Çocukluktan yetişkinliğe geçiş süreci olan ergenlik çağında hormon seviyelerinde belirgin değişiklikler yaşanır. Buna bağlı olarak fiziksel ve zihinsel değişimler geçiririz. Örneğin boyumuz uzar, kilomuz artar ve yüz yapımız değişirken zihinsel olarak farklı duygu durumları yaşarız. Peki bu değişimlerin ne kadarı genetik mirasımıza, ne kadarı çevresel etmenlere (örneğin beslenme ve spor) bağlı?
Bilimsel araştırmalar fiziksel aktivitenin özellikle kalp sağlığını korumada, kilo dengesini sağlamada, kas ve kemiklerin güçlenmesinde, obezite, diyabet, kanser ve kolesterol gibi hastalıkların riskinin azaltılmasında etkili olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra depresyon ve kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların azalmasını ve oluşmasını engellediği de biliniyor.
Fiziksel olarak aktif olabilmenin yollarından biri de düzenli spor yapmak. Özellikle ergenlik döneminde yapılan düzenli spor fiziksel sağlığımızın korunmasına, sosyal ilişkilerimizin gelişmesine, zihinsel dengeye, okul hayatında daha başarılı olmamıza, kilomuzu kontrol altında tutmamıza ve liderlik özelliğimizin artmasına yardımcı olur.
Yapılan araştırmalar spor yapmanın kemik gelişimini etkileyen mekanizmalardan biri olduğunu gösteriyor. Spor sırasında örneğin jimnastik yaparken veya koşarken, vücudumuza kütlemizle orantılı olarak etki eden yerçekimi kuvveti kemiklerimizin üzerinde bir yük oluşturur. Bu durumda kemik hücreleri uyarılır ve bu uyarı kemik hücreleri tarafından hücrelerde bir hasar varmış gibi algılanır. Kemik hücreleri kemik yapıcı hücreleri ve kemik yıkıcı hücreleri uyarır. Sonuçta kemik oluşumu güçlenir. Özellikle futbol, voleybol ve jimnastik gibi sporların kemikleri daha çok güçlendirdiği ve kemiklerdeki mineral miktarını daha çok artırdığı düşünülüyor.
Spor yaptığımızda ihtiyaç duyduğumuz besin ögelerini karşılayabilmek için daha dengeli bir beslenme düzenine sahip olmamız gerekir. Daha sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olduğumuzda kilo dengemizi daha kolay koruyabiliriz. Bu sayede de obezite (aşırı kilolu olma) gibi hastalıklara yakalanma riskimiz azalır.
Spor yapmak aynı zamanda sosyal çevremizin genişlemesine ve yeni arkadaşlar edinmemize yardımcı olur. Bu sayede iletişim becerilerimiz gelişir. Özellikle takım hâlinde yapılan sporlar gençlerin fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar. Takım sporları, başarılı olmak için gereken iş birliği yapma ve takım olma becerilerini geliştirir. Ayrıca takım sporları dostça bir ortamda rekabet edilmesini sağlar. Yapılan araştırmalar spor yapan gençlerin yapmayan yaşıtlarına göre özgüven, problem çözme becerisi, özsaygı ve amacına ulaşma konusunda kararlılık gibi yeteneklerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Sporun en önemli katkılarından biri de zihinsel denge sağlaması. Spor yaparken beynimiz çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Düzenli yapılan spor serotonin salgılanmasını artırır. Bu da depresyon ve şiddet eğilimini azaltmanın yanı sıra olumlu sosyal davranışların da gelişmesini sağlar. Dopamin ise ruh hâlini iyileştirir ve uzun süreli hafızayı geliştirir. Spor sayesinde beynin sürekli aktif olması konsantrasyonu artırır ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Yapılan araştırmalar sporun bu sayede okul başarısını artırabileceği gösteriyor.
Bilimsel araştırmalar fiziksel aktivitenin özellikle kalp sağlığını korumada, kilo dengesini sağlamada, kas ve kemiklerin güçlenmesinde, obezite, diyabet, kanser ve kolesterol gibi hastalıkların riskinin azaltılmasında etkili olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra depresyon ve kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların azalmasını ve oluşmasını engellediği de biliniyor.
Fiziksel olarak aktif olabilmenin yollarından biri de düzenli spor yapmak. Özellikle ergenlik döneminde yapılan düzenli spor fiziksel sağlığımızın korunmasına, sosyal ilişkilerimizin gelişmesine, zihinsel dengeye, okul hayatında daha başarılı olmamıza, kilomuzu kontrol altında tutmamıza ve liderlik özelliğimizin artmasına yardımcı olur.
Yapılan araştırmalar spor yapmanın kemik gelişimini etkileyen mekanizmalardan biri olduğunu gösteriyor. Spor sırasında örneğin jimnastik yaparken veya koşarken, vücudumuza kütlemizle orantılı olarak etki eden yerçekimi kuvveti kemiklerimizin üzerinde bir yük oluşturur. Bu durumda kemik hücreleri uyarılır ve bu uyarı kemik hücreleri tarafından hücrelerde bir hasar varmış gibi algılanır. Kemik hücreleri kemik yapıcı hücreleri ve kemik yıkıcı hücreleri uyarır. Sonuçta kemik oluşumu güçlenir. Özellikle futbol, voleybol ve jimnastik gibi sporların kemikleri daha çok güçlendirdiği ve kemiklerdeki mineral miktarını daha çok artırdığı düşünülüyor.
Spor yaptığımızda ihtiyaç duyduğumuz besin ögelerini karşılayabilmek için daha dengeli bir beslenme düzenine sahip olmamız gerekir. Daha sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olduğumuzda kilo dengemizi daha kolay koruyabiliriz. Bu sayede de obezite (aşırı kilolu olma) gibi hastalıklara yakalanma riskimiz azalır.
Spor yapmak aynı zamanda sosyal çevremizin genişlemesine ve yeni arkadaşlar edinmemize yardımcı olur. Bu sayede iletişim becerilerimiz gelişir. Özellikle takım hâlinde yapılan sporlar gençlerin fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar. Takım sporları, başarılı olmak için gereken iş birliği yapma ve takım olma becerilerini geliştirir. Ayrıca takım sporları dostça bir ortamda rekabet edilmesini sağlar. Yapılan araştırmalar spor yapan gençlerin yapmayan yaşıtlarına göre özgüven, problem çözme becerisi, özsaygı ve amacına ulaşma konusunda kararlılık gibi yeteneklerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Sporun en önemli katkılarından biri de zihinsel denge sağlaması. Spor yaparken beynimiz çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Düzenli yapılan spor serotonin salgılanmasını artırır. Bu da depresyon ve şiddet eğilimini azaltmanın yanı sıra olumlu sosyal davranışların da gelişmesini sağlar. Dopamin ise ruh hâlini iyileştirir ve uzun süreli hafızayı geliştirir. Spor sayesinde beynin sürekli aktif olması konsantrasyonu artırır ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Yapılan araştırmalar sporun bu sayede okul başarısını artırabileceği gösteriyor.
Etiketler: