06 Kasım 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 06.11.2026

Kasım dönemeci: Kıyaslanmadan, yarışmadan ve öğrenmeden el ele

Behram SANCAKLI

Behram SANCAKLI

910 6 dk 0 yorum
Paylaş:

Okulun ilk iki ayı geride kalırken velileri bekleyen üç kritik sınav: Kıyaslama tuzağı, ara tatil beklentisi ve 24 Kasım arifesinde öğretmene duyulan güven.

Değerli Paşavizyon okurları, kıymetli anne babalar;

Eylül ayının o tatlı heyecanını, kapıdaki vedaları ve Ekim ayının serinleyen havalarıyla birlikte evlerimize taşınan mevsim geçişlerini geride bıraktık. Çocuklarımız sınıflarına, sıralarına ve arkadaşlarına alıştı; yeni eğitim-öğretim yılının ilk iki ayını tamamlamak üzereyiz. Artık o ilk günlerin "alışma telaşı" yerini yerleşik bir okul rutinine bıraktı.

Fakat tam da bu dönemde, yani Kasım ayının eşiğinde, velilerimizin zihninde yeni ve farklı kaygı bulutları belirmeye başlıyor. Sahada, işin hem mutfağında olan bir eğitimci hem de iki kız çocuğu babası olarak gözlemliyorum ki; Kasım ayı hem çocuklar hem de ebeveynler için üç önemli sınavı aynı anda önümüze koyuyor: Kıyaslama tuzağı, ilk ara tatil beklentisi ve öğretmenle kurulan bağın gücü.

Gelin, Kasım ayının getirdiği bu üç kritik dönemece birlikte yakından bakalım.


1. Her Tohum Kendi Vaktinde Açar: Kıyaslama Tuzağına Düşmeyin

Okulun ilk iki ayı geride kalırken sınıflarda bireysel öğrenme tempoları ve mizaç farkları iyice belirginleşir. Tam da bu günlerde okul bahçelerinde ve veli gruplarında fısıltılar yükselmeye başlar: "Falanın çocuğu harfleri birleştirmiş, bizimki hala çizgide zorlanıyor", "Onun çocuğu çok girişken, benimki hala çekingen mi kalıyor?"

Öncelikle derin bir nefes alalım ve kendimize şunu hatırlatalım: Her çocuk, kendi mevsiminde çiçek açan eşsiz bir tohumdur. Bir çocuğun harfleri bir ay erken sökmesi ya da makası daha kusursuz tutması, onun daha zeki olduğunu göstermez; sadece gelişimsel takviminin o alanda biraz daha önde olduğunu gösterir. Çocuğunuzu başka bir çocuğun cetveliyle ölçmek, ona yapabileceğiniz en büyük haksızlıktır. Ebeveynin içten içe hissettiği o kıyaslama kaygısı, çocuğa "Ben yetersizim" duygusu olarak yansır ve okuldan soğumasına neden olur. Çocuğunuzu başkalarıyla değil, yalnızca kendi dünüyle kıyaslayın. İki ay öncesine göre kendi başına çantasını toplayabiliyorsa, arkadaşıyla sırasını paylaşabiliyorsa ve sınıfa güvenle adım atıyorsa; işte gerçek başarı tam olarak budur.


2. Zile İlk Mola: Ara Tatil Yarış Değil, Zihni Nadasa Bırakmaktır

Kasım ayının ortasıyla birlikte çocuklarımız bu yılın ilk resmi molasına, yani ara tatile çıkıyor. İki aydır her sabah erken kalkan, kurallara uyan, zihnini ve bedenini sürekli odakta tutmaya çalışan miniklerimiz için bu bir haftalık mola hayati bir ihtiyaçtır.

Ne yazık ki birçok ebeveyn bu tatili bir "eksik tamamlama kampı" ya da "hızlandırılmış ödev maratonu" olarak görme yanılgısına düşüyor. Daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi; beynin yeni öğrendiği bilgileri pekiştirmesi ve sindirmesi için dinlenmeye ihtiyacı vardır. Toprağın verim verebilmesi için nasıl nadasa bırakılması gerekiyorsa, çocuğun zihninin de boş kalmaya, hatta biraz "sıkılmaya" ihtiyacı vardır.

Bu bir haftayı test sayfalarına ve fotokopilere hapsetmeyin. Bırakın çocuklar bol bol serbest oyun kursun, parkta koşturup sonbahar yapraklarını toplasın, sizinle mutfakta un elesin. Evi ikinci bir okula çevirmeden, ailece kurulacak samimi ve plansız anlar; çocuğunuzun Kasım tatilinden sonra okula çok daha motive ve taze bir zihinle dönmesini sağlayacaktır.


3. 24 Kasım’a Doğru: Çiçekten Öte Bir İhtiyaç, "Öğretmene Güven"

Kasım ayı aynı zamanda 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü içinde barındıran kıymetli bir ay. Gün yaklaştıkça veli gruplarında hediyeler konuşulur, çiçekler planlanır. Kuşkusuz öğretmenlerimize şükranlarımızı sunmak çok değerlidir; ancak bir eğitimci olarak altını çizmek isterim ki, bir öğretmene verilebilecek en kıymetli hediye pahalı buketler değil, samimi bir güvendir.

Unutmayalım ki ev ve okul, aynı hedefe koşan iki ortak paydaştır. Birbirine güvenmeyen, sürekli bir açık arama yarışına giren veli-öğretmen ilişkisinin en büyük kaybedeni daima çocuk olur. Çocuğun yanında öğretmenin otoritesini sarsacak yorumlar yapmak, sınıf gruplarında teyit edilmemiş endişeler üzerinden yangın çıkarmak, çocuğun gözündeki güvenli okul zeminini yıkar. Çocuk, anne babasının öğretmenine saygı duyduğunu ve güvendiğini hissettiğinde sınıfa ait hisseder. Gerçek eğitim iş birliği; sorunları dedikoduyla değil, şeffaf ve yapıcı bir diyalogla çözebilmektir.


Büyümek İçin Acele Ettirmeyelim

Kasım, doğanın yavaş yavaş içe çekildiği, kışa hazırlandığı sakin bir aydır. Bizler de çocuklarımızı büyütürken acele etmeyelim; onları telaşlı yarışlara, başkalarının başarı kriterlerine kurban etmeyelim.

Onların gelişim hızlarına sabır gösterdiğimiz, tatilde dinlenme hakkına saygı duyduğumuz ve okul ile ev arasında güven dolu bir köprü kurduğumuz bir Kasım ayı diliyorum.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın...


Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.