UZUN zamandır söylediğimiz gibi memleketin muhalafeti de iktidarı da iyice birbirinden beter haline geldi. Tam bir al birini vur ötekine durumu mevcut. İYİ Parti ne yapmaya çalışıyor belli değil, kendi hallerinde gülüp oynuyorlar zaten. Meral Akşener “başbakan” olmak istiyormuş, bu dilek Kılıçdaroğlu’nun bir türlü gerçekeleşememiş dileğiydi, biraz uğursuz olanından. Ama kontenjan doldu, üstüne o kadro komple kapatıldı, görülüyor ki hanımefendi kabullenememiş henüz. Bırakın önce ana muhalefet hatta iktidar olmayı, kafasında sistemi değiştirmeyi bile halletmiş şimdiden. Ne diyelim, parlementer sistemdeyken başbakanlık rüyası gerçek olmayanlardan başkanlık sisteminde bile aynı rüyayı görenlere.. Hayaller başka hayatlar bambaşka. Her geçen yıl daha da trajikomikleşiyor halimiz...
***
Erdoğan Meclis’e geldiğinde ayağa kalkmayan muhalefet partilerinin, demokrasi ve halkın iradesine saygıdan bahsetme ironisi gitgide büyüyor. Meral Akşener hariç İYİ Parti milletvekilleri de ayağa kalkmış, o dinleyici locası kontenjanından kendini muaf tutmuş gibi görünüyor. Bu tutum Kılıçdaroğlu’ndan dahi beklenmeyecek bir acemilik örneği. Misal Kılıçdaroğlu kaybetse de kazandım demeyi ve kendini kazanmış gibi göstermeyi becerir. Bir şekilde şirin görünmeyi başarır, gider 13-14 partili koalisyondan bile %38 oy alır yine de kendine yenilmiş dedirtmez. Asla Erdoğan’la karşı karşıya geldiğinde kendini antipatik gösterecek bir davranış sergilemez. En azından son yıllarda iyi öğrendi bu politikaları. Nitekim şimdi de
Başkanlık seçimlerinde göstermek için fellik fellik aday aradıkları süreçte yine sivrilmekten kaçınıyor. Bakın, İlhan Kesici ismi nasıl hortlatılıp önümüze getirildi yine. Bu köprü adayların ismi düştükçe çok eğleneceğiz orası kesin. Belirsizlik hepimizi daha da meraklandırıp havaya sokacak ama emin olabileceğimiz tek bir şey var: Müzmin yenilen Kılıçdaroğlu aday falan olmayacak!
***
Muharrem İnce’nin işi de zor doğrusu. Adamcağız haftalarca seçim gecesi kaçırılmadığına inandırmakla uğraştığı bir “şizofren” ordusuyla seçim hazırlığına giriyor. Bir de çıkıyor demokratiklik pozları kesiyor. “Kongrede başka vatan evladı varsa karşıma çıksın yarışalım” diyor. Memleket Partisi tek adam partisi olmasa inanırdık ama yok Muharrem, biz sana çoktan “gel bakalım” ve “gidebilirsin” dedik, intikam çığlıklarıyla kadeh kaldıran kalabalıklara attığın parıltılı bakışlar hala akıllarda. Sen bunları unuttur, sonra kendi kendinize yine rekabetçilik oynarsınız.
***
Anayasan’nın ilk 4 maddesi tartışması yine temcid pilavı gibi masaya getirildi. HDP vekili dillendirdiğinde suskunluğa bürünen CHP, eski bir AK Partili benzeri bir şeyler söylediğinde dünyayı birbirine katıyor. Erdoğan çıkıp açıklamayı kesinlikle reddediyor ama CHP’miz hala AK Parti üzerinden polemik üretmeye çalışıyor. Yazık, kendilerine “Mustafa Kemal’in askeri değil generali olsanız ne yazar, it sürüleri!” diyen HDP daha sempatik geliyor demek.. Yoksa buna çıkar birliği mi desek?..
***
Erdoğan Meclis’e geldiğinde ayağa kalkmayan muhalefet partilerinin, demokrasi ve halkın iradesine saygıdan bahsetme ironisi gitgide büyüyor. Meral Akşener hariç İYİ Parti milletvekilleri de ayağa kalkmış, o dinleyici locası kontenjanından kendini muaf tutmuş gibi görünüyor. Bu tutum Kılıçdaroğlu’ndan dahi beklenmeyecek bir acemilik örneği. Misal Kılıçdaroğlu kaybetse de kazandım demeyi ve kendini kazanmış gibi göstermeyi becerir. Bir şekilde şirin görünmeyi başarır, gider 13-14 partili koalisyondan bile %38 oy alır yine de kendine yenilmiş dedirtmez. Asla Erdoğan’la karşı karşıya geldiğinde kendini antipatik gösterecek bir davranış sergilemez. En azından son yıllarda iyi öğrendi bu politikaları. Nitekim şimdi de
Başkanlık seçimlerinde göstermek için fellik fellik aday aradıkları süreçte yine sivrilmekten kaçınıyor. Bakın, İlhan Kesici ismi nasıl hortlatılıp önümüze getirildi yine. Bu köprü adayların ismi düştükçe çok eğleneceğiz orası kesin. Belirsizlik hepimizi daha da meraklandırıp havaya sokacak ama emin olabileceğimiz tek bir şey var: Müzmin yenilen Kılıçdaroğlu aday falan olmayacak!
***
Muharrem İnce’nin işi de zor doğrusu. Adamcağız haftalarca seçim gecesi kaçırılmadığına inandırmakla uğraştığı bir “şizofren” ordusuyla seçim hazırlığına giriyor. Bir de çıkıyor demokratiklik pozları kesiyor. “Kongrede başka vatan evladı varsa karşıma çıksın yarışalım” diyor. Memleket Partisi tek adam partisi olmasa inanırdık ama yok Muharrem, biz sana çoktan “gel bakalım” ve “gidebilirsin” dedik, intikam çığlıklarıyla kadeh kaldıran kalabalıklara attığın parıltılı bakışlar hala akıllarda. Sen bunları unuttur, sonra kendi kendinize yine rekabetçilik oynarsınız.
***
Anayasan’nın ilk 4 maddesi tartışması yine temcid pilavı gibi masaya getirildi. HDP vekili dillendirdiğinde suskunluğa bürünen CHP, eski bir AK Partili benzeri bir şeyler söylediğinde dünyayı birbirine katıyor. Erdoğan çıkıp açıklamayı kesinlikle reddediyor ama CHP’miz hala AK Parti üzerinden polemik üretmeye çalışıyor. Yazık, kendilerine “Mustafa Kemal’in askeri değil generali olsanız ne yazar, it sürüleri!” diyen HDP daha sempatik geliyor demek.. Yoksa buna çıkar birliği mi desek?..
Etiketler: