Rahmetli Turgut Özal iktidara gelince, geçim sıkıntısı çeken, kişisel gayretleri geçinmelerine yetecek geliri elde edemeyen vatandaşlar için bir vakıf bir de fon kurmuştu. Vakıf aracılığıyla ülkedeki tüm şehirlerde geçim sıkıntısı içindeki vatandaşlara ulaşmayı amaçlıyordu. Vakfın faaliyetleri fondan aktarılan kaynaklardan yürütülüyordu. Fonun gelir kalemleri ülkenin her yerinde kesilen cezalar ile bazı vergi türlerine getirilen kesinti ve ilavelerden oluşuyordu. Başta geçici olduğu ilan edilen düzenlemelerin bir kısmı daha sonra kalıcı hale de getirilmişti. Fonun adı ise hepsinden güzeldi. FAK-FUK-FON… “Fakir Fukara Fonu”.
Fak Fuk Fon’dan tam 40 yıl sonra fonlar bu kez kötü şöhretleriyle gündemimize girdi. Özensiz ve çok kaba yöntemlerle yaklaşık 500 bin vatandaş “şimdilik bilinen” yüzyılın dolandırıcılık, yolsuzluk hikayelerinden birine kurbanı edildi. Bünyesinde üç kişinin dahi çalışmadığı şirketler ve iştiraklerinin portföylerine girdiği fonlarla sözde girişimciler, yatırımcıları bu kez sonuna, yetmedi donuna o da olmadı fonuna kadar soydular. Sonuçları şimdilik bilmiyoruz. Yarın da tam olarak öğreneceğimizi sanmıyorum. Bunun nedeni elbette bugüne kadar Akp iktidarında suçun değil suçlunun kimliğinin öncelenmesi. Başka bir şey değil. Aynı suçu biri işlerse başka AKP’li biri işlerse başka davranışlar sergileyen yargı yaklaşımı.
Geçenlerde sohbet ettiğimiz genç bir arkadaşım; “Abi, eskiden bu ülkede adalet var mıydı?” diye sordu. Derdi eskiyi önemsemek değil bugün olanları kabul edilebilir görmemiz gerektiğine ilişkin hakim duygunun bendeki karşılığını aramasıydı. “Yoktu” dedim. “Hatta dünyanın dibinden beri adalet hep sorunu oldu insanın. Onca din, onca peygamber bunun için indirildi, gönderildi.” diye devam ettim. Ülkeden örnek verdim; “Mesela Akp Genel Başkanı için ‘muhtar bile olamaz’ diyorlardı sadece bir şiir okuduğu için aldığı ceza nedeniyle. Cezası da çekmesi de bizi incitmişti. Ama ‘muhtarlığı’ çok gördükleri o kişi aynı hukuk sistemiyle önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı” oldu. Onu mağdur eden sistem haklarını da verdi. Şimdi ise kendisinin gönlü, kimsenin karşısında ‘aday’ bile olmasına razı değil. Gayretleri de o yönde.”
Maliye Bakanı geçen yıl bazı fonlarla ilgili tespitlerini kamuoyuyla paylaşıyor. Ardından Başsavcılık SPK ve Masak’a yazılar gönderiyor. Fakat fonlar, bunlar olurken, dur durak bilmeden yatırımcısını soyma faaliyetlerine devam ediyor. Halka açılması “siyasi ya da bürokratik” destek görmeden mümkün görünmeyen şirketler, iştiraklerini de pazarlayacak fon yöneticilerini aynı yöntemlerle işe dahil ediyorlar. Bürokratik ve siyasi destek olmadan bunlar mümkün değil. Çünkü ortada şirket mirket yok. Bir masa, bir sandalye var ya da yok.
Fonların kapalı dönemlerinde işlemlere dahil olan “12 haramzade” kim mesela? Eski SPK Başkanı ve kardeşinin zenginleşmeleri sadece gündeme gelmekle kaldı örneğin. Şimdilik sadece Zeytinburnu ilçe teşkilatında değnekçilik yapan, sinyalci bir ampuloğlunun ismi rahatlıkla zikrediliyor. Sahiplerinin kimler olduğunu elbetteki istihbarat olsun, emniyet istihbarat olsun biliyordur. Hiç şüphem yok. İzin verilsin, önleri açılsın “kim hangi öğünde, nerede, ne kadar tıkınmış” önümüze koyarlar. İzin verilirse bu ülkenin tüm hırsızlarının en irisini, en ufağını, en şanlısını, en namsızını sıraya dizerler.
Maliye Bakanının bile durdurulmasında etkisiz kaldığı bir dümen dönüyor iktidarın içinde. Fon yatırımı adı altında sadece kaynak transferi yapılmıyor, kara paralar bile aklanıyor olabilir. Yolsuzlukla kazanılanlar dolandırıcılıkla aklanıyor olabilir. Bu söylediğimi yabana atmayın. Yıllarca yolsuzluk yoluyla servet edinenler, bu fonlara yatırımcı koduyla girip kirli kazançlarını da aklıyor olabilir. Bakalım. Devlet devletliğini yapsa bir ayda açığa çıkarılıp sonuca bağlanabilecek bu özensiz yolsuzluk, dolandırıcılık kampanyasında hükümet nasıl bir pozisyon alacak. Göreceğiz ne kadar yerli ve milli olduklarını. Milleti fonuna kadar, donuna kadar soyanların peşinden “sonuna” kadar gidip gitmeyeceklerini. Milletin önüne ilçe teşkilatlarından sinyalci, değnekçi, çantacı tayfalardan figüranları değil, tepesinden, dibine, yapımcısından, yönetmenine, yardımcı oyuncusundan, başrolüne herkesin başına konup konmayacaklarını. Ülkeyi bu AK (FAK) FON pisliğine bulaşanlardan temizleyip temizlemeyeceklerini. Yanılmak dileğiyle.