Basketbol, çocuklarımızın hayatına yalnızca spor olarak girmemeli. Özellikle altyapı yaş gruplarında basketbol eğitiminin, çocuklarımızın fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel ve sosyal gelişimlerine de önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Bir antrenör olarak sahaya çıkan her çocuğun sadece iyi bir basketbolcu olmasını değil, aynı zamanda eğitimine önem veren, sorumluluk sahibi ve özgüvenli bir birey olarak yetişmesini önemsiyorum.
Altyapı döneminde çocuklarımızın kazandığı alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda onların hayatını şekillendirebiliyor. Antrenmana zamanında gelmek, verilen görevleri yerine getirmek, arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmak, antrenörünü dinlemek ve belirlenen hedef doğrultusunda mücadele etmek; aslında hayatın birçok alanında ihtiyaç duyacağımız değerlerdir. Bu nedenle basketbol sahasında verilen eğitimin, okul hayatından bağımsız düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum.
Çocuklarımızın okul başarısı ile basketbol başarısı arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmaması gerekiyor. Tam tersine, doğru bir program ve düzenli çalışma ile bu iki alanın birbirini desteklemesi mümkün. Derslerine zaman ayıran, ödevlerini yapan ve okul sorumluluklarını yerine getiren bir sporcunun antrenmanlarını da planlı şekilde sürdürmesi, onun zaman yönetimi konusunda gelişmesine yardımcı oluyor.
Ben altyapı antrenörlüğünde bunu özellikle önemsiyorum. Bir çocuğun maçta attığı sayı elbette sevindiricidir. Ancak benim için asıl önemli olan, o çocuğun zaman içerisinde nasıl bir gelişim gösterdiğidir. Daha disiplinli olması, takım arkadaşlarına saygı duyması, kaybettiğinde pes etmemesi, kazandığında ise mütevazılığını koruması bizim için büyük kazanımlardır.
Burada ailelere de önemli sorumluluklar düşüyor. Çocuklarımızı yalnızca skorları, kazandıkları maçlar veya aldıkları süre üzerinden değerlendirmemeliyiz. Onların derslerini, arkadaşlık ilişkilerini, sosyal hayatlarını ve kişisel gelişimlerini de takip etmeliyiz. Çocuğun üzerinde yalnızca kazanma baskısı oluşturmak yerine, gösterdiği çabayı ve gelişimi takdir etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Antrenörler olarak bizlerin görevi de sadece teknik ve taktik öğretmek değildir. Çocuklarımızın karakter gelişimine katkı sunmak, onlara doğru alışkanlıklar kazandırmak ve sporun hayatın bir parçası olduğunu anlatmak da görevimizin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Çünkü her çocuk profesyonel basketbolcu olmayabilir. Ancak basketbol yapan her çocuk; disiplinli olmayı, mücadele etmeyi, takım arkadaşına güvenmeyi, sorumluluk almayı ve hedefleri için çalışmayı öğrenebilir. Bu kazanımlar, çocuklarımızın okul hayatında ve ilerideki yaşamlarında da karşılarına çıkacaktır.
Bu yüzden basketbol ile eğitimi birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan iki önemli alan olarak görmeliyiz. Çocuklarımız hem okulunda başarılı olmalı hem de sporun onlara kazandırdığı değerlerle büyümeli.
Bizim hedefimiz yalnızca iyi basketbolcular yetiştirmek değil; iyi eğitim alan, kendine güvenen, çalışkan, disiplinli ve topluma faydalı bireyler yetiştirmek olmalıdır. Bana göre gerçek başarı da tam olarak burada başlıyor.