22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 20.05.2026

Türkiye’nin gücü

Muhammed SANCAKTAR

Muhammed SANCAKTAR

1599 5 dk 0 yorum
Paylaş:

Kıymetli Dostlar,

Dünyanın yeniden şekillendiği, küresel güç dengelerinin her geçen gün değiştiği bir dönemde Türkiye, artık sadece gelişmeleri izleyen değil; gelişmelere yön veren ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle savunma sanayinde son yıllarda ortaya koyulan başarılar, milletimizin özgüvenini artırırken, ülkemizin uluslararası alandaki caydırıcılığını da ciddi anlamda güçlendirmiştir.

Bir zamanlar savunma ihtiyaçlarının büyük bölümünü dışarıdan temin etmek zorunda kalan Türkiye, bugün kendi SİHA’larını, savaş gemilerini, hava savunma sistemlerini, milli muharip uçağını ve füze teknolojilerini geliştiren güçlü bir ülke konumuna ulaşmıştır. Bu başarı tesadüf değildir. Bu başarı; kararlılığın, milli iradenin, yerli üretim anlayışının ve uzun vadeli devlet vizyonunun sonucudur.

Son dönemde kamuoyunda sıkça konuşulan Yıldırımhan füze sistemi de bu milli yürüyüşün önemli bir göstergesidir. Savunma sanayinde ulaşılan seviye, artık Türkiye’nin sadece kendi sınırlarını koruyan bir ülke değil; bölgesel ve küresel ölçekte söz sahibi bir güç haline geldiğini göstermektedir. Güçlü savunma sistemleri, yalnızca askeri kapasite anlamına gelmez. Aynı zamanda diplomatik masalarda daha güçlü durabilmenin, milli çıkarları daha etkin savunabilmenin ve ülkenin bağımsız hareket edebilmesinin temelidir.

Bugün dünyada güçlü olmayan devletlerin dış politikada bağımsız hareket etmesi neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Ekonomik, askeri ve teknolojik olarak güçlü olmayan ülkeler, büyük güçlerin yönlendirmesine açık hale gelmektedir. Türkiye ise son yıllarda attığı adımlarla bu zinciri kırmayı başarmıştır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen dış politika anlayışına baktığımızda, son derece hassas bir denge siyaseti görüyoruz. Türkiye bir yandan NATO üyesi olarak Batı dünyasıyla ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu, Balkanlar ve Afrika ile çok yönlü ilişkiler geliştirmektedir. Bu denge politikası kolay değildir. Böylesine karmaşık bir uluslararası ortamda aynı anda birçok ülkeyle ilişkileri koruyabilmek ciddi bir devlet tecrübesi gerektirir.

Özellikle son yıllarda yaşanan savaşlar, enerji krizleri, göç hareketleri ve küresel ekonomik dalgalanmalar göstermiştir ki; güçlü liderlik ve milli duruş her zamankinden daha önemlidir. Türkiye, krizlerin merkezinde olmasına rağmen ayakta kalmayı başarmış, hatta birçok konuda arabulucu rolü üstlenmiştir. Tahıl koridoru anlaşmaları, bölgesel diplomasi girişimleri ve insani yardım faaliyetleri bunun açık örnekleridir.

Savunma sanayindeki ilerleme ile dış politikadaki etkinlik aslında birbirini tamamlayan iki unsurdur. Güçlü savunma, güçlü diplomasi getirir. Güçlü diplomasi ise ülkeye ekonomik ve siyasi istikrar kazandırır. Bugün Türkiye’nin geldiği noktada artık yerli ve milli teknolojiler yalnızca askeri başarı değil; aynı zamanda milletimizin özgüveninin sembolüdür.

Elbette eksikler olabilir, eleştiriler yapılabilir. Ancak hakkaniyetli bakıldığında, Türkiye’nin son yıllarda özellikle savunma sanayiinde ortaya koyduğu başarıların dünya tarafından dikkatle takip edildiği açıkça görülmektedir. Bir dönem ambargolarla köşeye sıkıştırılmak istenen ülkemiz, bugün kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir seviyeye ulaşmıştır.

Bizler inanıyoruz ki güçlü Türkiye ideali; birlik, beraberlik, üretim ve milli bilinç ile daha da büyüyecektir. Savunma sanayindeki her başarı, aslında geleceğe bırakılan güçlü bir mirastır. Çünkü bağımsızlığın en önemli şartlarından biri, kendi gücüne güvenebilen bir devlet olmaktır.

Rabbim devletimize güç versin, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmasın. Yurdumuzun huzurunu, güvenliğini ve geleceğini korumak için çalışanlardan Allah razı olsun.

Kalın sağlıcakla.

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.