellikle eşi tarafından büyük destek gören bir kadın olarak temennim özellikle iş hayatında kadınların her daim desteklenip, güçlendirilmesi. Çünkü bir kadın eğer isterse başaramayacağı iş yoktur. Yeter ki gücünün farkında olsun.
Son günlerini yaşadığımız 2024 yılını çokça hüzün ve gözyaşı ile bitirirken yeni yılın ülkemize, milletimize, dünyaya, insanlığa ve en çok da küçük esnafımıza sağlık, huzur, mutluluk, bereket, barış getirmesini temenni ediyorum. Sürç-ü lisan ettiysek affola.
Hayırlı ve mutlu seneler...
Etiketler: