23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 16.10.2017

Sonbahar

1711 3 dk 0 yorum
Paylaş:
DÜNYA küçüldü. Bir köye döndü diyorlar. Doğrudur. Taşranın küçük kentlerine bile uçak iniyor artık. Cep telefonu her dakika sıladaki yakınlarla konuşmamızı sağlıyor. Oğlumuz ABD’'de doktora yapıyorsa internetle bağlanıp birbirimizi görerek hasret giderebiliyoruz.
Gurbet öldü. Hasret bitti. İyi mi oldu?
Bildiğim şu ki artık mevsimlere bağlı olarak yaşamıyoruz.
İlkokul sınıflarındaki "İlkbahar-Yaz-Sonbahar-Kış" manzaralarını gösteren "Mevsim Şeridi" hâlâ duruyor mu? Çocuklar-gençler hatta koca koca adamlar-kadınlar "Yaza veda" partisi yaparak sonbahara geçiyorlar.
Tiyatrolar-sinemalar-konserler başlıyor. Sanat mevsimine giriyoruz.
Ve elbette gardırobumuzu yeniliyoruz.
Mevsimleri biraz da "İndirim günleri" belirliyor. Sonbaharı hızla geçiyor; "Kar yağdı" müjdesini bekliyoruz. Kayak yapmaya gidiyoruz. Şöminenin karşısında tatlı tatlı demleniyoruz.
Bu elbette "Tuzu kuru" olanların hayatıdır. Ama dünyanın küçülmesi herkesin her şeyden haberdar olmasını da getirdi. İyi mi oldu?
Bilmem.
Şu var ki bu sebeple ülkemizde dahi nüfusun yarısı kazancından kat kat fazla harcamaya başlamış. Aman sonumuz Yunanistan’a benzemesin, sonra "Bizi lüks batırdı" diyeceğiz.
Yapılan araştırmalarda Türkiye artan potansiyeli ile "lüks tüketim" için aday ülkeler arasında sayılıyormuş.
Bu büyük tehlike.
Karakışta domates yemenin elbette bir bedeli var. Beslenme uzmanları sürekli ikaz ediyorlar. Her mevsim, o mevsimin sebzelerini tüketin diye. Mesela kışın "kış türlüsü" yapın. Pırasa, havuç, lahana, kereviz bir arada.
Kim dinler.
AVM’lerin sebze-meyve reyonları o kadar göz alıcı ki. Sera mahsullerinden vazgeçemiyoruz. Mevsimler birbirinin içine girdi birbirinin Bu sebeple kışın kirazı, karpuzu özleyemiyoruz. Domatese, patlıcan, bibere, hasret kalamıyoruz.
Belki bu yüzden "düşen yapraklar" için yazılan şiirlere dudak bükülüyor. Yıpranmış, eskimiş, kullanımdan kalkmış bir unsur o. Belki bu yüzden büyük çoğunluğu eski dünyada üretilen Klasik Türk Musikisi ürünleri ilgi görmüyor. Bu şarkıları dinleyenlerin yaş ortalaması altmışın üzerinde. Evet, duvardaki "Mevsim şeridi"ni kaldırdık. Leyleklerin göçünü görmüyoruz. Dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun yoldaşı olan gelenekleri terk ettik.
Peki yerine ne konuldu?
Bir sıkıntı belki. Bir ne yapacağını bilememe durumu. "Yağmur" bile etkilemiyor bizi, bir an önce kesilsin şu meret diyoruz. Ama eski şarkı öyle demiyordu: "Yağmurun sesini dinle / Aşka davet ediyor" diyordu.
Küflenmiş bunlar, çürümüş. Ki doğrudur. Artık ne mevsimler, ne karpuz kabuğu suya düştü yaz geldi, ne yaprakları süpüren çöpçüler, ne soba temizleyenler, ne turşular, ne tarhanalar yok.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.