Değerli Paşavizyon okuyucuları;
Bu sayıda sizlere sektörümüzden yani tekstil sektöründen bahsetmek istiyorum.
2022 yılı Haziran ayından bu yana özellikle ihracatta kan kaybeden sektörümüz maalesef 2023 yılını neredeyse tüm branşlarında hammadde üretimi konfeksiyon örme çorap triko alanlarında %25 daralma ile kapattı.Bu süreç zarfında, bu alanlarda ithalatımız sürekli artmakta, bunun nedeni de artık ülkemizdeki üretim maliyetleri ile üretim yapmak mümkün olmadığından, sektörümüzdeki üreticiler-satıcılar ithalata yöneldiler. Şahsen sektörümü temsil ettiğim her platformda sorunlarımızı ilgili kişilere aktarmaktayım. Üzülerek belirtmek istiyorum olumlu anlamda hiç bir değişiklik sektörümüz için yapılmamakta veya yapılamamaktadır.
Sektörümüzün içinde olanlar veya merak eden bir kısım insanımızında şahit olduğu konu, ne zaman sektörümüz açısından talepte bulunsak sorundan bahsetsek, bizlere verilen cevap belli...
-Katma değerli üretim yapın
-Döviz kurları ile ihracatın ilgisi yoktur
Üzülerek belirtmek istiyorum bir kısım yazar vs’de bu iki konunun doğru olduğuna dem vurarak köşelerinden sosyal medya hesaplarından paylaşım yapmaktadır.
Sektörümüz, Türkiye ortalamas ihracatının çok üzerinde rakamlarla ihracat yapmaktadır.
İplik hammadde olarak ülke ihracatımızın üç dört katı,
Konfeksiyon da ülke ihracatımızın ortalamasının beş altı katı,
Triko üretiminde ülke ortalama ihracatımızın on katı üzerinde ürünlerimizi dış pazarlara satabilmekteyiz.
Yani katma değerli ihracat demek pekte sorunlarımızı çözmemektedir.
İkinci konu döviz kurlarıdır.
Bu sektörde hiç bir üretici ülkemizde oluşan enflasyon, işçilik artışı, enerji ve navlun nakliye artışı oranları üzerinde döviz kuru istememektedir.
Lakin algı, bu sektör haksız döviz artışı talep eden sektör durumuna düşürülmüştür.
Yakın zamanda sn Ekonomi Bakanımız 2002 -2012 ve 2018 -2023 yıllarındaki ihracat artışlarını ve o yıllardaki ülkemizdeki döviz kurlarındaki artışı örnek vererek kur artışının ihracatta çok belirleyici olmadığını belirtti.
Başka sektörler için bu geçerli olabilir, lakin sektörümüze bu açıklama uymamaktadır.
Belirtilen tarihlerde ülkemize ithalat rakamlarına baktığımızda sorunun cevabıda net ortaya çıkacaktır.
Daha detaylı açıklamak gerekirse:
Ülkemizde tekstil sektörü tüm paydaşları ile
• Hammadde
• İplik üretimi
• Konfeksiyon
• Dokuma
• Triko
• Çorap vs
toplamda 80 milyar dolarlık büyüklüğe sahiptir.
Bu rakamların yarısı ihracat yarısıda piyasamız satışları ile oluşmaktadır.
Döviz kurlarımız yukarıda belirttiğim üretim maliyet kalemlerinin altında kaldığında iç piyasamızda satılan ürünler yüzde ellinin üzerinde ithal ürünlere dönmektedir.
Maalesef bir çok insanımız bunun farkında bile değildir. Mevcut durumda özellikle AVM ve sokak mağazalarında satılan tekstil ürünlerinin üretim etiketlerine baktığımızda nerede ise Türkiye üretimli ürünler yüzde yirmi yüzde otuzlara gerilemiştir.
Dünyanın sayılı markaları ve onlarla rekabet halinde olan yerel markalarımız, ülkemizdeki maliyetlerin yüksekliğini öne sürerek ithal mallarla mağazalarını doldurmuşlardır. Sektörümüzün temsilcileri ilgili bakanlıklarımız bu duruma seyirci kalmaktadır.
Başlık tamda bu duruma uygundur.
Bu duruma müdahale edilmez ise bir kaç yıla kalmaz bu sektör ülkemizden çıkar. Tekstil sektörü halen ülkemizde en fazla istihdam oluşturan sektör olmasına rağmen geldiği durum budur.
Bu süreç nasıl olumsuzdan olumluya dönecektir:
Sektörü sektörün içindekiler temsil etmelidir. İlgili Bakanlıklarımız sorunları dinlemek ve not almak dışında uygulama yapmak durumundadır. Sivil toplumumuz harakete geçirilmeli. Türk malı etiketi taşımayan ürünlerin alımı azaltılmalıdır. En azından bu başlıklarda hızlı bir aksiyon alır isek sektörümüzdeki kan kaybı duracak toparlanma başlayacaktır...
Etiketler: