23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 19.06.2017

Soytarılık...

1229 3 dk 0 yorum
Paylaş:
SÖZE Katar kriziyle başlayalım. Her şey Katar Resmi haber ajansının web sitesinin hacklenip yalan bir içeriğin yayınlanmasıyla başladı. İran yanlısı içeriğe mevcut açıklamanın yalanlanması fayda etmedi ve Arap devletleri Suudi Arabistan öncülüğünde Katar aleyhinde açıklamalar yaparak Katar’la diplomatik ilişkilerini kestiler. ABD de bu birliğe destek verdi. Ekonomik bir ambargo uygulandı adeta. Açıkçası, ABD karşılıksız bastığı paraların yükünü hafifletmek için Katar’ın kendi bankalarındaki mevduatına göz dikmiş durumda. Katar’a terörist damgası vurmaya doğru ilerlemiş olan bu kampanyada ana konu tıpkı Türkiye’ye 17-25 Aralık sürecinde yapılan İran destekçisi yaftası yapıştırmak. Aslında Katar’ın Mısır’da Sisi’yi tanımaması, Arabistan’dan farklı politikalar izlemesi S.Arabistan’ı kızdırmış ve sürecin başlangıcını tetikledi. Özellikle son yıllarda çok olumlu giden Katar-Türkiye ilişkilerinden sonra, bu kriz üzerinden Türkiye’ye karşı yeniden bir algı operasyonu da yürütülmeye çalışılıyor. Körfeze Türk üssü kurulmasında Katar’ın olumlu yaklaşımı ve desteği, 15 Temmuz’da Türkiye’ye 150 Özel Kuvvetler Askerini göndermesi, yapılan büyük yatırımlar vs. artık Türkiye’nin yanında duran ülkelere de saldırıyorlar. İslam birliği umudu hiç kalmasın diye uğraşıyorlar. Tabi bu Ortadoğu coğrafyasında emperyalist ülkelerin tekelinde süren savaşın ana nedeni Ehl-i Sünnet’i ortadan kaldırarak din-i İslam’a zarar vermektir. Biz de Rusya-ABD-İsrail-İngiltere arasındaki soğuk savaşta bu coğrafyaya dair kararlarda masada söz sahibi olmak adına gerekli tüm adımları atmak için uğraşıyoruz. Dolayısıyla Katar krizinde tarafgir olmamız kesinlikle yerindedir. Tarih boyunca bizi içimizden yıkmak için her şeyi yaptılar, yapıyorlar. Ama şükürler olsun ki biz bilincindeyiz bir şeylerin.
 Haksızlığın karşısında dilsiz şeytan olmayan herkesten Allah razı olsun.
***
Bu arada Ramazan-ı Şerif’le birlikte son günlerde çok reklamı yapılan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’na değinmek istiyorum. Konsept şarkı yarışmalarıyla aynı. Katılanları “sahneye” almadan önce aynen o programlardaki gibi bir soytarı kuliste hikâyeler anlatıyor. Rahle göbekten aşağıda. Neyse ki okurken oturuyorlar fakat okuma adabından, Kur’an-ı Kerim’e saygıdan bihaberler.
Takke takmıyorlar, güya değerlendirme için orada oturan 3 zevat da ayet-i kerimelerden örnekler verirken ne besmele çekiyor ne okuduğunun farkına varıp oturuşunu, duruşunu düzeltiyor. Bu 3 zevatın kullandıkları tabirler de korkunç. Yarışmacıya “Bizi biraz uçurursun diye bekledim ama olmadı.” Gibi, dinlerken insanı şoke eden haşa sanki uzun hava, türkü söyleyen biriyle konuşuyormuş gibi kullanılan ifadelerle hitap ediliyor.
 Tam bir kepazelik. Allah sonumuzu hayretsin, başımıza taş yağdırmayan Rabbimize ne kadar şükretsek az. Allaha emanet olunuz.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.