23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.12.2021

Milli sanayi; Yerli üretim

1564 4 dk 0 yorum
Paylaş:
MERHABALAR saygı değer Paşavizyon okurları.
Bu sefer makalemi hangi konu üzerine yazacağımı düşünürken çok zorlandım. Gündem o kadar değişken ve çok ki, bir yandan salgının tekrardan hortlaması ve her gün 250 civarındaki vatandaşımızın ne yazık ki hayatını kaybetmesi, diğer yandan kurların aşırı yükselişi ve buna bağlı olarak daralan reel sektör sermayeleri. Dış politika da Amerika Birleşik Devletleri tarafından komşu ülkeleri de kullanarak Türkiye’yi askeri yönden çembere alma çalışmaları. Reel sektörde büyük sıkıntı olmaya başlayan lojistikteki daralma, buna bağlı olarak da hammadde tedariğindeki büyük aksamalar, enerji temininde büyük fiyat artışları ülke gündemini meşgul eden ana başlıklar.
Bunların içinde bence en büyük sıkıntı olan, ana hammadde tedariğindeki aksamalar. Bu sıkıntı bazı hallerde öyle bir noktaya geliyor ki üretime devam etmek zorunda olan üreticiler üretimlerinin aksamaması için fiyat sormadan her türlü fiyata açık hammadde almak zorunda kaldığı dönemleri oluyor. Bu durumun yakın zamanda çok büyük sorunlar doğuracağına eminim. ABD-Çin bile acil durum petrol  rezervlerini kullanmaya başladılar. Biz ülke olarak böyle acil durumlarda ne yapacağımızı planlıyor muyuz? Hiç tahmin bile edemiyoruz, bırakın planlamayı böyle acil durumlar için her hangi bir hazırlığımız, stok durumumuz var mıdır? Bilemiyorum.
Saygıdeğer okurlarım, ana başlıklarıyla yukarıda sıraladığım gündemde olan sorunlar reel sektörü derinden yaralamış ve kısa zamanda yeri doldurulmayacak ana sermaye boşlukları meydana gelmiştir. Bu sermaye daralmaları her geçen ay daha da derinleşecektir. Bir çok firma bu ortaya çıkan yeni durumu sağlıklı yönetmek için geleceğe dair hiçbir planlama yapmamaktadır. Firmalar şu an günü kurtarma çabası içineler. Haklı olarak her gün değişen kur gelecek planlamasını imkansızlaştırıyor.
Bizi yönetenler geç de olsa reel sektörün yaşatılması, ülke sanayisinin devamlılığı ve ihracattaki trendin olumlu artışını sürdürebilmesi için bu kesimin, yani reel sektörün desteklenmesi gerektiğini nihayet anlamış gibi görülüyor.
Sanayinin yüksek kapasite de çalışmaya devam etmesi hammadde tedariğinin aksamadan devamlılığına bağlıdır. Sanayi sektöründeki üreticilerin hiçbir zaman enerji, hammadde tedariğindeki aksamalardan dolayı sipariş geciktirme veya yapamama gibi bir lüksleri olmamalıdır. İthalata dayalı ihracat yapabilen bizim gibi ülkelerin sanayi üretimlerinin maalesef dış tedarikçilere bağlı olması büyük sıkıntı yaratmaktadır.
Mesela plastik iş kolunda üretim yaptığımızdan dolayı çok iyi biliyorum. 1968’de üretime başlayan PETKİM o günlerdeki Türkiye’nin ihtiyacı olan plastik hammadde miktarının tamamına  yakınını üretiyor idi. Fakat zaman içinde kendini yenileyemeyen, kapasiteleri iyileştirip modernize edemeyen PETKİM, Türkiye’nin ihtiyacının çok gerisinde kaldı ve sonuç olarak böyle stratejik bir üretim tesisleri  maalesef 2008 yılında yabancı bir firmaya satıldı. Firmanın üretimi artırmak için  yatırım yapma taahhüdü olmasına rağmen bu konuda. Bugüne kadar hiçbir yatırım yapmadığı gibi hâlâ korumacı vergilerle desteklenmeye devam ediyor. Bu yıl sonunda açıkladığı raporda gelecek üç yıl içinde yapacağı yatırımlarla Türkiye plastik hammadde pazarının %10’unu karşılayacak üretime ulaşacağını açıkladılar. Devletin kıt kanaat imkanlarla 60’lı yıllardaki yapılmış, hayata geçirilmiş böyle önemli ve stratejik değerlerin kontrolsüzce elden çıkarılması büyük kayıp. Diğer sektörlerde aynı durumdadır. İhracatımızın en önemli kalemlerinden olan otomobil sektörü de aynı durumda. İhraç edilen her otomobilin %70’i ithalata bağlı. Bağımlılığımızı azaltmadan dış ticaret açığı sarmalından hiçbir şekilde kurtulamayız. Bu gibi büyük kuruluşların, petro kimya üretim; çelik üretimi, savunma sanayi gibi tesislerin devlet tarafından kurulup devlet kontrolünde olması gerekmektedir. Böyle kuruluşlar reel sektörün destekleyici elemanlarıdır.
Türkiye’nin çıkışı üretimde kullandığı hammaddenin en az %50’si kendi üretimi olmak zorundadır. Bunu gerçekleştirmek ilk hedefimiz olarak planlanmalıdır. Bütün plan ve programlarımız bu hedefe göre ayarlanmalıdır. Ümit ederim ki karar verme konumumuzda olan, bizi yönetenlerinde bu problemi görüp bu yönde karar vermeleridir. Çıkışımız buna bağlıdır, yoksa hiçbir zaman sırtımızdaki kambur olan dış ticaret açığımızdan kurtulamayacağız.
Hoşça kalın Sağlıkla kalın.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.