23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 14.06.2023

Malum baharlar gelemiyor...

1206 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Kaybedenlerin en yakın dostu; kazananların seçim hilesi yaptığı yalanıdır. Bu yalan sıradan bir yalan olmanın ötesinde seçimi kaybetmenin sorumluluğunu almamak adına  ve o sorumluluğu boşluğa atıp kendini garantiye almak adına yapılan en büyük hamlenin adıdır.
Bu yalan aynı zamanda çok da hoş (!) bir yalandır ve size; hem karanlığa küfretmek gibi kazanan tarafa rahatlıkla hakaret etme imkânı verir hem ‘seçimi kaybettim’ demek erdemliliğini göstermekten uzak olduğunuzu gizler hem de seçimi kaybetmiş olmanın prestij kaybıyla istifa etmenizi gündem dışında tutar…
İlginç  ve bir o kadar garip olan Batıda seçimi kaybedenlerin görevlerini bırakmaları teamülü varken biz de en çok Batıcı olanlar, seçimi kaybettikten sonra mevkilerini tahkim ederler.  Bu tahkim işi en kısa zamanda ve en kestirme yolla yapılır. Bunun için ‘seçimi neden kaybettik’ diye sorgulama yapma ihtimali olanların ellerinden dilekçeleri alınarak istifa ettirilir ve yerine bu sorgulamayı yapmaya cesaret dahi edemeyecek, aklına dahi getirmeyecek yeni insanları getirirsin.  
Bu değişim, çok kısa süreli bir hafıza kaybına neden olur. Hafıza kaybı, seçimin kaybedilmiş olmasını unutturur ve hiç seçim olmamış duygusunu sağlar. Böylelikle, seçimi kaybeden kişi yine hiçbir şey olmamış gibi görevine devam eder. Seçimin kaybının nedenlerini sorgulamaya niyetlenenler dışlanmış olduğu için söylediklerinin çok etkisi olmaz. Buna rağmen seslerini yükseltme ihtimali olanları bekleyen akibet, ‘partiye zarar veriyorsun’ diyerek uyarılmak devam ederse de tehdit edilmektir. Nihayet yeni listelerle kurultaylar yapılır ve seçimi kaybetmiş olan kişi büyük övgülerle yeniden seçilir ve yoluna devam eder.
Yapılması gereken şey susmaktır.  Meydanlarda AK Parti karşıtı söylemlerde; ‘susma sustukça sıra sana gelecek’ diye bağırarak boğazını parçalayanlar,  seçimi kaybedenin yanlışlarının söylenmesi konusunda; ‘sus konuşma konuşursan sıra sana gelecek’ deyiverirler…
Türkiye bunun adı muhalefete özgü demokrasi oyunudur. Kaset komplosuyla gelenlerin ne olursa olsun hep başta kaldığı bir muhalefete özgü demokrasi oyunu… Demokratik parlamenter sistem mi dediniz? Baharlar gelecek mi dediniz? Sahi her şey güzel mi olacaktı… Diyarbakır’da Kürt, Edirne’de Balkan kızı mıydı? Binde bir gibi bir oranla 40 milletvekilliği kazandırmak mı… TRT’yi kullanamadık mıydı? Hep bu köylüler yüzünden mi? Ya diktatörlük ya demokrasi miydi? Diktatörlükte 2. tura kalmakta var mıydı? Gel bakalım Muharrem miydi? Yoksa siz de mi laik-demokratik Türkiye karşıtı (!), gizli AK Partilisiniz…
Sus konuşma. Hata ve yanlışları söylemeye devam edersen bir İsrail videosuna kes yapıştır yapıvererek iflahını keserler. Kendi işlerinde demokrasiden, insan haklarından kişisel hak ve özgürlüklerden fersah fersah uzak olanların, iş AK Parti’ye gelince demokrasi havari kesilmesi, insan hakları papağanı kesilmesi samimiyetsizliğin zirvesi olsa gerek… Hal böyle olunca her şey güzel olamıyor ve malum baharlar da bir türlü gelemiyor; gelmesin.

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.