Şehirler büyür…
Sokaklar genişler, binalar yükselir, nüfus artar. Yeni yollar yapılır, yeni yaşam alanları kurulur. Fakat bütün bunlar tek başına bir şehri “yaşanabilir” kılmaz. Bir şehre ruh veren; beton değil, insandır. Bir mahalleyi mahalle yapan ise binalar değil, o mahallede yaşayan insanların birbirine duyduğu güven, sevgi ve saygıdır.
Bugün hayatın hızı hepimizi biraz daha yalnızlaştırıyor. Aynı apartmanda yıllarca oturup birbirinin ismini bilmeyen insanlar hâline geliyoruz. Oysa bizim medeniyetimiz; komşusu açken tok yatmayı kendine yakıştıramayan, kapısı çalındığında misafirine “Hoş geldin” demeyi bir gelenek değil, bir gönül borcu bilen insanların medeniyetidir.
Bayrampaşa, işte bu anlayışın yıllardır yaşatıldığı müstesna ilçelerimizden biridir. Anadolu’nun dört bir yanından gelen insanların aynı sokaklarda kardeşçe yaşadığı, farklılıklarını ayrılık sebebi değil zenginlik olarak gördüğü güçlü bir dayanışma kültürüne sahiptir. Belki de ilçemizin en büyük zenginliği; insanının samimiyetidir.
Çocukluğumuzun mahallelerini düşündüğümüzde hafızamızda önce binalar değil, insanlar canlanır. Sokağın başındaki bakkal, herkesin hâlini hatırını soran komşu, akşam serinliğinde kapı önünde edilen sohbetler, çocuk sesleri, paylaşmanın verdiği huzur…
Bugün teknolojimiz geçmişten çok daha ileri olabilir. Fakat insan ilişkilerimiz de aynı ölçüde gelişebiliyor mu? Asıl üzerinde durmamız gereken soru budur.
Bir toplumun geleceği, yalnızca ekonomik gücüyle değil; ahlaki değerleriyle, aile yapısıyla ve komşuluk kültürüyle şekillenir. Çünkü güçlü toplumlar, birbirine güvenen insanların omuz omuza verdiği toplumlar olmuştur.
Temmuz ayı, milletimizin birlik ve beraberlik duygusunu güçlü şekilde hatırladığı aylardan biridir. Tarih boyunca nice badireleri birlikte aşmış bir millet olarak biliyoruz ki ayrışmak zayıflatır, kenetlenmek ise güç verir. Aynı bayrağın gölgesinde, aynı vatan toprağında ortak bir geleceği paylaşmanın kıymetini her zaman bilmeliyiz.
Bu ayın başka bir özelliği ise tarihi ihanet ve kalkışma ile memleketi bölmek ve parçalamak isteyen hain terör örgütü fetö nüm ihanetinin onuncu senesini 15 Temmuz’da tekrar hatırlayacağız
Bu birlik ruhu sadece büyük meydanlarda değil, günlük hayatın küçük ayrıntılarında da yaşatılır. Bir büyüğün elini öpmekte, bir komşunun kapısını çalmakta, bir yetimin başını okşamakta, çevremizi temiz tutmakta, bir ağacı korumakta ve bir çocuğa güzel örnek olmakta…
Çünkü medeniyet, büyük sözlerden önce güzel davranışlarla inşa edilir.
Bayrampaşa’nın geleceğine dair en büyük temennim; gelişen, büyüyen ve modernleşen ilçemizin, mahalle kültürünü ve insan sıcaklığını hiçbir zaman kaybetmemesidir. Betonun yükseldiği kadar gönüllerin de yükseldiği, imkânların arttığı kadar paylaşmanın da çoğaldığı bir Bayrampaşa, hepimizin ortak hayali olmalıdır.
Unutmayalım…
Bir şehri büyük yapan yüksek binalar değildir.
Bir milleti güçlü yapan sadece ekonomik kalkınma değildir.
Asıl güç; aynı acıya üzülebilen, aynı sevince ortak olabilen, birbirinin derdiyle dertlenen insanların varlığıdır.
Temmuz ayının ülkemize huzur, ilçemize bereket, gönüllerimize kardeşlik getirmesini diliyor; Bayrampaşa’mızın birlik, dayanışma ve ortak değerleriyle yarınlara güvenle yürümeye devam etmesini temenni ediyorum.