22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.07.2023

Herkesi sevdik bir ülkemizi sevemedik

İlyas ÇAĞLAYAN

İlyas ÇAĞLAYAN

1237 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Çocukluğumuzdan beri bizlere okutulan kitaplardan, anlatılan hikayelerden elde ettiğimiz çıkarımların en büyüğü; yüz yılı aşkın süredir bu topraklarda süre gelen yabancı hayranlığı.
Almanya’dan gelen akrabamız veya komşumuz bizlere oraları öyle anlatırdı ki bir an evvel yurt dışına çıkmak için can atardık. Peki ama gerçekten öyle mi?
Almanya, İngiltere, Fransa hatta Amerika gerçekten cennette biz cehennem de mi yaşıyoruz?
Ülkemiz o kadar kötü mü? Bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz. Burası yer yüzündeki cennetlerden biri lakin her nedense bu ülkeyi ve toprakları, yaşayan insanları karalamak için de elimizden geleni yapmaktayız.
En kötüsü de yurt içi veya yurt dışında düzenlenen ödül törenlerinde konuşma yapan sanatçılarımızın mikrofon başına geçtiğinde kendisini otorite sanan bu kişiler ülkemizi yerden yere vurmaktan geri kalmamakta. En son örneğini Cannes film festivalinde ödül alan oyunculuğu kime gör kaliteli tartışılır olan Merve Dizdar ile yaşadık. Söylemi içinde direkt olarak bir eleştiri olmasa da satır aralarında ‘’Ülkemizin kadınlar için bir tehdit olduğunu anlatmakta’’.
Ancak sevgili Merve Dizdar özgürlükler ülkesi denilen Amerika’da kadına şiddetin % 38 olduğunu bilmiyordu. Almanya’da bu oran % 32’ye düşse de az gelişen ülkelerde bu oran katlanarak artmakta olduğunu bu yazımızla kendisine hatırlatmak isterim.
Aslında anlatmak istediğim olay şu;  Ülkemizi şikayet ederek bir yere varamayız. Yapmamız gereken sanatla, sporla, bilimle kendimizi geliştirmek. Kendimizi ve toplumumuzu eğitmek ve eğitirken de gerçekleri saklamamak.
Yıllarca bize öğretilen yanlışların peşinden gitmektense doğrusunu bulmaya ve yeni nesle doğruları anlatmaya çalışmalıyız.
Örneğin; Yunus Emre’den önce Tabtuk Emre’nin kim olduğunu anlatalım yeni nesillere. Sevgiyi, dostluğu kardeşliği anlatalım. Kadının bir mucize olduğunu dünyanın ancak onların varlıkları ile daha iyi bir yer olabileceğini oğullarımıza anlatalım. Çıplaklığın özgürlük olmadığını, ikisinin farklı anlayışlar olduğunu öğretelim. Başımız her sıkıştığında 5 yaşında ki çocuğun eline telefon verip odasına yollamayalım. Onlara gerçekten sokakta oyun nasıl oynanır öğretelim. Sosyal bağlarını güçlendirelim. Komşularını tanımalarını, arkadaş edinmelerini sağlayalım. Kendi sosyal çevrelerini oluşturmaları için fırsat verirken ecdatımızın  bu topraklar için neler yaptıklarını anlatalım.
Açıkçası çocuklarımıza bir Ülkü, bir mefkure verelim ki onlar nöbeti devraldıklarında ülkelerini her sorunda şikayet etmektense çözümü aramayı bilsinler. Bize ALTIN TEPSİLERDE sunulmayan BEDELLER ödediğimiz bu CANDAN ÖTE SAYDIĞIMIZ ÜLKEMİZİ SEVMEYİ unutmayalım…
Sözlerime İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un şu sözleriyle son vermek istiyorum; ‘’Allah bu Millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın’’.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.