23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Bayrampaşa 24.01.2018

Mühim olan iç güzellik

İstanbul’un incisi Bayrampaşa’da farklı, özgün ve kaliteli bir marka olan Yeni İnci’yi yakın markaja alarak Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

20108 18 dk 0 yorum
Paylaş:
Mühim olan iç güzellik

Mühim olan iç güzellik

İstanbul’un incisi Bayrampaşa’da farklı, özgün ve kaliteli bir marka olan Yeni İnci’yi yakın markaja alarak Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
*Kurulduğu günden beri fason üretim yapmayan ve dünyaca ünlü firmaların tekliflerini reddeden Yeni İnci’nin tecrübeli yöneticisi Kamuran Atakan, sektörlerindeki en büyük sorunun kalifiye eleman olduğunu belirterek, “Nitelikli insan kaynağını gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmanın yolu mesleki ve teknik eğitimden geçer. Gençlere tüketerek değil, üreterek kazanma anlayışı kazandırılmalı” dedi.
*Genelde kendine güvenen, kendini ve vücudunu çok iyi tanıyan kadınlar tarafından tercih edildiklerini belirten Atakan, “Tarz ve şıklığa giden yolda tıpkı kıyafetler kadar önemli bir yere sahip olan iç giyim ürünleri, kadınlara rahatlığı ve zerafeti bir arada sunuyor. Bunun yanı sıra son yıllarda genç kızlar ve erkekler için ürettiğimiz özel modeller de çok büyük ilgi görüyor” diye konuştu.

1964 yılında temelleri atılan Yeni İnci, yılda 3.5 milyon adet çamaşır üretimiyle pazarında lider olurken, dünya markası olma yolunda da hızla ilerliyor. Gerek iş hayatı gerek futbol yaşamı gerekse de dernekçilik alanında tanınan ve sevilen Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan, Paşavizyon’a çok önemli açıklamalarda bulundu.

Henüz 2 aylıkken Türkiye’ye geldiğini belirten Atakan, “11 Eylül 1954’te, o günün Yugoslavya’sı, bugünün Makedonya’sının Üsküp kentinde dünyaya geldim. 2 ay sonra kundakta Türkiye’ye gelmişim. İlk geldiğimizde 3 yaşıma kadar Fatih’in Sofular semtinde oturduk. Yugoslavya’dan kaçarak gelmenin sonucu olan maddi imkansızlıklar nedeniyle, bir dairede 3 aile otururduk. İki aile kira için, bir aile de gıda için çalışırdı. Maddi imkanlar biraz elvermeye başlayınca Fındıkzade’ye taşındık. İlkokulu Alipaşa’da, Ortaokulu Davutpaşa’da okudum. 2 kız kardeşim var. Babam 2008 yılında, annem ise 2010’da vefat etti. Babam Fatih’te yorgancılık yapardı. 1964’te babam beni çırak olarak Sultanhamam’a verdi. 1964 yılından 1979’a kadar çıraklıktan, tezgahtarlığa kadar çalıştım. Sonra da aynı işyerinde yöneticiliğe kadar yükseldim. Aynı dönemde futbol da oynuyordum. 1968 yılında Davutpaşa küçük takımına başladım. İleride iyi kulüplerde de oynayacak olan arkadaşlar vardı takımda. Babamın ticarete atılmamı istemesi ısrarı ile sadece bir sene oynadım. Tabii ki futboldan hiç kopamadım 1970 senesinde o devrin çok güçlü takımı olan İstanbulspor genç takımında oynadım. Bir gün babama, ‘İstanbulspor’da oynuyorum ama işten izin vermiyorlar, ne yapayım’ diye sordum. Babam ise ‘Evladım, sakatlanırsın, devam edemezsin. Elinde hiçbir işin de olmaz, çok zor duruma düşersin. Senin yerinde olsam işimi bırakmazdım’ dedi. Ben de İstanbulspor genç takımından ayrıldım. Futbol oynamayı sevdiğim ve Rumeli Türklerinden olduğum için, 1. Amatör kümedeki, memleketimin takımı Vardarspor’da oynamaya başladım. Yaklaşık 10 yıl orada futbol oynadım ve 26 yaşımda bıraktım. İyi bir oyuncuydum ve her hafta İstanbul’da haftanın karmasına seçilirdim. Vardar’da oynarken 4 kez amatör genç milli takıma çağırıldım. Hiç oynamamış olsam da, davet edilmiş olmak benim güzel anılarım arasındadır. 1979 senesinde, kız kardeşimin eşi Selahattin Kahyaoğlu ile ortak olarak Yeni İnci firmasıyla iç çamaşırı işine başladık. O gün bugündür aynı işteyiz” dedi.

FUTBOLDAN HİÇ KOPAMADIM 
26 yaşında aktif futbolculuğu bıraksa da kopamadığını belirten Kamuran Atakan, “Eski futbolcu ağabeylerimiz ve arkadaşlarım Çukurbostan’da Perşembe maçları yapıyorlardı. Beni de çağırdılar. Böylece 31-32 yaşımdayken, ünü İstanbul sınırlarını aşmış, Davutpaşa tekaütler takımına katılmış oldum. Daha önce milli olmuş, şöhret olmuş oyuncular da katılırdı maçlarımıza. 1988’in Şubat ya da Mart ayında, Almanya’dan Vatanspor takımı geldi ve antrenörümüz Davut Kılıç sayesinde Şenlikköy Stadı’nda maç yaptık. Maç sonunda davet ettiler Almanya’ya gelip gelemeyeceğimizi sordular. Biz de geleceğimizi söyledik. 15 Haziran 1988’de 22 kişi, karayoluyla Almanya’ya gittik. Fenerbahçeli rahmetli Hüseyin Çakıroğlu’nun abisi Mehmet Çakıroğlu, Hayati, İstanbulsporlu Kemal, Galatalı Faruk, Selçuk, İsmail, Ünal gibi eski dönemin ünlü futbolcularıyla yola çıktık. Avusturya’ya geldik, sağlı sollu sahalar vardı etrafta. Ayaklarımız açılsın diye otobüsten bir sahanın önünde indik. Orada antrenman yapan bir takımdan idman yapmak için izin istedik. Onlar bize maç teklif etti. İlk yarım saatte 3-0 öne geçtik. İkinci yarıda onlar bir gol attı ve maçı 3-1 kazandık. Sonradan öğrendik ki, Galatasaray’ın da oynadığı Avusturya 1. Ligi’ndeki Strum Graz takımıymış yendiğimiz. Almanya seyahatimiz de güzel geçti. Çok formdaydım o zamanlar. Seyahat dönüşü, Davut ağabeyin isteğiyle 34 yaşında amatör ligdeki Davutpaşa’ya döndüm ve 2 yıl oynadım. 1990’da futbolu bıraktım. Sonra iş hayatımıza ağırlık verdik. Yeni İnci’yi git gide büyüttük ve iç giyim sektörünün en önemli firması haline getirdik. Yeni İnci olarak tüm çabalarımız, birçok ailenin geçimlerini sürdürebilmesini sağlamak ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak” diye konuştu.

DERNEKÇİLİK GÖNÜL İŞİDİR
Futbol ve iş hayatının yanı sıra dernekçilik alanında da çok aktif olan Kamuran Atakan, çocuk yaşta üye olduğu ve çeşitli görevlerde bulunduğu, merkezi Fındıkzade’de bulunan Rumeli Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde 4 yıl başkanlık yaptı. Dernekte hala aktif olarak görev alan Atakan, son olarak ise geçtiğimiz ay yapılan kongrede Rumeli ve Balkan Türkleri Federasyonu (RUBAFED) Başkanlığı’na seçildi. Dernekçiliğin bir gönül işi olduğunu belirten Atakan, “Çocuklarıma hep ‘Mutlaka sosyal bir grup içerisinde yer alın. Bu bir spor kulübü ya da bir vakıf olabilir’ diyorum. Bu tür etkinliklerde, çok verimli yardımlaşmalar olmakta. Dernekçilik bir gönül işidir. Gönüllere dokunmak gibi mutluluk yoktur. Rumeli Türkleri Derneği başkanlığı yaparken, İstanbul’da her yıl Balkanlar’da yaşayan Türk ressamların sergisini açıyorduk. Bir davetimize kendisinin de Rumeli kökenliği olduğunu belirten İstanbul Defterdarlığı Başkan Yardımcısı İsmail Kocaoğlu da geldi. Ertesi gün Davut Kılıç abi beni aradı ve şirketimize geleceğini söyledi. Bir de baktım defterdar yardımcısı İsmail bey de yanında. Ben önce kendisini o dönemin Bayrampaşa Emniyet Müdürü hemşehrilerimiz Nihat İşlek ve yine o dönemki Belediye Başkanımız Hüseyin Bürge ile tanıştırdım. Belediyede Hüseyin Bürge’nin bizden önceki toplantısını beklerken, özel kalem müdürü Mehmet Kalemci, ‘Abi hala top oynuyor musun’ dedi. Mevzu açılınca, 1988’de 12 gün Almanya’ya gittiğimizi söyledim. Bu arada karşıda bekleyen iki kişiden biri elindeki poşetten bir klasör çıkardı ve ‘Bu fotoğrafta var mısınız’ diye bana sordu. Bir de baktım benim fotoğrafım. En son maçımızı yaptığımız Vatanspor’la toplu çektirdiğimiz bir fotoğraftı. Kendisiyle tanışıp o günlere dair sohbet ettik. Bu olay unutamadığım anılardan biridir. Son zamanlarda işlerimi oğluma ve yeğenime devrettiğim için dernek ve vakıf işlerine daha çok vakit ayırabiliyorum. Şimdi RUBAFED Başkanlığı gibi çok önemli bir görevi üstlendim. Şu anda 67 derneğimiz var. Bunların 12’si yurtdışında. 39 tanesi İstanbul, 16 tanesi de Anadolu’dan. Birçok dernek bize katılmak istiyor. Sayımız yüzde 50 artabilir. Tüm Rumelililer bir olalım, dargınlıklara son verelim, sesimiz gür çıksın istiyoruz. Ülke adına bizim, bizden başka dostumuz yok. Yabancı güçler bizi parçalamak için entrikalar yapıyor. Türk’ün Türk’ten başka dostu yok gibi. Bizler geçmişte, vatan, millet, bayrak, ezan için anayurdumuza geldik. Türkiye için Rumeli camiası olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE’DEKİ TÜM İLLERİ TEK TEK DOLAŞTIM
1981 senesinde eşi Ayşe hanımla evlendiğini, 1982’de oğlu Furkan, 1985’de ise kızı Nihan’ın  dünyaya geldiğini belirten Kamuran Atakan, iş hayatındaki yükselişi ve Yeni İnci markasını parlatması da ilginç. 1979’dan itibaren eniştesi Selahattin Kahyaoğlu ile birlikte Yeni İnci’yi daha da büyütmek için çalışmalara başladıklarını belirten Kamuran Atakan, “Küçücük dükkanda tek makine ile üretim yapıyorduk. Bir yandan da kendimize müşteriler bulmaya çalışıyorduk. 1980’li yıllarda firmamızı tanıtmak için tüm Türkiye’yi şehir şehir dolaştım. O zamanlar katalog nerede. Kendimiz fotoğraflar çekip bir dosya hazırlamıştık. Yanıma numuneleri de alıp Türkiye’yi dolaşıyordum. Dolaştığım iç çamaşırı satan mağazalara kataloğumuzu ve ürün numunelerini gösteriyordum. Bizim ürünlerimiz diğer firmalara göre daha kaliteli olduğu için fiyatlarımız çok az üzerindeydi. Görüştüğüm birçok kişi ‘ürünler iyi ama bu fiyata burada satamayız’ diyordu. Ben onlara ‘Siz yine de düşünün’ deyip kartvizitimi veriyordum. Kısa zaman içerisinde o görüştüğüm tüm yerler müşterimiz oldu” dedi.

PARA BİZİM İÇİN İKİNCİ PLANDA
Ürettikleri birçok ürünün tasarımının kendisine ait olduğunu belirten Atakan, “1988 yılında Fransa’ya giderek iç giyimde kullanmak için 30-40 kadar dantel numuneleri aldım. Ancak aldığımız numunelerin fiyatları bize göre oldukça pahalıydı. O dönem bize pahalı gelse de Fransa’da aldığımız dantel numunelerinden 2-3 tanesini belirledik ve iç çamaşırlarında kullanmaya başladık. Para bizim için her zaman ikinci plandadır. Önemli olan müşteri memnuniyeti. Üretim ve maliyetler kafa kafaya gidiyordu ve bir şey kazanmıyorduk. Modellerimiz o kadar çok tuttu ki üretimi yükseltmek, maliyetlerimizi düşürmek ve herkesin alabileceği rakamlarda tutmak için arayışlara girdik. Danimarka’dan bir firmayla anlaşarak iç çamaşırlarında kullandığımız dantelleri getirtmeye başladık. Sonrasında bir çok Türk firması da bizi takip etti. 1990 yılında Fransa’da düzenlenen fuarı ziyaret ettikten sonra parkta otururken o sırada bisikletiyle gezen bir kadın gördüm. Kadının üzerinde bir belini açık gösteren bir giysi vardı. Giysinin adının bustiyer olduğunu öğrendim. Modelini çok beğendim ve kafamda oluşturdum. Türkiye’ye dönünce üretmeye karar verdim. Türkiye’de ilk kez bizim ürettiğimiz bustiyerler oldukça ilgi gördü ve diğer ürünlerimiz gibi satış rekorları kırdı” şeklinde konuştu.

TÜM ÜRÜNLERİMİZ AZO TESTİNDEN GEÇİYOR
Kamuran Atakan, ürettikleri iç çamaşırlarının insan sağlığına zarar vermeyen ürünler olmasına mutlaka dikkat ettiklerini söyledi. Tüm ürünlerini Azo testine tabi tuttuklarını belirten Atakan, bununla ilgili başından geçen ilginç bir olayı paylaştı. 1980’li yılların başında yurtdışına açılma şansını kaybetmelerini ilginç bir şekilde açıklayan Atakan, “Almanya’dan yüklü bir alım yapmak için birisi geldi. Numune ürünlerimizden alıp Almanya’ya götürdü. Sonra bize faksla ürünlerimizi beğendiklerini, çok yüklü bir parti alacaklarını ancak ‘Azo Testine’ tabi olup olmadıklarını sordu. Biz o zamana kadar Azo Testini duymamıştık. Piyasadaki kimse Azo Testini bilmiyordu. Sonra İstanbul Ticaret Odası’ndaki bir yetkiliden Azo Testinin kumaşlarda kullanılan boyaların ve ürünlerin kanserojen madde içerip içermediğini belirten bir test olduğun öğrendik. Tabi ki hem kumaşları üretenler hem de boyayanlar bu testi yapmadığı için o dönem yurtdışına açılamadık. Daha sonra girişimlerimiz sonucu bu testin nasıl yapıldığını öğrenip, hem boyahanelerden hem de kumaş üreticilerinden Azo Testi istemeye başladık. Şu anda kullandığımız tüm ürünlerimiz Azo Testinden geçer ve cilde zarar vermez. Tüm ürünlerimizin kutuları üzerinde ise “Azo Testine tabi tutulmuştur. Kanserojen madde içermemektedir’ yazılı ibare kullanmaya başladık” diye konuştu.

PROTEZ SÜTYEN BAŞTA OLMAK ÜZERE ONLARCA BULUŞ
Geçtiğimiz yıllarda, göğüs kanseri ameliyatı geçiren kadınlar için ürettiği protez sütyenlerle, erkekler için ürettiği ‘erkek korseleri’ ile ses getiren Yeni İnci, yenilikçi birçok ürünlerle dikkat çekiyor. Eski müşterilerinden bazı kadınlardan göğüs kanseri nedeniyle kimisinin bir kimisinin ise iki göğsünü kaybettiğini ve rica üzerine onlara ‘protez sütyen’ ürettiklerini belirten Kamuran Atakan, “Bu ürünler bugüne kadar mekanik, ağırlık yapan ve estetikten uzak şekilde piyasada medikal firmalarda satılıyordu. Ancak fiyatları oldukça pahalıydı. Biz de eski müşterilerimize özel üretimler yaptık ve hediye ettik. Ama zaman içinde o kadar çok talep gelmeye başladı ki hafif, estetik ve kullanışlı olan protez sütyeni geliştirdik ve üretmeye başladık. Mağdur durumdaki her kadın alabilsin diye fiyatını medikallerin çok altında fiyata cüzi rakamda tuttuk. Son yıllarda onlarca buluşa imza attık. Erkekler için üretimine başladığımız Fitboxer (korse) satışı da çok iyi gidiyor. Bu ürün erkeklerin göbeğini yok ediyor, 2 bedene kadar küçültüyor. Terletmeyen özel bir kumaş kullanıyoruz. Erkekler bu ürünü düğünlerde ve önemli toplantılar öncesinde de giyiyor. Ürün Arap ülkelerinde de çok tuttu. Soğuk bölgelerde bel üşütmesine karşı çok kullanıyorlar” şeklinde konuştu.

ŞEHİR İÇİNDE OLMAK İÇİN BAYRAMPAŞA’YI TERCİH ETTİK
1980’li yıllarda üretim alanı önce 300 metrekareye, 90’lı yılların başında da imalat ve pazarlama ağının gelişmesiyle birlikte 2 bin 500 metrekarelik bir alanda üretimini sürdürdüklerini belirten Kamuran Atakan, “2001’de 10 bin metrekarelik yeni tesislere taşındık. Ancak bu alanda yetmeyince eski Topçular’daki Bilge Çelik Tencere fabrikasının arkasına imalatımızı taşıdık. Aynı yıl talihsiz bir yangın ile Bayrampaşa’daki fabrikamız yandı. Şahsıma ait fotoğraflarım, fabrikamızın arşivi dahil her şey yandı. Kısa sürede fabrikamızı tekrar eski haline getirdik. Bayrampaşa’daki yerimizi şu anda yönetim yeri, showroom ve depo olarak kullanıyoruz. İmalatımız Topçular’daki yerimizde. Yeni İnci, günümüzde yılda 3.5 milyon adet iç çamaşırı üretimi gerçekleştiriyor. Bir yandan markalaşma çalışmaları yapıyoruz. Yaklaşık bin çeşit modelimiz var, ama sürekli yenileme yapıyoruz. Türkiye iç çamaşırı pazarında dünyada ilk üç içinde yer alıyor. Çin ve Hindistan rakiplerimiz. Yeni İnci olarak Y-Girl, markasıyla genç kızlara özel ürünler tasarladık. Bir de erkekler için Kitaro ve New Pearl var. Koleksiyonundaki ürünler genellikle sportif, dinamik ve modern çizgiler taşıyor. Bunun yanında klasik ve günlük kullanıma uygun düz renkli çamaşırlar da bulunuyor. Şu anda kendimize ait Fatih, Fındıkzade ve Eminönü’nde üç mağazamız, bir de fabrika satış mağazamız var. Üretimin yüzde 60’ı iç pazarda satışa sunulurken, yüzde 40’ını ise dış pazarlara ihraç ediyoruz” dedi.

HİÇ FASON ÜRETİM YAPMADIK
Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan, Yeni İnci’nin kadın iç giyiminde kuruluşundan bu yana hiçbir zaman bir başka markaya fason üretimi yapmadığını belirterek, “Böyle yapmakla da doğru yapmışız. Çünkü bugün marka olmanın değeri çok daha iyi anlaşılıyor. Ortaklık için özellikle yurtdışından çok talep geliyor. Firmalar bize ‘yıllık üretim miktarınızı bize ayırın. Bizim markamızla üretim yapın’ diyen birçok ünlü iç çamaşırı markalar var. Bu bir yandan güzel, ama bu teklifleri kabul edersek fasoncu konumuna düşeriz. Tam verilere ulaşılamasa da pazarın yüzde 40’ına sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Zaman içinde pijama işine de girdik. Mayo ve çorap işine girmeyi de düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ 
Kamuran Atakan, Türkiye’de sadece tekstil sektörünün değil tüm iş sektörlerinde kalifiye eleman sorunu yaşandığını belirterek, vasıflı çalışan, meslek sahibi kişilerin yetiştirilmesine dikkat çekti. Meslek Liselerinin önemine değinen Atakan, “Gelişmiş toplumların en önemli göstergelerinden biri de nitelikli insan kaynağıdır. Nitelikli insan kaynağını gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmanın yolu mesleki ve teknik eğitimden geçmektedir. Ülkemizin nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması için sektörle etkili iş birliği olmalı. Çıraklık merkezleri eğitimine de daha çok önem verilmeli. Liselerde temel hedef, her öğrencinin şehrine ve ülkesine değer katan, üreten nesiller olarak mezun etmek olmalı. Liselerde ara eleman değil, aranan eleman yetiştirilmeli. Mesleki eğitim, toplumsal hayatın her alanında ihtiyaç duyulan mesleklerde kalifiye eleman yetiştirmek, gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır. Türkiye'de ihtiyaç duyulan mesleklere yönelik yeterince eğitim yapılmamakta, eğitimin istihdam edebilirliği zayıflamakta. Bu sonuçtan hareket ederek, etkin uygulanan ulusal istihdam politikasına ve bu politikalara uygun eğitimlere ihtiyaç var. Ulusal istihdam stratejisini belirlemeden, piyasanın ihtiyaçlarını tespit etmeden ve eğitim ile ulusal istihdam stratejisi arasında ilişki kurmadan, mesleki eğitime yönelik bölümlerin açılması kaynakların israfından ve diplomalı işsiz sayısını artırmaktan başka sonuç doğurmaz. Biz firma olarak vasıflı ya da vasıfsız eleman bulmakta zorlanıyoruz. Bilginin egemen olduğu bu çağda insan kaynaklarını bilgi üretimine yönlendiren toplumlar geleceklerinden daha emin olacaklar. İşsizlik ­­ile eğitim ve mesleki eğitim arasında iyi ilişki kuran, istihdam planlamasını yapabilmiş, mesleki eğitim programlarını piyasa ihtiyaçlarına ve gelişimine göre gerçekleştirmiş toplumlar işsizlik problemini daha kolay çözebiliyor. Mesleki eğitimin iyi olmadığı ülkelerde  işverenler nitelikli işgücü ararken, vasıfsız işçiler de iş arar. Ülkemizde  yaşanan temel problemlerden biri budur” dedi.

NİTELİKLİ İNSAN SAYISI ÇOĞALMALI 
Mesleki eğitimin öneminin yeterince anlaşılamadığını belirten Atakan, “Türkiye'deki işsizliğin önemli nedenlerinden birinin mesleksizlik olduğu bir gerçek. Gençlerimize  hem iyi mesleki eğitim veremiyoruz hem de ihtiyaç duyulmayan veya istihdam ihtiyacı azalan mesleklere yönelik eğitimde ısrar ediyoruz. Mesleki eğitim veren okullara ve kurslara yeterince ilgilinin gösterilmediğinin, bu konuda ki talebin güçlü bir şekilde kamuoyunda tartışılmadığının da altı çizmeli. Ayrıca açılan okulların ve kursların piyasanın ihtiyaç duyduğu nitelikli insanı yetiştirecek eğitim programına, kadrosuna, eğitime ve araçlarına sahip olup olmadığını da ciddi şekilde sorgulamamız gerekiyor. Mevcut Meslek Lisesi ve Meslek Yüksek Okullarının eğitim programından kadrosuna, piyasa ile olan ilişkilerine kadar her alanda yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç var. Bir meslek sahibi olmanın mesleki kariyerde ki etkisine yönelik bilinçlendirme çalışması yapılmalı ve mesleğin “altın bir bilezik” olduğu düşüncesi egemen kılınmalı. Gençlere tüketerek değil, üreterek kazanma anlayışı kazandırılmalı. Temel eğitimden itibaren mesleklerle ilgili bilgi verilmeli ve mesleki yönlendirme o yıllarda başlamalı. Günümüzde birçok meslek artık yok olma aşamasında” ifadelerini kullandı.

YENİ İNCİ HAKKINDA

• 1964 yılında Fındıkzade’de 30 metrekarelik bir atölyeyle başladığı iç giyim imalatında her geçen yıl büyüyerek bugün 10 bin metrekarelik modern teknoloji ile donatılmış binasında uluslararası kalitede üretim yapmakta ve dünya pazarlarında ünlü markalar ile yarışmakta.

• Türkiye çapında etkili bir pazarlama organizasyonu ile tüm yurt geneline yayılan Yeni İnci sektöründe lider hale geldi. Her geçen gün artan ihracatıyla bugün Yeni İnci markası ile birçok Avrupa, Asya ve Afrika kıtasına ihracat yapmakta.

• 1964 yılından itibaren ciddi ve istikrarlı çalışmalar sonucu bugün Yeni İnci, Türkiye'de farklı ve kaliteli ürünleri ile zevkli, bilinçli, kaliteyi seven ve önem veren tüketicilere hizmeti ile aranan kaliteli bir iç giyim markası olmayı başardı.

• 2006 yılında Yeni İnci ailesine katılan Y-Girl ve Kitaro markaları ile sektördeki pazar payını daha da arttırarak, Y-Girl ile genç ve kendini genç hisseden bayanlara, Kitaro ile de moda akımını takip eden ve kaliteyi arayan erkeklere hizmet sunuyor.

• Prensip olarak, kadın ve erkek vücudunda sağlık, kalite ve bütünlüğü sağlamak, korumak ve her zaman ürettiklerinin arkasında, müşterilerinin yanında bulunmak olan Yeni İnci’nin amacı, tüketiciye en iyiyi, en yeniyi ve en kaliteliyi sunarken, her kesimin alabileceği cazip fiyatlarla ürünler üretmek.


ÖZEL RÖPORTAJ: CEMİL SAĞLAM

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.