Güçlü Türkiye’nin Balkanlar’a uzanan kardeşlik eli
Muhammed SANCAKTAR
Kıymetli dostlar,
Türkiye ile Balkanlar arasındaki bağ, yalnızca coğrafi yakınlıktan ibaret değildir. Bu bağ; ortak tarihin, kültürün, inancın, hatıraların ve nesiller boyunca yaşatılan kardeşliğin eseridir. Bizler, Türkiye Bosna Sancak Derneği ve Rumeli-Balkan camiasının temsilcileri olarak, yıllardır bu köklü bağın korunması, güçlendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması için gayret gösteriyoruz.
Çünkü biliyoruz ki Balkanlar, Türkiye için vazgeçilmez bir gönül coğrafyasıdır. Aynı şekilde Türkiye de Balkanlar’da yaşayan kardeşlerimiz için tarihî, kültürel ve insani yönleriyle önemli bir güven ve dayanışma kaynağıdır.
Bizler Türkiye’de Balkanlar’ın bizim ayrılmaz bir parçamız olduğunu anlatırken, Balkanlar’da da Türkiye’nin yalnızca bir ülke değil, ortak geçmişin ve kardeşliğin güçlü bir temsilcisi olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz.
İşte tam da bu noktada Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), yıllardır anlatmaya çalıştığımız bu kardeşlik anlayışının somut bir karşılığı olarak karşımıza çıkıyor.
TİKA, Türkiye Cumhuriyeti’nin dost ve kardeş toplumlara uzanan yardım elidir. Tarihî eserlerin ihyasından eğitime, kültürel mirasın korunmasından kalkınma projelerine kadar uzanan çalışmalarıyla, Türkiye’nin insani ve vicdani sorumluluğunu dünyanın dört bir yanında temsil eden önemli bir kurumdur.
Bugün yalnızca Balkanlar’da değil, dünyanın farklı coğrafyalarında da ihtiyaç sahibi toplumların yanında olan, onların kendi kültürlerini yaşatabilmelerine, tarihî değerlerini koruyabilmelerine ve geleceğe umutla bakabilmelerine katkı sunan bir Türkiye görüyoruz.
Bu, bizim için son derece kıymetli bir meseledir.
Çünkü bizim tarihimiz, yalnızca geçmişte yaşanmış olaylardan ibaret değildir. Tarihimiz, bugün de omuzlarımızda taşıdığımız bir sorumluluk, geleceğe bırakacağımız bir mirastır.
Türkiye’yi kendi coğrafi sınırları içerisinde değerlendirmek isteyen anlayışlara verilecek en anlamlı cevaplardan biri, işte bu gönül coğrafyasında kurulan kardeşlik köprüleridir.
Osmanlı Devleti’nin yüzyıllar boyunca hüküm sürdüğü Balkan topraklarında bugün hâlâ Türkiye’ye gönülden bağlı, Türkiye’nin varlığından güç ve güven duyan milyonlarca insan yaşamaktadır. Bu insanların sevinci bizim sevincimiz, yaşadıkları sıkıntılar ise bizim de derdimizdir.
TİKA’nın çalışmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu kardeşlik duygusunu sözden öteye taşıdığının göstergesidir. Yapılan her restorasyon, açılan her eğitim kapısı, hayata geçirilen her kalkınma projesi, geçmişle gelecek arasında kurulan güçlü bir bağdır.
Balkanlar’da tarihî eserlerin ayağa kaldırılmasına, kültürel mirasın korunmasına ve eğitim alanında yürütülen çalışmalara bizler bizzat şahit oluyoruz. Bu hizmetler, yalnızca fiziki yapıların yenilenmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bir milletin hafızasının, kimliğinin ve geleceğe dair umutlarının korunmasına da katkı sağlıyor.
TİKA’nın ortaya koyduğu vizyonu birkaç cümleyle tarif etmek kolay değil. Ancak benim gözümde TİKA, çok güçlü bir anlam taşıyor:
TİKA bir mühürdür
Dün bu topraklardaydık, bugün de buradayız. Yarın da kardeşlerimiz bizi görmek, bizimle dayanışma içerisinde olmak istedikçe dostluğumuzu ve kardeşliğimizi yaşatmaya devam edeceğiz diyen bir iradenin mührüdür.
Bu mühür, tarihin bize yüklediği sorumluluğun, ortak geçmişimizin ve geleceğe yönelik kardeşlik idealimizin bir ifadesidir.
Bugün Türkiye’nin uluslararası alanda ortaya koyduğu insani diplomasi anlayışının önemli temsilcilerinden biri olan TİKA, yaptığı çalışmalarla Türkiye’nin yalnızca kendi sınırları içerisindeki değil, gönül coğrafyasındaki insanlara karşı da sorumluluk taşıdığını gösteriyor.
Elbette bütün bunlar, güçlü bir devlet iradesi, kararlı bir çalışma anlayışı ve fedakârlık gerektiriyor. Bu noktada TİKA’nın çalışmalarına öncülük eden, kurumun tecrübesini ve birikimini geleceğe taşıyan yöneticilerin gayreti de ayrıca önem taşıyor.
Bu vesileyle, bugün burada ağırladığımız TİKA Başkanımız Sayın Abdullah Eren’e ve onun şahsında TİKA ailesinin bütün mensuplarına gönülden teşekkür ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Boşnak kökenli bir vatandaşı ve Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı olarak, böylesine anlamlı çalışmaları görmekten, bu kardeşlik köprüsünün bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyorum.
Bizler dernekler olarak, Türkiye ile Balkanlar arasındaki gönül bağının güçlenmesi, kültürel değerlerimizin yaşatılması ve genç nesillerimizin ortak tarihlerini daha iyi tanıması için çalışmaya devam edeceğiz.
Çünkü inanıyoruz ki güçlü Türkiye, huzurlu ve istikrarlı Balkanlar demektir. Huzurlu Balkanlar ise Türkiye’nin yanında duran, ortak geçmişini ve geleceğini Türkiye ile paylaşan güçlü kardeşlik bağları demektir.
Bu bağları korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Sözlerimi tamamlarken, bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyor, başta Sayın Abdullah Eren olmak üzere TİKA ailesine çalışmalarında başarılar diliyorum.
Güçlü Türkiye, huzurlu Balkanlar ve ilelebet sürecek kardeşliğimiz için…
Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.