23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 19.10.2023

Suyun önemi

1206 5 dk 0 yorum
Paylaş:
Merhabalar saygıdeğer Paşavizyon okurlarım.
Bir yaz mevsimini de geride bıraktık, sağlıkla gelecek yeni yaz mevsimlerine inşallah. Hepimiz malum üzere çok kavurucu gecen bir yaz mevsimi yaşadık. Çok uzun yıllar yaşanmamış sıcakları gördük, aynı zamanda yağışı en az olan bir mevsim yaşadık. Bütün dünyada da böyleydi bu mevsim. Toprak yağış almayınca sulama ile aldığımız üründe de bir bolluk ile canlanma olmuyor. Yağmur yağdığı zaman bereket yağıyor denir ya, hakikatten yağmur damlalarıyla beraber içindeki minareler ve maddeler toprağın bereketini de artırıyor. Yani doğal sulamanın verdiği bereketi başka hiçbir türlü alamıyoruz. Onun içindir ki yağmur ormanlarının olduğu bölgedeki bitkiler o kadar canlı ve bereketli ki bu sebeple her yerden bitki fışkırıyor, bir insanın bile geçebileceği kadar boşluk olmuyor. Mevsim değişikliği ile ilgilenen bilim insanlarının belirtiğine göre her geçen yıl daha kötü olacağını söylüyorlar. Çölleşme ve kuraklık daha öncelere göre hesaplanandan çok daha hızla ilerliyor. Elli yıl içinde olacağı tahmin edilen sonuçlar on yıl içinde oldu bile. Onun içinde bir damla yağan yağmurun kıymetini bilelim, bir bardak suyu bile ziyan etmeden kullanmaya çalışalım. Böyle yapılmaz ise gün gelecek insanlar su için şehirlerini değiştirecekler hatta toplu su göçleri ve yakın bir gelecekte suyu bol ülkelere doğru göçler başlayacaktır. Yaşamı sürdürmenin ana maddesi olan su bu kadar değerli iken bizlerin bunun aksine suyu bu kadar bilinçsiz ve hoyratça israf etmemiz, konunun önemini tam olarak anlamadığımızın göstergesidir.
İklim değişikliklerine karşı yapacak şeylerin, alınacak tedbirlerin kısa zamanda olmayacağını görüyoruz. Peki hiçbir şey yapılamaz mı? Tabi ki yapılabilir, fakat uzun ve disiplinli projeler ile yapılabilecekler vardır. Bunun için bütün dünyanın katkısıyla projelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu tedbirlere gelene kadar biz kendi ülkemiz için neler yapabiliriz. Türkiye olarak biz bu durumdan en az hasarla nasıl çıkabiliriz bunu konuşmalıyız. Aşırı sıcaklarla deniz ve kara sularının buharlaşması ile yoğunluğu aşırı miktarda artan bulutlar aşırı yağışlara sebep olduğu için artık dünyanın hiçbir yerinde yağmur normal bildiğimiz gibi dört beş gün yağmıyor. Yoğun bulutlar nereye rastlarsa birkaç saat içinde bütün yoğunluğu, sağanak halinde bırakıyor. O bölgede tabi toprağın yapısı bozulmuş ise her tarafı su baskınıyla yıkıp talan edip denize veya çukur bir yere sürülüyor. Bu yaşananlar bundan sonra da hep böyle olacak, bu sefer bu bölgeyi vurdu yarın başka bir bölgeyi vuracak. Eğer yapılarınız su toplama havzalarındaysa, dere yataklarında ise, dolgu üzerine yapılmış yapılırsa, bu bir gün size de olacak bundan kaçış yok.
Doğayı o kadar tahrip ettik ki, bize verdiklerini doğa artık geri alıyor. Gözümüzün doymadığını hep doğadan almayı alışkanlık haline getirdiğimiz için artık bir güç bize dur diyor. Sanki topraklarımız çok azmış gibi deniz doldurularak yol yapıyoruz, havaalanı yapıyoruz spor alanları yapıyoruz. Bunu yapmak hem doğayı tahrip ediyor hem de çok daha maliyetli ve riskli oluyor, ama toplumun menfaatine yapıldığı lanse edilerek toplumun tepkisi süspanse ediliyor. Her şey vatandaşa hizmet için gibi gösteriliyor. Netice olarak yağış yok, yağış olduğu zamanda baskın, sağanak gibi yağdığı için buna göre tedbirler almaya başlamalıyız hiç gecikmeden. Kesinlikle yağmur sularını barajlarda, göllerde veya yapılacak setlerle biriktirmemiz gerekiyor. Sudan elektrik üretimi kademeli olarak azaltarak belli bir takvimde sonlandırmalıyız. Buradan doğacak elektrik üretim ihtiyacını alternatif, Güneş ve Rüzgar enerji üretim sistemiyle karşılamalıyız. Geçenlerde sel baskını şeklinde metre kareye elli litreye yakın su düştüğü halde bunun yüzde doksanı denizlere aktı. Bu işte uzmanlaşmış kişiler söylüyorlar, yerel yönetimler muhakkak yağmur suyu ve kanalizasyon suyunu ayrı ayrı tesislerde farklı bölgede toplamalı, eğer şehirler buna müsait değillerse o şehrin daha fazla büyümemesine nüfusun artmasına izin verilmemeli. Tarımsal alanlar da bir su toplama havzasıdır. Bu bölgelerin kesinlikle imara açılması felaketin habercisidir.
Bugüne kadar yapılan yanlışlardan artık vazgeçmeliyiz. Ülkemizde yaşamamızı sürdürmeye niyetliysek, çocuklarımızı bu topraklarda büyüteceksek nasıl bulduysak lütfen öyle teslim edelim.   Mümbit, yemyeşil bereketli vatanımızın çöl olmasına izin vermeyelim. Vatandaş olarak da bireysel tedbirler almaya hemen başlayalım. Bereketli ve sağlıklı günlerde birlikte olmak dileğiyle.
Hoşça kalın sağlıkla kalın, Allaha emanet olun.

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.