Gülüş Tasarımında hangi tedaviler kullanılır?
Gülüş tasarımı dosyasının önceki yazılarında, gülüş tasarımının ne olduğundan, güzel bir gülüşü oluşturan unsurlardan ve bu sürecin nasıl planlandığından bahsetmiştim. Bu ay ise biraz daha işin uygulama kısmına değinmek istiyorum. Çünkü muayene sırasında hastalarımızdan en sık duyduğumuz sorulardan biri şu oluyor: “Gülüş tasarımı yaptırmak istiyorum ama bana tam olarak hangi işlemler uygulanacak?” Aslında bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişse de gülüş tasarımında sıkça başvurduğumuz bazı tedavi yöntemleri bulunuyor.
Örneğin bazı kişilerde dişlerin genel görünümü ve dizilimi oldukça iyidir. Ancak yıllar içerisinde çay, kahve, sigara veya farklı nedenlerle oluşan renk değişiklikleri kişinin gülüşünden memnun olmamasına yol açabilir. Bu gibi durumlarda yönlendirilmiş biyofilm terapisi (GBT) ve profesyonel diş beyazlatma uygulamaları tek başına oldukça başarılı sonuçlar verebilir.
Bazı kişilerde ise sorun renk değil, dişlerin şekli veya boyutlarıdır. Özellikle ön dişlerde bulunan küçük kırıklar, aşınmalar veya şekil bozuklukları gülüşün genel görünümünü etkileyebilir. Bu gibi durumlarda estetik dolgular, kompozit lamineler ya da porselen uygulamaları tercih edilebilir.
Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz lamina uygulamaları da bu amaçla kullanılan yöntemlerden biridir. Halk arasında "yaprak porselen" olarak bilinen bu uygulamalar, uygun hastalarda dişlerin ön yüzeyine uygulanan ince porselen tabakalardan oluşur. Amaç, doğal bir görünüm elde ederken mümkün olduğunca diş dokusunu koruyabilmektir.
Bazı durumlarda ise dişlerde büyük dolgular bulunabilir, ciddi renk değişiklikleri görülebilir veya dişlerde kırıklar oluşmuş olabilir. Bu gibi vakalarda zirkonyum restorasyonlar tercih edilebilmektedir. Günümüzde kullanılan yeni nesil zirkonyum materyaller sayesinde hem dayanıklılık hem de estetik açıdan oldukça başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür.
Bazen de asıl problem dişlerde değil, diş etlerindedir. Gülümsendiğinde diş etlerinin fazla görünmesi veya diş eti seviyelerindeki düzensizlikler estetik görünümü etkileyebilir. Bu gibi durumlarda diş eti şekillendirme işlemleri planlanabilir.
Eksik dişler de estetik gülüşün önündeki önemli engellerden biridir. Bu gibi durumlarda implant tedavileri sayesinde hem fonksiyon hem de estetik açıdan başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.
Dişlerin çapraşık olduğu vakalarda ise ortodontik tedaviler gündeme gelebilir. Özellikle şeffaf plak teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yetişkin hastalar da ortodontik tedavilere daha fazla ilgi göstermektedir.
Sonuç olarak gülüş tasarımında kullanılan yöntemler oldukça çeşitlidir. Önemli olan hangi tedavinin daha popüler olduğu değil, hangi tedavinin kişi için daha uygun olduğudur. Çünkü başarılı bir gülüş tasarımının temelinde doğru planlama kadar doğru tedavi seçimi de yer alır.
Bir sonraki yazımda, estetik bir gülüşün çoğu zaman görünmeyen kahramanlarından biri olan diş etlerinden ve diş eti estetiğinin gülüş üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim.
Kalın sağlıcakla.