22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.12.2023

Silkeleyen Silkeleyene...

Mustafa SÖNMEZ

Mustafa SÖNMEZ

1248 4 dk 0 yorum
Paylaş:
Hep söylerim.
Türkiye’nin gündemi yumurta haşlanana kadar değişiyor. Tabi yumurta mı haşlanıyor kafamız mı silkiniyor onu da bir süre sonra öğreniyoruz. Öyle dolaplar dönüyor öyle dümenler kırılıyor ki garibim kafalar da nasibini örselenerek alıyorlar.
Seçimlerden hemen önce  dünya liderimizin birkaç milliyetçi oyu daha devşirmek için bir gece ansızın gidebileceğimizi ilan ettiği Atina’ya bu kez Doğu Akdeniz’de işbirliği yapmak için gerçekleştirdiği ziyaret bile gördüğümüz yerde Miçotakis’e atacağımız kafaları apış aralarımıza sokmamıza neden oldu. Artık Miçotakis dost, kafamız bir dünya oldu. Sabahtan akşama kadar  elti görümce, baldız enişte İsrail ürünlerini marketlerde boykot etme yarışına girerken İsrail’in imar, inşa, üretim, enerji ihtiyacı için ne kadar demir ne kadar çimento ne kadar malzeme vesaire lazımsa lojistiği ile sağlayanların sonra da birlikte parsayı götürenlerin bizim “yaylı ve milli” cenahın hem baş aktörleri, hem yancıları, hem de birinci dereceden ortakları olduğunu görünce kafayı kanatacak mermer arıyoruz. Mermer arıyoruz çünkü ponza taşı aynı randımanı vermiyor. Aynı bizim milletin önemli bir kısmı gibi kolay işleniyor. Ele tabi geliyor.
Kafamızı ütüleyen sadece siyaset tüccarları değil elbette. Fakat siyaset tellallarının kafa silkme seanslarında onlara isteyerek ya da istemeyerek asistanlık eden her sınıftan her  marka modelden yurdum insanının da  katkısı su götürmez.  Tefecilik mi faizcilik mi ikrazat suçu mu zimmet mi irtikap mı rüşvet mi dolandırıcılık mı teşhircilik mi yolsuzluk mu  ne ararsanız tekmili birden gündemde.
Bir bankanın müdüresi nüfusundaki “nüfuzlu sınıf” modeli  yakınlarını tefecilik, faizcilik dümeninde kaptan köşkünde ağırlıyor. Bir sosyal medya fenomeni, ailesinin tüm bireyleriyle  görgüsüzlüğün tarihini yazarken teşhirciliğiyle silktiği kafalardan elde  ettiği servetle kurduğu yalan dünyanın esaretinden cezaevine nakil oluyor. Saçının teli görülmesin diye başına örtü takmış “başörtülü bacı” kadrosundan bir başka fenomen,  memelerini bile değil kenarlarını gösterip popo cebine saatte yüzbin lira koyabiliyor.
Yerliler yetmiyor. Somali Cumhurbaşkanının oğlu servis şeridinde giden bir moto-kuryeyi sanki zevk için eziyor, ölümüne sebep oluyor ve tarifeli uçakla bilet alıp Türkiye’den ayrılabiliyor. Olayın görüntüleri sosyal medyada yer alınca adli makamlar harekete geçiyor ve olay yeri incelemesi ile ilk kusur değerlendirmesi yapan kolluk memurlarının görevlerini yerine getirmediği için haklarında soruşturma başlatılıyor. Moto kurye Yunus Emre ölüyor, Somali Cumhurbaşkanının oğlu M.Hasan Seyh Mahmut elini kolunu sallayarak uçağa binip Türkiye’den ayrılıyor ve biz de “bir Adalet Bakanlığımız var bakan çıkar bir açıklama yapar” diye bekliyoruz. Yapmaz mı hemencecik yapıyor. Sıfatı ne olursa olsun herkesin kanun karşısında eşit olduğunu, uluslararası kurallar dahilinde sürecin titizlikle işletildiğini ve soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğünü söyleyip başımızda kalan üç tel saçın ikisini de koparıveriyor. Süreci beklemeye ne gerek var? Rahip Brunson’u, Kaşıkçı dosyasını, Deniz Yücel davasını ve daha nicelerini bir nefeste halleden dünya lideri -ki kendi lideridir- kendisine bir arz etsin, büyük ihtimalle Somali’nin dost ve kardeşi olan reisinden oğlunu Türkiye’ye göndermesini istesin.  Sonra bir yolunu bulur, bu katili de  uzay ajansımızın astronotu olarak atar ve Somali’ye iade ederiz. Hem milletin yüreği soğur hem adalet yerini bulur hem de günün sonunda Somali’li yaylı ve milli bir astronotumuz olur. Fena mı?  Tamam kafamız her gün silkiniyor ama görüyorsunuz hala çalışabiliyor. Silke silke, silkelene silkelene kafalar da alışıyor. Neticede beşer arsızdır. Akıl da şaşmaz değil. Hem de nefs gibi bir ortakla aynı bedende buluşmuşken. Kafalar bunca ütüyle bunca kırışıkken…  


Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.