23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 15.03.2016

Ne gözyaşı ama!

1545 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Ne gözyaşı ama!

Ne gözyaşı ama!

ZAMAN’a kayyım atandı; 28 Şubat'ta başörtüsü için ağlamayan, İmam-Hatipler kapatıldığında sesi çıkmayan, Gezi Parkı'nda hükümet devirmeye çalışanlara laf etmeyen, üstüne bir de sokakları ateşe verenlere çapulcu denmesinden rahatsız olan, 17 Aralıkta devletin istikbali tehlikeye girdiğinde sivil darbeyi destekleyen "mübarek" ablalar hüngür hüngür ağladı, binanın önüne gidip pankartlarla bağırdı. Ablalarımızın basın özgürlüğü (!) konusundaki bu hassasiyeti bizim gözlerimizi yaşarttı. 
İradenize ipotek konulmaya çalışıldığında susup vatana ihanet edenleri savunurken acımayan canınız biber gazıyla acır. Etki tepki meselesi... 
İngiliz, Amerikan büyükelçileri ve ablaların kutsadığı “ZAT”ın rant elde ettiği ne varsa gidiyor; gittikçe de çıldırıyor. Pensilvanya çıldıradursun(!)
***
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 8 Mart'taki konuşmasına dair birkaç şey söylemek istiyorum. 
Sanırım biz kendisiyle bambaşka ülkelerde yaşıyoruz. Çünkü bunca çelişkili ifadenin, bunca tutarsızlığın başka bir anlamı olamaz. Konuşma yaptığı salondaki kadınlara “yıllarca hor görüldüklerini, kıyafetleri yüzünden aşağılandıklarını” söylüyor. 
Yazık değil mi diye de ekliyor.
Kadınlar Günü temalı program da dahil, çatmadan duramadığınız iktidar mı? 
Bitmek tükenmek bilmeyen yafta sevdanız ile kılık kıyafet takıntısıyla yol yürüdünüz, ikna odalarının mimarı oldunuz. Üstüne üstlük bundan gurur duyduğunu partinin malum milletvekili açıkça ifade etti. Soruyorum, CHP ne zaman özgürlük derken samimi olabildi? 
Örtüsüne karıştığınız kadınlar söylediklerinizi dinliyordur diye hiç mi hicap duymuyorsunuz? 
Öyle görünüyor ki hayır. Her şeye rağmen konuşmaya devam edebiliyor Kılıçdaroğlu, o halde daha fazla bizim konuşmamıza gerek yok.
***
Ve yine, yeniden bir Bülent Arınç vakası. Artık zerre kadar şaşırılmadığını düşünüyorum çünkü “özgül ağırlık” hafifliyor. Erdoğan'ın Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki AYM kararına yönelik "kararı tanımıyorum" ifadesine karşılık Arınç; "İstese de istemese de herkes AYM'nin kararını tanıyacak" şeklinde bir beyanda bulundu.  Doğrudur. 
Fakat bu çıkışı Erdoğan'a olan garezinden diyelim, peki MİT saldırısıyla ilgili haberi(!) yapan Can Dündar için "Gazetecilik vazifesini yaptı" deyişini nereye sığdıracağız? 
Bunu birileri açıklarsa çok sevineceğim gerçekten. Çünkü bu, vatana ihanet içeren bir tavrı savunmaktır ve kolay kolay sindirilecek gibi değil. 
Arınç tarafını yavaş yavaş daha da netleştiriyor. 
Siz Pensilvanya’nın (!), Can Dündar ve sevicilerinin, "AYM"nin yanında durun. Ama millet o taraflarda dolaşmıyor haberiniz olsun… 
Kimin yanında olduğunuzu söylediğiniz gibi kimin "karşısında" durduğunuzu da çıkıp açık açık çekinmeden söyleyin ki ‘şaşkın’ olanlar da tarafını belirlesin.  

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.