06 Kasım 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 06.11.2026

Türkiye’nin Balkanlar’daki yükselen rolü

Muhammed SANCAKTAR

Muhammed SANCAKTAR

910 8 dk 0 yorum
Paylaş:

Kıymetli dostlar,

Balkanlar denildiğinde aklımıza yalnızca bir coğrafya gelmez. Ortak tarihimiz, kültürel değerlerimiz, hatıralarımız, kardeşlik bağlarımız ve nesilden nesile aktarılan gönül birliğimiz gelir. Bu nedenle Balkanlar ile Türkiye arasındaki ilişkiler, sıradan diplomatik ilişkilerin çok ötesinde, derin tarihî ve insani temellere dayanmaktadır.

Türkiye Bosna Sancak Derneği olarak geçtiğimiz günlerde “Türkiye’nin Balkanlar’daki Yükselen Rolü” konulu bir program gerçekleştirdik. Programa TİKA Başkanımız Sayın Abdullah Eren konuşmacı okarak iştirak etti. Bu buluşma Balkanlar ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugünü ve geleceği üzerine düşünmek, tecrübeleri paylaşmak ve yeni iş birliği imkânlarını değerlendirmek açısından son derece kıymetliydi.

Programımız, sadece bir konferans olmanın ötesinde, ortak değerlerimizi yeniden hatırladığımız ve geleceğe yönelik sorumluluklarımızı konuştuğumuz anlamlı bir buluşma oldu.

Türkiye’nin Balkanlar’daki rolünü değerlendirirken meseleyi yalnızca siyasi ilişkiler, ticaret hacmi veya ekonomik yatırımlar üzerinden ele almak eksik bir yaklaşım olur. Çünkü Türkiye’nin bölgeyle ilişkilerinin temelinde tarih, kültür, insan ve karşılıklı güven bulunmaktadır.

Bosna’dan Sancak’a, Kosova’dan Kuzey Makedonya’ya, Arnavutluk’tan diğer Balkan ülkelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye ile toplumlar arasında güçlü bağlar mevcuttur. Bu bağların korunması ve geleceğe taşınması, yalnızca devlet kurumlarının değil, sivil toplum kuruluşlarının da ortak sorumluluğudur.

Türkiye’nin Balkanlar’daki yükselen rolü; bölge ülkelerinin egemenliğine, karşılıklı saygıya, ortak kalkınmaya ve halklar arasındaki dostluğun güçlendirilmesine dayanan bir anlayışla daha da anlam kazanmaktadır.

Programımızın en önemli başlıklarından biri, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) Balkanlar’daki faaliyetleri ve bu faaliyetlerin bölge toplumlarına sağladığı katkılardı.

TİKA, farklı ülkelerde yürüttüğü projelerle eğitim, sağlık, kültürel mirasın korunması, sosyal kalkınma ve teknik iş birliği gibi birçok alanda faaliyet göstermektedir. Bu çalışmaların önemi, yalnızca ortaya çıkan eserler veya tamamlanan yatırımlarla ölçülemez. Asıl değer, insanların hayatına dokunmakta, yerel ihtiyaçlara katkı sunmakta ve toplumlar arasındaki ilişkileri güçlendirmekte yatmaktadır.

Sayın Abdullah Eren’in katılımıyla gerçekleştirdiğimiz program, bu çalışmaların önemini değerlendirmek ve Balkanlar’da daha güçlü iş birliği imkânlarının nasıl geliştirilebileceğini düşünmek bakımından önemli fikirler sundu.

Bölgede kalıcı dostlukların kurulması için ekonomik kalkınma kadar eğitim, kültür, gençlik ve insani dayanışma alanlarına da yatırım yapılması gerektiğine inanıyorum.

Gerçekleştirdiğimiz programın kazanımlarını yalnızca katılımcı sayısı veya konuşulan konular üzerinden değerlendirmemek gerekir. Böyle buluşmaların asıl kazanımı, ortak meselelerimize daha geniş bir perspektiften bakabilmek, kurumlar arasındaki iletişimi geliştirmek ve geleceğe yönelik yeni fikirlerin oluşmasına zemin hazırlamaktır.

Bu çerçevede programımızın öne çıkan kazanımlarını şu başlıklarda değerlendirebiliriz:

Birincisi, farkındalık oluşturmak. Türkiye’nin Balkanlar’daki faaliyetlerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve insani boyutlarını daha kapsamlı biçimde ele almak, toplumumuzun bu konudaki bilgi ve ilgisinin gelişmesine katkı sağlamaktadır.

İkincisi, sivil toplumun rolünü güçlendirmek. Dernekler ve sivil toplum kuruluşları, toplumlar arasındaki ilişkilerin canlı tutulmasında önemli bir görev üstlenmektedir. Bu kuruluşların kamu kurumlarıyla iletişim ve iş birliği içinde olması, ortak hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracaktır.

Üçüncüsü, genç nesillere sorumluluk kazandırmak. Balkanlar ile Türkiye arasındaki tarihî bağların geleceğe taşınması, gençlerimizin bu ortak mirası tanıması ve günümüz dünyasının imkânlarını doğru değerlendirmesiyle mümkündür. Eğitim, kültür, akademik çalışmalar ve gençlik projeleri bu açıdan büyük önem taşımaktadır.

Dördüncüsü, geleceğe yönelik iş birliği alanlarını gündeme taşımak. Ticaret, turizm, eğitim, kültürel faaliyetler, sosyal projeler ve kurumsal ilişkiler; Balkanlar ile Türkiye arasında daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sunabilecek başlıca alanlardır.

Elbette bu kazanımların kalıcı hâle gelmesi, programlarda dile getirilen fikirlerin somut çalışmalara ve sürdürülebilir projelere dönüştürülmesiyle mümkün olacaktır.

Bosna-Sancak coğrafyası, Türkiye ile Balkanlar arasındaki ilişkilerde özel bir yere sahiptir. Aile bağlarımız, kültürel ortaklıklarımız ve kuşaklar boyunca taşınan hatıralarımız, bu coğrafyayla aramızdaki yakınlığın en önemli unsurlarıdır.

Ancak geçmişten gelen bu güçlü bağları korumak kadar, onları çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde geliştirmek de önemlidir.

Bugün yapılması gereken; gençler arasında kültürel etkileşimi artırmak, ekonomik ve sosyal iş birliklerini geliştirmek, akademik çalışmaları desteklemek ve sivil toplumun ortak projeler üretmesini teşvik etmektir.

Türkiye Bosna Sancak Derneği olarak bizlerin de sorumluluğu, bu ilişkilerin yalnızca geçmişin hatıralarıyla sınırlı kalmamasını sağlamak, geleceğin fırsatlarını değerlendirmek ve toplumlarımız arasındaki iletişimi güçlendirmektir.

Çünkü güçlü bir gelecek, ortak geçmişimizin bilinciyle ve bugünün ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalarla inşa edilir.

TİKA Başkanımız Sayın Abdullah Eren’in katılımıyla gerçekleştirdiğimiz “Türkiye’nin Balkanlar’daki Yükselen Rolü” programı, Balkanlar ile Türkiye arasındaki ilişkileri farklı yönleriyle değerlendirmek ve ortak sorumluluklarımızı yeniden hatırlamak açısından anlamlı bir buluşma olmuştur.

Programımıza katılarak bilgi ve tecrübelerini paylaşan Sayın Abdullah Eren’e, katkı sunan kurum ve kuruluşlarımıza, emeği geçen herkese ve bizleri yalnız bırakmayan tüm kıymetli misafirlerimize teşekkür ediyorum.

İnanıyorum ki Türkiye ile Balkanlar arasındaki ilişkiler; karşılıklı saygı, güven, ortak kalkınma ve insani dayanışma temelinde daha da güçlenecektir. Bu sürecin başarıya ulaşmasında kamu kurumlarımız kadar sivil toplum kuruluşlarımıza, akademisyenlerimize, iş dünyamıza ve gençlerimize de önemli görevler düşmektedir.

Bizlere düşen, geçmişten devraldığımız bu kıymetli mirası korumak, bugünün imkânlarını değerlendirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir dostluk bırakmaktır.

Balkanlar ile Türkiye arasındaki gönül köprüsünün güçlenmesi, yalnızca geçmişimize duyduğumuz saygının değil, geleceğe karşı taşıdığımız sorumluluğun da bir gereğidir.

Kalın sağlıcakla.


Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.