23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 14.03.2022

Sessiz ölüm

1115 5 dk 0 yorum
Paylaş:
Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilim, tüm dünyada olduğu gibi bizim semalarımızda da birçok söylentiye yol açtı.
Son 50 yılda, Üçüncü Dünya Savaşının bu kadar sık dillendirildiği bir başka dönem yaşanmamıştı. Rusların bin yıllık sıcak denizlere inme sevdasının kıvılcımları ile NATO’nun kendi sınırına kadar gelmesinin hıncı birleşti, oturup bütün dünyayı etkileyecek bir savaş ortamının korkusu ve endişesiyle yaşamaya başladık. Dört bir yandan global medya, politikacılar, liderler, sanatçılar vs…seslerini yükseltti; herkes seferber oldu. Ukrayna halkına kahramanlık hikayesi, Rusya’nın daha ilk saldırı gününde yazılmış gibiydi. Ülkesini terk etmediği söylenen bu cesur topluma bütün dünya destek çıktı. “Avrupa’nın orta yerinde olur şey değil!” naralarını dinliyoruz günlerdir. Kabul edilemez, umulmaz, beklenmez, yaşanmasının gerçekleşeceği akla bile getirilemez bir senaryo hayata geçmiş oldu. Ukrayna Eski Başsavcı yardımcısının BBC canlı yayınında söylediği gibi, “Çok duygusal bir durum. Çünkü sarı saçlı, mavi gözlü Avrupalı insanlar öldürülüyor.” Bu akıl alır bir şey değil elbette. İngiliz gazetecinin raporunu sunarken söyledikleri de bunu doğruluyor, “Burası gelişmeye çalışan bir 4. dünya ülkesi değil, burası Avrupa!” Yine bir başka gazeteci CBS’de İngiliz meslektaşının sözlerine destek çıkıyor, “Burası Irak ya da Afganistan gibi böyle şiddet eylemlerine alışmış bir yer değil, burası medeni ve Avrupalı bir şehir, bu tip olayların olmasını beklemeyeceğiniz ve ummayacağınız bir yer.” Fransa televizyonlarında bir başkası ekliyor, “İnanabiliyor musunuz? 21. yüzyılda, bir Avrupa şehrindeyiz ve sanki Irak ya da Afganistan’daymışız gibi seyir füzesi ateşi izliyoruz!” Benzeri ifadeler uluslararası medyada görülebilir, onlarca, hatta yüzlercesi okunabilir. Gördüğümüz kadarıyla insan hayatı Avrupa ve Amerika dışında yaşıyorsanız medyada bir şey ifade etmiyor. Aşağılayıcı tonlarıyla Orta Doğu’daki halklardan adeta böcekmiş gibi bahseden bu aşağılıklar, iki haftadır yaşanılanların korkunçluğundan söz ederken bir yandan da “Orta Doğu’da yaşayanlar buna layık, biz değiliz!” iması yapıyor. Irak ve Afganistan’da yaşayan, daha doğrusu yaşamaya çalışan insanların verdiği hayat mücadelesinin tek müsebbibi olan elleri kan içindeki Avrupa ve Amerika, kendi silahıyla vurulmayı gururuna yediremiyor. Dünya’yı beşten büyük saymaya çalışma çabalarımız nafile, dünyayı ne yazık ki tam olarak o beş ülke parmağında oynatıyor. Filistin’de, Suriye’de sadece birkaç gün içinde katledilen binlerce insanın, yıllardır tükenmek bilmeyen bombaların, özellikle Ramazan ayını bekleyen adilerin silahsız insanlara fırlattığı füzelerin hesabını sormayı bırakın, ağzına alıp da hakkında tek kelime etmeye yeltenmemiş olan sözüm ona dünya liderleri, şimdi çıkıp birer birer Ukrayna halkına güvenli yollar oluşturup kendi ülkesine çağırıyor. Bu ikiyüzlülükten de öte olan sahtekarlık midemizi bulandırıyor. 2 milyona yakın Ukraynalı kaçıp topraklarını ardında bırakırken bizim medyamız dahil, her bir yayın ajansı bu toplumun savaşçı kimliğinden dem vurup ulusa hayranlık aşılıyor. Ve bizim, Suriyelileri ülkesini bırakıp gitmekle suçlayan halkımız, güzel kabanları ve pahalı ayakkabılarıyla, kendilerini kollarını açmış bekleyen değerli Avrupalı dostlarının sağladığı imkanlarla sınırı geçen Ukraynalıları imrenerek seyrediyor. Çünkü amaç yerine ulaştı, “Orası Avrupa! Bu bir işgal!” Görülen o ki işgal sadece bir Batılı bir diğer Batılının toprağına göz dikince söz konusu oluyor. Öbür türlüsü çatışma, terör eylemi ya da “alışılmış şiddet gösterisinden” ileri gidemiyor. Amerika da Avrupa da askeri destek vermese de ekonomik ve manevi desteğini esirgemediği Ukrayna’yı henüz gözden çıkarmış değil. En azından, masum çocukların öldürüldüğü her şartta yapılması gerektiği gibi kamuoyu oluşturuldu, Zelensky dahil tüm Ukrayna yönetimine sempati yüklemesi yapıldı çoktan... Kimse sessiz değil, aksine, herkesin sesi yüksek çıkıyor. Ve bu arada, Avrupa’da, beyaz, sarışın, mavi gözlü, medeni ve ayrıcalıklı insanlar diyarında, empati dolu sevgi ve sitem sözcükleriyle sıcak evlerde haberler izlenirken İsrail’de Filistinli çocuklar darp edilip öldürülmeye devam ediyor. Ne yapalım, katledilen, dünyası başına yıkılan Müslüman, Orta Doğulu, Avrupa’lı olmayanlar olunca, insanlık ayağa kalkmıyor. Bizim tarafımızdakilerin ölümü bile sessiz oluyor.
***
6 muhalefet partisinin toplantısında CHP Basın Danışmanı Ömer Topsakal ile ilgili Gazeteci Deniz Zeyrek tarıtşmasında ilginç tespit; “Bu muhalefetin iktidara gelmesi halinde en başta gazetecilere bile neler yapabilecekleri” dile getirildi. Köpük misali konu kapanır gider. Lakin bu tartışma iz düşümü  olarak ele alınmalı. Dere geçerken at değiştirilmeyeceği, makul akıl sahibine yeter de artar bile. Irak, Suriye, Libya, Azerbaycan; Akdeniz, Karadeniz de ayakta ve taaruzda olmak bana güven veriyor. Barış Türk dünyasıyla mümkün, o da pek yakın.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.