Mühim olan iç güzellik
İstanbul’un incisi Bayrampaşa’da farklı, özgün ve kaliteli bir marka olan Yeni İnci’yi yakın markaja alarak Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Mühim olan iç güzellik
İstanbul’un incisi Bayrampaşa’da farklı, özgün ve kaliteli
bir marka olan Yeni İnci’yi yakın markaja alarak Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran
Atakan ile çok keyifli bir röportaj
gerçekleştirdik.
*Kurulduğu günden beri fason üretim yapmayan ve dünyaca ünlü
firmaların tekliflerini reddeden Yeni İnci’nin tecrübeli yöneticisi Kamuran
Atakan, sektörlerindeki en büyük sorunun kalifiye eleman olduğunu belirterek,
“Nitelikli insan kaynağını gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmanın yolu mesleki
ve teknik eğitimden geçer. Gençlere tüketerek değil, üreterek kazanma anlayışı
kazandırılmalı” dedi.
*Genelde kendine güvenen, kendini ve vücudunu çok iyi tanıyan
kadınlar tarafından tercih edildiklerini belirten Atakan, “Tarz ve şıklığa
giden yolda tıpkı kıyafetler kadar önemli bir yere sahip olan iç giyim
ürünleri, kadınlara rahatlığı ve zerafeti bir arada sunuyor. Bunun yanı sıra
son yıllarda genç kızlar ve erkekler için ürettiğimiz özel modeller de çok
büyük ilgi görüyor” diye konuştu.
1964 yılında temelleri atılan Yeni İnci, yılda 3.5 milyon adet çamaşır üretimiyle pazarında lider olurken, dünya markası olma yolunda da hızla ilerliyor. Gerek iş hayatı gerek futbol yaşamı gerekse de dernekçilik alanında tanınan ve sevilen Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan, Paşavizyon’a çok önemli açıklamalarda bulundu.
Henüz 2 aylıkken Türkiye’ye geldiğini belirten Atakan, “11 Eylül 1954’te, o günün Yugoslavya’sı, bugünün Makedonya’sının Üsküp kentinde dünyaya geldim. 2 ay sonra kundakta Türkiye’ye gelmişim. İlk geldiğimizde 3 yaşıma kadar Fatih’in Sofular semtinde oturduk. Yugoslavya’dan kaçarak gelmenin sonucu olan maddi imkansızlıklar nedeniyle, bir dairede 3 aile otururduk. İki aile kira için, bir aile de gıda için çalışırdı. Maddi imkanlar biraz elvermeye başlayınca Fındıkzade’ye taşındık. İlkokulu Alipaşa’da, Ortaokulu Davutpaşa’da okudum. 2 kız kardeşim var. Babam 2008 yılında, annem ise 2010’da vefat etti. Babam Fatih’te yorgancılık yapardı. 1964’te babam beni çırak olarak Sultanhamam’a verdi. 1964 yılından 1979’a kadar çıraklıktan, tezgahtarlığa kadar çalıştım. Sonra da aynı işyerinde yöneticiliğe kadar yükseldim. Aynı dönemde futbol da oynuyordum. 1968 yılında Davutpaşa küçük takımına başladım. İleride iyi kulüplerde de oynayacak olan arkadaşlar vardı takımda. Babamın ticarete atılmamı istemesi ısrarı ile sadece bir sene oynadım. Tabii ki futboldan hiç kopamadım 1970 senesinde o devrin çok güçlü takımı olan İstanbulspor genç takımında oynadım. Bir gün babama, ‘İstanbulspor’da oynuyorum ama işten izin vermiyorlar, ne yapayım’ diye sordum. Babam ise ‘Evladım, sakatlanırsın, devam edemezsin. Elinde hiçbir işin de olmaz, çok zor duruma düşersin. Senin yerinde olsam işimi bırakmazdım’ dedi. Ben de İstanbulspor genç takımından ayrıldım. Futbol oynamayı sevdiğim ve Rumeli Türklerinden olduğum için, 1. Amatör kümedeki, memleketimin takımı Vardarspor’da oynamaya başladım. Yaklaşık 10 yıl orada futbol oynadım ve 26 yaşımda bıraktım. İyi bir oyuncuydum ve her hafta İstanbul’da haftanın karmasına seçilirdim. Vardar’da oynarken 4 kez amatör genç milli takıma çağırıldım. Hiç oynamamış olsam da, davet edilmiş olmak benim güzel anılarım arasındadır. 1979 senesinde, kız kardeşimin eşi Selahattin Kahyaoğlu ile ortak olarak Yeni İnci firmasıyla iç çamaşırı işine başladık. O gün bugündür aynı işteyiz” dedi.
FUTBOLDAN HİÇ KOPAMADIM
26 yaşında aktif futbolculuğu bıraksa da kopamadığını
belirten Kamuran Atakan, “Eski futbolcu ağabeylerimiz ve arkadaşlarım
Çukurbostan’da Perşembe maçları yapıyorlardı. Beni de çağırdılar. Böylece 31-32
yaşımdayken, ünü İstanbul sınırlarını aşmış, Davutpaşa tekaütler takımına
katılmış oldum. Daha önce milli olmuş, şöhret olmuş oyuncular da katılırdı
maçlarımıza. 1988’in Şubat ya da Mart ayında, Almanya’dan Vatanspor takımı
geldi ve antrenörümüz Davut Kılıç sayesinde Şenlikköy Stadı’nda maç yaptık. Maç
sonunda davet ettiler Almanya’ya gelip gelemeyeceğimizi sordular. Biz de
geleceğimizi söyledik. 15 Haziran 1988’de 22 kişi, karayoluyla Almanya’ya
gittik. Fenerbahçeli rahmetli Hüseyin Çakıroğlu’nun abisi Mehmet Çakıroğlu,
Hayati, İstanbulsporlu Kemal, Galatalı Faruk, Selçuk, İsmail, Ünal gibi eski
dönemin ünlü futbolcularıyla yola çıktık. Avusturya’ya geldik, sağlı sollu
sahalar vardı etrafta. Ayaklarımız açılsın diye otobüsten bir sahanın önünde
indik. Orada antrenman yapan bir takımdan idman yapmak için izin istedik. Onlar
bize maç teklif etti. İlk yarım saatte 3-0 öne geçtik. İkinci yarıda onlar bir
gol attı ve maçı 3-1 kazandık. Sonradan öğrendik ki, Galatasaray’ın da oynadığı
Avusturya 1. Ligi’ndeki Strum Graz takımıymış yendiğimiz. Almanya seyahatimiz
de güzel geçti. Çok formdaydım o zamanlar. Seyahat dönüşü, Davut ağabeyin
isteğiyle 34 yaşında amatör ligdeki Davutpaşa’ya döndüm ve 2 yıl oynadım.
1990’da futbolu bıraktım. Sonra iş hayatımıza ağırlık verdik. Yeni İnci’yi git
gide büyüttük ve iç giyim sektörünün en önemli firması haline getirdik. Yeni
İnci olarak tüm çabalarımız, birçok ailenin geçimlerini sürdürebilmesini
sağlamak ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak” diye konuştu.
DERNEKÇİLİK GÖNÜL İŞİDİR
Futbol ve iş hayatının yanı sıra dernekçilik alanında da çok
aktif olan Kamuran Atakan, çocuk yaşta üye olduğu ve çeşitli görevlerde
bulunduğu, merkezi Fındıkzade’de bulunan Rumeli Türkleri Kültür ve Yardımlaşma
Derneği’nde 4 yıl başkanlık yaptı. Dernekte hala aktif olarak görev alan
Atakan, son olarak ise geçtiğimiz ay yapılan kongrede Rumeli ve Balkan Türkleri
Federasyonu (RUBAFED) Başkanlığı’na seçildi. Dernekçiliğin bir gönül işi
olduğunu belirten Atakan, “Çocuklarıma hep ‘Mutlaka sosyal bir grup içerisinde
yer alın. Bu bir spor kulübü ya da bir vakıf olabilir’ diyorum. Bu tür
etkinliklerde, çok verimli yardımlaşmalar olmakta. Dernekçilik bir gönül
işidir. Gönüllere dokunmak gibi mutluluk yoktur. Rumeli Türkleri Derneği
başkanlığı yaparken, İstanbul’da her yıl Balkanlar’da yaşayan Türk ressamların
sergisini açıyorduk. Bir davetimize kendisinin de Rumeli kökenliği olduğunu
belirten İstanbul Defterdarlığı Başkan Yardımcısı İsmail Kocaoğlu da geldi.
Ertesi gün Davut Kılıç abi beni aradı ve şirketimize geleceğini söyledi. Bir de
baktım defterdar yardımcısı İsmail bey de yanında. Ben önce kendisini o dönemin
Bayrampaşa Emniyet Müdürü hemşehrilerimiz Nihat İşlek ve yine o dönemki
Belediye Başkanımız Hüseyin Bürge ile tanıştırdım. Belediyede Hüseyin Bürge’nin
bizden önceki toplantısını beklerken, özel kalem müdürü Mehmet Kalemci, ‘Abi
hala top oynuyor musun’ dedi. Mevzu açılınca, 1988’de 12 gün Almanya’ya
gittiğimizi söyledim. Bu arada karşıda bekleyen iki kişiden biri elindeki
poşetten bir klasör çıkardı ve ‘Bu fotoğrafta var mısınız’ diye bana sordu. Bir
de baktım benim fotoğrafım. En son maçımızı yaptığımız Vatanspor’la toplu
çektirdiğimiz bir fotoğraftı. Kendisiyle tanışıp o günlere dair sohbet ettik.
Bu olay unutamadığım anılardan biridir. Son zamanlarda işlerimi oğluma ve
yeğenime devrettiğim için dernek ve vakıf işlerine daha çok vakit
ayırabiliyorum. Şimdi RUBAFED Başkanlığı gibi çok önemli bir görevi üstlendim.
Şu anda 67 derneğimiz var. Bunların 12’si yurtdışında. 39 tanesi İstanbul, 16
tanesi de Anadolu’dan. Birçok dernek bize katılmak istiyor. Sayımız yüzde 50
artabilir. Tüm Rumelililer bir olalım, dargınlıklara son verelim, sesimiz gür
çıksın istiyoruz. Ülke adına bizim, bizden başka dostumuz yok. Yabancı güçler
bizi parçalamak için entrikalar yapıyor. Türk’ün Türk’ten başka dostu yok gibi.
Bizler geçmişte, vatan, millet, bayrak, ezan için anayurdumuza geldik. Türkiye
için Rumeli camiası olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ TÜM İLLERİ TEK TEK DOLAŞTIM
1981 senesinde eşi Ayşe hanımla evlendiğini, 1982’de oğlu
Furkan, 1985’de ise kızı Nihan’ın
dünyaya geldiğini belirten Kamuran Atakan, iş hayatındaki yükselişi ve
Yeni İnci markasını parlatması da ilginç. 1979’dan itibaren eniştesi Selahattin
Kahyaoğlu ile birlikte Yeni İnci’yi daha da büyütmek için çalışmalara
başladıklarını belirten Kamuran Atakan, “Küçücük dükkanda tek makine ile üretim
yapıyorduk. Bir yandan da kendimize müşteriler bulmaya çalışıyorduk. 1980’li
yıllarda firmamızı tanıtmak için tüm Türkiye’yi şehir şehir dolaştım. O
zamanlar katalog nerede. Kendimiz fotoğraflar çekip bir dosya hazırlamıştık.
Yanıma numuneleri de alıp Türkiye’yi dolaşıyordum. Dolaştığım iç çamaşırı satan
mağazalara kataloğumuzu ve ürün numunelerini gösteriyordum. Bizim ürünlerimiz
diğer firmalara göre daha kaliteli olduğu için fiyatlarımız çok az üzerindeydi.
Görüştüğüm birçok kişi ‘ürünler iyi ama bu fiyata burada satamayız’ diyordu.
Ben onlara ‘Siz yine de düşünün’ deyip kartvizitimi veriyordum. Kısa zaman
içerisinde o görüştüğüm tüm yerler müşterimiz oldu” dedi.
PARA BİZİM İÇİN İKİNCİ PLANDA
Ürettikleri birçok
ürünün tasarımının kendisine ait olduğunu belirten Atakan, “1988 yılında
Fransa’ya giderek iç giyimde kullanmak için 30-40 kadar dantel numuneleri
aldım. Ancak aldığımız numunelerin fiyatları bize göre oldukça pahalıydı. O
dönem bize pahalı gelse de Fransa’da aldığımız dantel numunelerinden 2-3
tanesini belirledik ve iç çamaşırlarında kullanmaya başladık. Para bizim için
her zaman ikinci plandadır. Önemli olan müşteri memnuniyeti. Üretim ve
maliyetler kafa kafaya gidiyordu ve bir şey kazanmıyorduk. Modellerimiz o kadar
çok tuttu ki üretimi yükseltmek, maliyetlerimizi düşürmek ve herkesin
alabileceği rakamlarda tutmak için arayışlara girdik. Danimarka’dan bir
firmayla anlaşarak iç çamaşırlarında kullandığımız dantelleri getirtmeye
başladık. Sonrasında bir çok Türk firması da bizi takip etti. 1990 yılında
Fransa’da düzenlenen fuarı ziyaret ettikten sonra parkta otururken o sırada
bisikletiyle gezen bir kadın gördüm. Kadının üzerinde bir belini açık gösteren
bir giysi vardı. Giysinin adının bustiyer olduğunu öğrendim. Modelini çok
beğendim ve kafamda oluşturdum. Türkiye’ye dönünce üretmeye karar verdim.
Türkiye’de ilk kez bizim ürettiğimiz bustiyerler oldukça ilgi gördü ve diğer
ürünlerimiz gibi satış rekorları kırdı” şeklinde konuştu.
TÜM ÜRÜNLERİMİZ AZO TESTİNDEN GEÇİYOR
Kamuran Atakan, ürettikleri iç çamaşırlarının insan
sağlığına zarar vermeyen ürünler olmasına mutlaka dikkat ettiklerini söyledi.
Tüm ürünlerini Azo testine tabi tuttuklarını belirten Atakan, bununla ilgili
başından geçen ilginç bir olayı paylaştı. 1980’li yılların başında yurtdışına
açılma şansını kaybetmelerini ilginç bir şekilde açıklayan Atakan, “Almanya’dan
yüklü bir alım yapmak için birisi geldi. Numune ürünlerimizden alıp Almanya’ya
götürdü. Sonra bize faksla ürünlerimizi beğendiklerini, çok yüklü bir parti
alacaklarını ancak ‘Azo Testine’ tabi olup olmadıklarını sordu. Biz o zamana
kadar Azo Testini duymamıştık. Piyasadaki kimse Azo Testini bilmiyordu. Sonra
İstanbul Ticaret Odası’ndaki bir yetkiliden Azo Testinin kumaşlarda kullanılan
boyaların ve ürünlerin kanserojen madde içerip içermediğini belirten bir test
olduğun öğrendik. Tabi ki hem kumaşları üretenler hem de boyayanlar bu testi
yapmadığı için o dönem yurtdışına açılamadık. Daha sonra girişimlerimiz sonucu
bu testin nasıl yapıldığını öğrenip, hem boyahanelerden hem de kumaş
üreticilerinden Azo Testi istemeye başladık. Şu anda kullandığımız tüm
ürünlerimiz Azo Testinden geçer ve cilde zarar vermez. Tüm ürünlerimizin
kutuları üzerinde ise “Azo Testine tabi tutulmuştur. Kanserojen madde
içermemektedir’ yazılı ibare kullanmaya başladık” diye konuştu.
PROTEZ SÜTYEN BAŞTA OLMAK ÜZERE ONLARCA BULUŞ
Geçtiğimiz yıllarda, göğüs kanseri ameliyatı geçiren
kadınlar için ürettiği protez sütyenlerle, erkekler için ürettiği ‘erkek
korseleri’ ile ses getiren Yeni İnci, yenilikçi birçok ürünlerle dikkat
çekiyor. Eski müşterilerinden bazı kadınlardan göğüs kanseri nedeniyle
kimisinin bir kimisinin ise iki göğsünü kaybettiğini ve rica üzerine onlara
‘protez sütyen’ ürettiklerini belirten Kamuran Atakan, “Bu ürünler bugüne kadar
mekanik, ağırlık yapan ve estetikten uzak şekilde piyasada medikal firmalarda
satılıyordu. Ancak fiyatları oldukça pahalıydı. Biz de eski müşterilerimize
özel üretimler yaptık ve hediye ettik. Ama zaman içinde o kadar çok talep
gelmeye başladı ki hafif, estetik ve kullanışlı olan protez sütyeni geliştirdik
ve üretmeye başladık. Mağdur durumdaki her kadın alabilsin diye fiyatını
medikallerin çok altında fiyata cüzi rakamda tuttuk. Son yıllarda onlarca
buluşa imza attık. Erkekler için üretimine başladığımız Fitboxer (korse) satışı
da çok iyi gidiyor. Bu ürün erkeklerin göbeğini yok ediyor, 2 bedene kadar
küçültüyor. Terletmeyen özel bir kumaş kullanıyoruz. Erkekler bu ürünü
düğünlerde ve önemli toplantılar öncesinde de giyiyor. Ürün Arap ülkelerinde de
çok tuttu. Soğuk bölgelerde bel üşütmesine karşı çok kullanıyorlar” şeklinde
konuştu.
ŞEHİR İÇİNDE OLMAK İÇİN BAYRAMPAŞA’YI TERCİH
ETTİK
1980’li yıllarda üretim alanı önce 300 metrekareye, 90’lı
yılların başında da imalat ve pazarlama ağının gelişmesiyle birlikte 2 bin 500
metrekarelik bir alanda üretimini sürdürdüklerini belirten Kamuran Atakan,
“2001’de 10 bin metrekarelik yeni tesislere taşındık. Ancak bu alanda
yetmeyince eski Topçular’daki Bilge Çelik Tencere fabrikasının arkasına
imalatımızı taşıdık. Aynı yıl talihsiz bir yangın ile Bayrampaşa’daki
fabrikamız yandı. Şahsıma ait fotoğraflarım, fabrikamızın arşivi dahil her şey
yandı. Kısa sürede fabrikamızı tekrar eski haline getirdik. Bayrampaşa’daki
yerimizi şu anda yönetim yeri, showroom ve depo olarak kullanıyoruz. İmalatımız
Topçular’daki yerimizde. Yeni İnci, günümüzde yılda 3.5 milyon adet iç çamaşırı
üretimi gerçekleştiriyor. Bir yandan markalaşma çalışmaları yapıyoruz. Yaklaşık
bin çeşit modelimiz var, ama sürekli yenileme yapıyoruz. Türkiye iç çamaşırı
pazarında dünyada ilk üç içinde yer alıyor. Çin ve Hindistan rakiplerimiz. Yeni
İnci olarak Y-Girl, markasıyla genç kızlara özel ürünler tasarladık. Bir de
erkekler için Kitaro ve New Pearl var. Koleksiyonundaki ürünler genellikle
sportif, dinamik ve modern çizgiler taşıyor. Bunun yanında klasik ve günlük
kullanıma uygun düz renkli çamaşırlar da bulunuyor. Şu anda kendimize ait
Fatih, Fındıkzade ve Eminönü’nde üç mağazamız, bir de fabrika satış mağazamız
var. Üretimin yüzde 60’ı iç pazarda satışa sunulurken, yüzde 40’ını ise dış
pazarlara ihraç ediyoruz” dedi.
HİÇ FASON ÜRETİM YAPMADIK
Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Atakan, Yeni
İnci’nin kadın iç giyiminde kuruluşundan bu yana hiçbir zaman bir başka markaya
fason üretimi yapmadığını belirterek, “Böyle yapmakla da doğru yapmışız. Çünkü
bugün marka olmanın değeri çok daha iyi anlaşılıyor. Ortaklık için özellikle
yurtdışından çok talep geliyor. Firmalar bize ‘yıllık üretim miktarınızı bize
ayırın. Bizim markamızla üretim yapın’ diyen birçok ünlü iç çamaşırı markalar
var. Bu bir yandan güzel, ama bu teklifleri kabul edersek fasoncu konumuna
düşeriz. Tam verilere ulaşılamasa da pazarın yüzde 40’ına sahip olduğumuzu
düşünüyoruz. Zaman içinde pijama işine de girdik. Mayo ve çorap işine girmeyi
de düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ
Kamuran Atakan, Türkiye’de sadece tekstil sektörünün değil
tüm iş sektörlerinde kalifiye eleman sorunu yaşandığını belirterek, vasıflı
çalışan, meslek sahibi kişilerin yetiştirilmesine dikkat çekti. Meslek
Liselerinin önemine değinen Atakan, “Gelişmiş toplumların en önemli göstergelerinden
biri de nitelikli insan kaynağıdır. Nitelikli insan kaynağını gelişmiş ülkeler
seviyesine çıkarmanın yolu mesleki ve teknik eğitimden geçmektedir. Ülkemizin
nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması için sektörle etkili iş birliği
olmalı. Çıraklık merkezleri eğitimine de daha çok önem verilmeli. Liselerde
temel hedef, her öğrencinin şehrine ve ülkesine değer katan, üreten nesiller
olarak mezun etmek olmalı. Liselerde ara eleman değil, aranan eleman
yetiştirilmeli. Mesleki eğitim, toplumsal hayatın her alanında ihtiyaç duyulan
mesleklerde kalifiye eleman yetiştirmek, gerekli bilgi ve becerileri
kazandırmaktır. Türkiye'de ihtiyaç duyulan mesleklere yönelik yeterince eğitim
yapılmamakta, eğitimin istihdam edebilirliği zayıflamakta. Bu sonuçtan hareket
ederek, etkin uygulanan ulusal istihdam politikasına ve bu politikalara uygun
eğitimlere ihtiyaç var. Ulusal istihdam stratejisini belirlemeden, piyasanın
ihtiyaçlarını tespit etmeden ve eğitim ile ulusal istihdam stratejisi arasında
ilişki kurmadan, mesleki eğitime yönelik bölümlerin açılması kaynakların
israfından ve diplomalı işsiz sayısını artırmaktan başka sonuç doğurmaz. Biz
firma olarak vasıflı ya da vasıfsız eleman bulmakta zorlanıyoruz. Bilginin
egemen olduğu bu çağda insan kaynaklarını bilgi üretimine yönlendiren toplumlar
geleceklerinden daha emin olacaklar. İşsizlik ile eğitim ve mesleki eğitim
arasında iyi ilişki kuran, istihdam planlamasını yapabilmiş, mesleki eğitim
programlarını piyasa ihtiyaçlarına ve gelişimine göre gerçekleştirmiş toplumlar
işsizlik problemini daha kolay çözebiliyor. Mesleki eğitimin iyi olmadığı
ülkelerde işverenler nitelikli işgücü
ararken, vasıfsız işçiler de iş arar. Ülkemizde
yaşanan temel problemlerden biri budur” dedi.
NİTELİKLİ İNSAN SAYISI ÇOĞALMALI
Mesleki eğitimin
öneminin yeterince anlaşılamadığını belirten Atakan, “Türkiye'deki işsizliğin
önemli nedenlerinden birinin mesleksizlik olduğu bir gerçek. Gençlerimize hem iyi mesleki eğitim veremiyoruz hem de
ihtiyaç duyulmayan veya istihdam ihtiyacı azalan mesleklere yönelik eğitimde
ısrar ediyoruz. Mesleki eğitim veren okullara ve kurslara yeterince ilgilinin
gösterilmediğinin, bu konuda ki talebin güçlü bir şekilde kamuoyunda
tartışılmadığının da altı çizmeli. Ayrıca açılan okulların ve kursların piyasanın
ihtiyaç duyduğu nitelikli insanı yetiştirecek eğitim programına, kadrosuna,
eğitime ve araçlarına sahip olup olmadığını da ciddi şekilde sorgulamamız
gerekiyor. Mevcut Meslek Lisesi ve Meslek Yüksek Okullarının eğitim
programından kadrosuna, piyasa ile olan ilişkilerine kadar her alanda yeniden
yapılandırılmasına ihtiyaç var. Bir meslek sahibi olmanın mesleki kariyerde ki
etkisine yönelik bilinçlendirme çalışması yapılmalı ve mesleğin “altın bir
bilezik” olduğu düşüncesi egemen kılınmalı. Gençlere tüketerek değil, üreterek
kazanma anlayışı kazandırılmalı. Temel eğitimden itibaren mesleklerle ilgili
bilgi verilmeli ve mesleki yönlendirme o yıllarda başlamalı. Günümüzde birçok
meslek artık yok olma aşamasında” ifadelerini kullandı.
YENİ İNCİ HAKKINDA
• 1964 yılında Fındıkzade’de 30 metrekarelik bir atölyeyle başladığı iç giyim imalatında her geçen yıl büyüyerek bugün 10 bin metrekarelik modern teknoloji ile donatılmış binasında uluslararası kalitede üretim yapmakta ve dünya pazarlarında ünlü markalar ile yarışmakta.
• Türkiye çapında etkili bir pazarlama organizasyonu ile tüm yurt geneline yayılan Yeni İnci sektöründe lider hale geldi. Her geçen gün artan ihracatıyla bugün Yeni İnci markası ile birçok Avrupa, Asya ve Afrika kıtasına ihracat yapmakta.
• 1964 yılından itibaren ciddi ve istikrarlı çalışmalar sonucu bugün Yeni İnci, Türkiye'de farklı ve kaliteli ürünleri ile zevkli, bilinçli, kaliteyi seven ve önem veren tüketicilere hizmeti ile aranan kaliteli bir iç giyim markası olmayı başardı.
• 2006 yılında Yeni İnci ailesine katılan Y-Girl ve Kitaro markaları ile sektördeki pazar payını daha da arttırarak, Y-Girl ile genç ve kendini genç hisseden bayanlara, Kitaro ile de moda akımını takip eden ve kaliteyi arayan erkeklere hizmet sunuyor.
• Prensip olarak, kadın ve erkek vücudunda sağlık, kalite ve bütünlüğü sağlamak, korumak ve her zaman ürettiklerinin arkasında, müşterilerinin yanında bulunmak olan Yeni İnci’nin amacı, tüketiciye en iyiyi, en yeniyi ve en kaliteliyi sunarken, her kesimin alabileceği cazip fiyatlarla ürünler üretmek.
ÖZEL RÖPORTAJ: CEMİL SAĞLAM
Ilgili Haberler
AK Parti Bayrampaşa İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ferhat Altunbey'den bayram mesajı
22.05.2026
AK Parti Bayrampaşa İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ferhat Altunbey'den Bayram mesajı
22.05.2026
Bayrampaşa protokolünden Ulaş İnşaat’a ziyaret
22.05.2026
Paşavizyon Gazetesi’nden Kaymakam Abdullah Çiftçi’ye nezaket ziyareti
22.05.2026