23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.10.2021

Toprak ve Su

1616 4 dk 0 yorum
Paylaş:
SAYIN Paşavizyon okurları merhabalar, ben Necmettin Sönmez.
Bu sayımızdan sonra köşemizde, ülkemiz ve dünya üzerindeki sanayi, ekonomi ve iktisadi gelişme problemleri, bunun yanında Türkiye’yi ilgilendiren güncel olayları irdeleyip makaleler yazmaya çalışacağım.
Son iki seneye yakın bir zamandır, dünyada yaşanan pandeminin yarattığı olumsuz ortamdan ülkemiz ve dünya ülkeleri ekonomileri ve sanayi üretimleri olumsuz etkilendiler. Sanayi ve tarım üretimlerinde çok büyük aksaklıklar belirgin bir şekilde görüldü.
Dünya çapında çok uluslu dev üreticiler, üretim hatlarının bir kısmını veya tamamını durdurmak zorunda kaldılar. Pandeminin hızının kesildiğine karar veren ülkelerde kademeli olarak üretim hatlarını açmaya başladılar. Fakat çok hızlı çalışan bir mekanizmayı durdurmak, tekrardan aynı hızla çalıştırmaya başlamak tabi ki de aynı hızda olmuyor. Pandemi yüzünden üretimlerini durduran dev firmalar şimdi de tedarik zincirindeki aksamalardan dolayı durma noktasına geldiler.
Türkiye gibi ekonomileri zayıf ve dış dalgalanmalara açık ekonomiler daha da fazla bir şekilde bu kötü gidişattan etkilendiler. Birçok ülke bu acil durum karşısında kendi iç üretim ve öz varlıklarına dönmeye başladılar. Bunun en belirgin örneği tarımda görülüyor. Dünya üzerinde önemli tarım ürünleri üretici konumundaki ülkelerin tamamı ihracatlarını tamamen dış ülkelere kapattılar ya da önemli ölçüde kısıtlamaya gidiyorlar. Yani bu demek oluyor ki eğer siz tarım açısından kendi kendinize yetemiyorsanız, tarım ürünleri ithal etmek zorundasınız. Paranız olsa dahi bu ülkelerden tarım ürünü alamayacaksınız veya istediğiniz kadar vermeyeceklerdir. Vakit çok geç olmadan acilen yetkili kurumlar tarafından tedbir alınmalıdır. Tarım konusunda uzmanların dediği gibi tarım alanlarımızı acil olarak üretime yönlendirmeli ve bu konuda çiftçiler teşvik edilmeli ve bilgilendirilmelidir. 80 milyonu aşan nüfusumuzla Türkiye tarım ürünlerini ithal ederek halkımızı doyuramaz. Kaldı ki şu anda Türkiye’nin yüzbinlerce hektar tarıma uygun arazisi, çiftçimizi geliri tatmin etmediğinden, çiftçi para kazanamadığından boş duruyor. Bu arazileri vakit çok geç olmadan üretebilir arazi durumuna getirebilmeliyiz.
Bu gelişmeler gösteriyor ki yakın gelecekte ülkeler arasındaki savaşlar su ve ekmek için olacaktır. Ülkemizin kaynakları sonsuz ve çok çeşitli bu kaynakları bilinçli, ilme ve bilime dayalı bir sistemle uzun vadede kullanılır ve insanların faydalanacağı bir hale getirmek zorundayız. Tarım da gelişmiş birçok ülke bir yılda 2-25 iki buçuk hatta Brezilya örneğinde görüldüğü gibi yılda ortalama iki nokta 8 hasat yapıyorken, biz hala dededen kalma yöntemlerle yıl da bir hasatla yetinmeye çalışıyoruz. Bu yöntemlerle dünya piyasalarında var olma imkanı yoktur.
Kesinlikle bu metotlarla üretim yapılarak bu iş sürdürülemez. Bu durum ne çiftçiyi tatmin eder ne de halkımıza yetecek ürün elde edebiliriz. Tarım ürünleri ithalatından bir şekilde kurtulmalıyız. Her geçen üretim mevsimi, bir öncekini aratır olacaktır. Çünkü ülkemizi ve dünyayı tehdit eden kuraklık kapıya dayandı.
Bu konuda vatandaş olarak da bize bazı görevler düşüyor. Müsriften kaçınarak kullandığımız kaynakları mümkün olduğu kadar israf etmemeli ve yeteri kadar harcamalıyız. Çöpe attığımız her lokmada ihtiyacı olan kişilerin hakkına girdiğimizi, fazla harcadığımız her damla suda bir fidanın hakkı olduğunu unutmamalıyız. Bizden sonra ki nesillere de bu duyarlılığı öğretmeliyiz.  Hoşça kalın, sağlıkla kalın.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.