Kıymetli dostlar,
Ne yazık ki dünyada, Orta Doğuda, özellikle yakın coğrafyamızda kan, göz yaşı, zulüm, kıyım, savaş bitmiyor.
Yıllardır süren İsrail zulmü ve Filistinlilere uyguladığı soykırım son günlerde adeta doruk noktasına çıktı.
Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ün İsrail tarafından haksız ve hukuksuz bir şekilde başkent ilan edilmesi esasında bardağı taşıran son damla olmuştu.
Müslümanlar için tarihi ve dini bir öneme sahip olan Mescid-i Aksa, İslam'ın üçüncü kutsal mekanıdır. Bu kutsal mekan, Hz. Muhammed'in (S.A.V) İslam Peygamberi olarak gönderilmesiyle başlayan İslam'ın ilk kıblesi olarak kullanılmıştır. İslam'ın ilk yıllarında, Müslümanlar namazlarını Mescid-i Aksa'ya doğru kılarlardı. Ancak günümüzde bu kutsal mekan İsrail işgali altındadır.
Mescid-i Aksa, Kudüs'ün Eski Şehri'nde yer alır ve İslam dünyasının büyük bir sembolüdür. Ancak İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan sonra Doğu Kudüs'ü işgal etti ve Mescid-i Aksa'nın kontrolünü eline geçirdi. Bu işgal, Ortadoğu'da uzun süreli bir çatışmanın fitilini ateşledi.
Müslümanlar için Mescid-i Aksa'nın kutsallığı sadece tarihi bir öneme sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V) Mirac olayının gerçekleştiği yerdir. Bu olay, Peygamber Efendimizin göğe yükselip Allah'la buluştuğu ve Peygamberlere verilen son emirleri aldığı bir olaydır.
Mescid-i Aksa'nın İsrail işgali altında olması, Müslümanlar arasında büyük bir endişeye neden olmaktadır. Bu durum, tarihi ve dini bir kutsal mekanın özgürlüğünün ve güvenliğinin tehlikede olduğu anlamına gelmektedir. Müslümanlar olarak biz, Mescid-i Aksa'nın özgürce ibadet edilebileceği bir yer olması gerektiğini savunuyoruz.
Uluslararası toplum, İsrail ve Filistin arasındaki bu hassas konuda bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Ama başta BM olmak üzere Türkiye dışında hiç bir ülke bu konuda samimi davranmamaktadır. Biz Müslümanlar için Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü ve güvenliği, Ortadoğu'da barış ve istikrarın sağlanması için en temel husustur ve ön şarttır.
Kıymetli dostlar;
Filistin-İsrail gerilimi, daha doğrusu İsrail’in zulmü üç çeyrek asırdır devam ediyor.
Şöyle bir hatırlayacak olursak;
• I. Dünya Savaşı (1914-1918): Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve sonrasında İngilizler tarafından yönetilen Filistin bölgesi, İngiliz himayesine girdi.
• Balfour Deklarasyonu (1917): İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Yahudi yerleşimciler için Filistin'de "Ulusal bir yuva" kurma niyetini ifade eden bir mektup yayınladı.
• II. Dünya Savaşı (1939-1945): Holocaust'tan etkilenen Yahudi göçmenler Filistin'e akın etmeye başladı. Filistin'deki Arap nüfusu artan Yahudi nüfusundan endişelendi.
• Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı (1947): BM, Filistin'i Yahudi ve Arap devletleri bu haksız ve hukuksuz planı arasında paylaşmayı önerdi. Yahudi toplumu planı kabul etti, ancak Arap devletleri reddetti.
• İsrail'in Kuruluşu (1948): İsrail Devleti, bağımsızlığını ilan etti. Bu, Arap-İsrail savaşının patlak vermesine neden oldu.
• Arap-İsrail Savaşları: 1948'deki Bağımsızlık Savaşı, 1967'deki Altı Gün Savaşı ve 1973'teki Yom Kippur Savaşı gibi çatışmalar yaşandı. Bu savaşlar sırasında toprak sınırları değişti.
• Oslo Anlaşmaları (1993-1995): İsrail ve Filistin Yönetimi, barış sürecini başlatmak amacıyla anlaşmalara imza attı. Ancak bu süreç de sorunlarla doluydu.
• Bugünkü Durum: İsrail, Batı Şeria'yı ve Gazze'yi kontrol etmeye devam ediyor. İsrail-Filistin meselesi, toprak anlaşmazlıkları, güvenlik endişeleri ve yerleşim sorunları gibi nedenlerle hala çözülmeyor ve her geçen gün tırmanıyor.
Filistin direnişinin ve haklı davasının önemli savunucuları vardır.Şüphesiz ki bunların başında Hamas, Fatah (El Fetih) ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) gelmektedir.Bu gruplar,Filintin’in özgürlüğü ve bsğımdızlığı için mücadele eden önemli siyasi ve askeri gruplardır.
• Hamas (Harakat al-Muqawama al-Islamiya):
- Hamas, 1987 yılında Filistin topraklarında başlayan İntifada (Filistinli ayaklanma) sırasında kuruldu. Özellikle Gazze Şeridi'nde güçlü bir varlığa sahiptir.
- İslami bir örgüt olarak bilinir ve Gazze'de yönetimi elinde bulundurur.
- Hamas, İsrail'i tanımamakta ve Filistin topraklarının tamamını talep etmektedir.
- Terörizmle suçlanmış ve çeşitli ülkeler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır.Oysa kendi topraklarını İsrail işgali altından kurtarmak isteyen Filistinli siyasi ve askeri bir güçtür.
• Fatah (El Fetih):
- Fatah, 1959 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) bir parçası olarak kuruldu. FKÖ'nün kurucusu olan Yaser Arafat, Fatah'ın lideriydi.
- Fatah, FKÖ'nün siyasi kanadını temsil eder ve 1993 Oslo Anlaşmaları'na imza atan birinci taraf olarak bilinir.
- Fatah, Batı Şeria'da yönetimde yer almıştır. Ancak Gazze Şeridi'nde 2007'deki iç savaşın ardından Hamas'a karşı kontrolü kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ):
- FKÖ, 1964 yılında kurulan bir dizi Filistinli örgütün çatısı altında toplanan bir ulusal kurtuluş hareketidir.
- FKÖ, Filistin halkının bağımsızlık ve özerkliği için mücadele eden bir dizi siyasi fraksiyonu temsil eder.
- FKÖ'nün en ünlü lideri Yaser Arafat'tır ve örgüt, uluslararası toplumda Filistin halkının temsilcisi olarak kabul edilmiştir.
Hamas, Fatah ve FKÖ, Filistin'de siyasi güç ve etki arayışı içinde farklı yaklaşımlara sahip örgütlerdir. Bu gruplar arasında zaman zaman yaşanan rekabet ve çatışmalar, İsrail’in yararına olmuştur.
İsrail’in son günlerde sivil,çocuk,kadın,yaşlı demeden bombaladığı ve top yekün yok etmek için elektrik,su,temel gıda gibi ihtiyaçların karşılanmasına fırsat vermediği Gazze, Filistin topraklarının bir parçası olarak İsrail ile çeşitli çatışmaların merkezinde bulunan bir bölgedir. Bu bölge, özellikle Hamas'ın Gazze Şeridi'nde iktidarı ele geçirdiği 2007 yılından bu yana İsrail tarafından sıkı bir abluka ve kısıtlamalar altında yaşamaktadır. Bu duruma "Gazze Tecriti" veya "Gazze Kuşatması" deniyor.
Peki Gazze Tecriti Nedir?
- Gazze Tecriti, Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışların sıkı bir şekilde kontrol edildiği, malzeme ve insani yardımların sınırlı olduğu bir durumu ifade ediyordu.Şu snda ise İsrail tarafından tamamen durumda.Gazze Şeridi, İsrail, Mısır ve denizde İsrail donanması tarafından abluka altındadır.
İsrail Gazze’ye Neden Tecrit Uyguyor?
- İsrail, Gazze'den gelen roket saldırıları ve güvenlik endişeleri nedeniyle Gazze'yi abluka altına almıştı.
- Hamas'ın Gazze'de iktidarı ele geçirmesi ve İsrail'i tanımamış olması,İsrail’il öne sürdüğü bir bahanedir.
Gazze tecritinin İnsani Etkileri:
- Gazze'deki sivil halk, temel malzemelerin tamamen olmasından kaynaklanan zorluklarla karşı karşıyadır. Su, elektrik ve gıda sıkıntısı gibi temel ihtiyaçlar sorunlu hale gelmiştir.
- İsrail, insani yardımların ve temel malzemelerinin girişini tamamen kapatmış ve Gazze halkını ölüme terketmiştir.Üstelik ağır borbardımsn uçaklarıyla bombalamakta ve çocuk,yaşlı,kadın demeden binlerce insanı öldürmüştür.
Uluslararası Tepkiler:
- Gazze Tecriti, uluslararası toplumda tartışmalı bir konu olmuştur. Birçok ülke ve uluslararası örgüt, Gazze'deki sivil halkın yaşam koşullarını iyileştirmek ve ablukanın kaldırılmasını desteklemektedir.
İsrail-Filistin çatışması, yıllardır tartışmalı bir konu olmuş ve bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kesimler İsrail'in Filistin topraklarına yönelik yayılmacı politika ve insan hakları ihlallerini eleştirirken, başta ABD olmak üzere emperyalist güçler, İsrail'in güvenlik endişelerini dikkate alarak hareket ettiğini savunur.
Yerleşim Faaliyetleri:
- İsrail, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Yahudi yerleşimleri inşa etmiş ve topraklarını genişletmiştir. Bu, Filistin topraklarına yayılmacı olarak görülmektedir ve barış sürecini zorlaştırmıştır.
Gazze Kuşatması:
- Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilere uygulanan sıkı abluka ve Gazze'deki sivil halkın yaşam koşullarını olumsuz etkilemektedir. Bu durum, insani krize neden olmuş ve uluslararası toplumda eleştirilmiştir.
Filistin Topraklarının Bölünmesi:
- İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi arasındaki bağlantıyı kesmiş ve bu, Filistinlilerin toprakları üzerinde serbest dolaşımını zorlaştırmıştır.
İnsan Hakları İhlalleri:
- İnsan hakları örgütleri, İsrail'in Filistinlilere karşı ayrımcılık, keyfi tutuklamalar, ev yıkımları ve işkence gibi insan hakları ihlallerini eleştirmektedir.
Yerinden Edilme:
- Filistinliler, İsrail'in askeri operasyonları veya yerleşim inşaatları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalmış ve yerinden edilmiştir.Sadece Lübnab’da 3 milyon Filistinli sığınmacı bulunmaktadır.Çok çok daha fazlası Ürdün’de ve dünyanın diğer ülkelerinde bulunuyor.
Filistinli Mülteciler:
- 1948'deki İsrail bağımsızlığının ardından birçok Filistinli mülteci haline geldi ve hala mülteci kamplarında yaşamaktadır.
İsrail BM tarafından alınan 60’tan fazla kararı tanımamış ve uymamıştır.Tüm gücünü ve bu pervasız cesareti ABD’den almaktadır.Haksız ve hukuksuz bir şekilde Filistin topraklarını işgal etmiş ve yıllar içerisinde topraklarını genişletmiştir.Bunları yaparken de binlerce masum Filistinliyi şehit etmiş,binlercesini tutuklamış,milyonlarcasını da yurdundan etmiştir.Başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyanın İsrail’e artık dur demesi gerekmektedir.
Hatatını kaybeden,kutsal davası uğruna şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet,yaralılara acil şifalar diliyoruz.
İsrail’in aklını başına alıp akıttığı kanu ve Filistinlilere yaşattığı zulüme bir an evvel bitirmesini umuyor ve bekliyoruz.
Aksi takdirde ortadoğunun ve hatta dünyanın kan gölüne dönmesi kaçınılmazdır.
Kalın sağlıcakla…
Ne yazık ki dünyada, Orta Doğuda, özellikle yakın coğrafyamızda kan, göz yaşı, zulüm, kıyım, savaş bitmiyor.
Yıllardır süren İsrail zulmü ve Filistinlilere uyguladığı soykırım son günlerde adeta doruk noktasına çıktı.
Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ün İsrail tarafından haksız ve hukuksuz bir şekilde başkent ilan edilmesi esasında bardağı taşıran son damla olmuştu.
Müslümanlar için tarihi ve dini bir öneme sahip olan Mescid-i Aksa, İslam'ın üçüncü kutsal mekanıdır. Bu kutsal mekan, Hz. Muhammed'in (S.A.V) İslam Peygamberi olarak gönderilmesiyle başlayan İslam'ın ilk kıblesi olarak kullanılmıştır. İslam'ın ilk yıllarında, Müslümanlar namazlarını Mescid-i Aksa'ya doğru kılarlardı. Ancak günümüzde bu kutsal mekan İsrail işgali altındadır.
Mescid-i Aksa, Kudüs'ün Eski Şehri'nde yer alır ve İslam dünyasının büyük bir sembolüdür. Ancak İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan sonra Doğu Kudüs'ü işgal etti ve Mescid-i Aksa'nın kontrolünü eline geçirdi. Bu işgal, Ortadoğu'da uzun süreli bir çatışmanın fitilini ateşledi.
Müslümanlar için Mescid-i Aksa'nın kutsallığı sadece tarihi bir öneme sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V) Mirac olayının gerçekleştiği yerdir. Bu olay, Peygamber Efendimizin göğe yükselip Allah'la buluştuğu ve Peygamberlere verilen son emirleri aldığı bir olaydır.
Mescid-i Aksa'nın İsrail işgali altında olması, Müslümanlar arasında büyük bir endişeye neden olmaktadır. Bu durum, tarihi ve dini bir kutsal mekanın özgürlüğünün ve güvenliğinin tehlikede olduğu anlamına gelmektedir. Müslümanlar olarak biz, Mescid-i Aksa'nın özgürce ibadet edilebileceği bir yer olması gerektiğini savunuyoruz.
Uluslararası toplum, İsrail ve Filistin arasındaki bu hassas konuda bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Ama başta BM olmak üzere Türkiye dışında hiç bir ülke bu konuda samimi davranmamaktadır. Biz Müslümanlar için Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü ve güvenliği, Ortadoğu'da barış ve istikrarın sağlanması için en temel husustur ve ön şarttır.
Kıymetli dostlar;
Filistin-İsrail gerilimi, daha doğrusu İsrail’in zulmü üç çeyrek asırdır devam ediyor.
Şöyle bir hatırlayacak olursak;
• I. Dünya Savaşı (1914-1918): Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve sonrasında İngilizler tarafından yönetilen Filistin bölgesi, İngiliz himayesine girdi.
• Balfour Deklarasyonu (1917): İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Yahudi yerleşimciler için Filistin'de "Ulusal bir yuva" kurma niyetini ifade eden bir mektup yayınladı.
• II. Dünya Savaşı (1939-1945): Holocaust'tan etkilenen Yahudi göçmenler Filistin'e akın etmeye başladı. Filistin'deki Arap nüfusu artan Yahudi nüfusundan endişelendi.
• Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı (1947): BM, Filistin'i Yahudi ve Arap devletleri bu haksız ve hukuksuz planı arasında paylaşmayı önerdi. Yahudi toplumu planı kabul etti, ancak Arap devletleri reddetti.
• İsrail'in Kuruluşu (1948): İsrail Devleti, bağımsızlığını ilan etti. Bu, Arap-İsrail savaşının patlak vermesine neden oldu.
• Arap-İsrail Savaşları: 1948'deki Bağımsızlık Savaşı, 1967'deki Altı Gün Savaşı ve 1973'teki Yom Kippur Savaşı gibi çatışmalar yaşandı. Bu savaşlar sırasında toprak sınırları değişti.
• Oslo Anlaşmaları (1993-1995): İsrail ve Filistin Yönetimi, barış sürecini başlatmak amacıyla anlaşmalara imza attı. Ancak bu süreç de sorunlarla doluydu.
• Bugünkü Durum: İsrail, Batı Şeria'yı ve Gazze'yi kontrol etmeye devam ediyor. İsrail-Filistin meselesi, toprak anlaşmazlıkları, güvenlik endişeleri ve yerleşim sorunları gibi nedenlerle hala çözülmeyor ve her geçen gün tırmanıyor.
Filistin direnişinin ve haklı davasının önemli savunucuları vardır.Şüphesiz ki bunların başında Hamas, Fatah (El Fetih) ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) gelmektedir.Bu gruplar,Filintin’in özgürlüğü ve bsğımdızlığı için mücadele eden önemli siyasi ve askeri gruplardır.
• Hamas (Harakat al-Muqawama al-Islamiya):
- Hamas, 1987 yılında Filistin topraklarında başlayan İntifada (Filistinli ayaklanma) sırasında kuruldu. Özellikle Gazze Şeridi'nde güçlü bir varlığa sahiptir.
- İslami bir örgüt olarak bilinir ve Gazze'de yönetimi elinde bulundurur.
- Hamas, İsrail'i tanımamakta ve Filistin topraklarının tamamını talep etmektedir.
- Terörizmle suçlanmış ve çeşitli ülkeler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır.Oysa kendi topraklarını İsrail işgali altından kurtarmak isteyen Filistinli siyasi ve askeri bir güçtür.
• Fatah (El Fetih):
- Fatah, 1959 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) bir parçası olarak kuruldu. FKÖ'nün kurucusu olan Yaser Arafat, Fatah'ın lideriydi.
- Fatah, FKÖ'nün siyasi kanadını temsil eder ve 1993 Oslo Anlaşmaları'na imza atan birinci taraf olarak bilinir.
- Fatah, Batı Şeria'da yönetimde yer almıştır. Ancak Gazze Şeridi'nde 2007'deki iç savaşın ardından Hamas'a karşı kontrolü kaybetti.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ):
- FKÖ, 1964 yılında kurulan bir dizi Filistinli örgütün çatısı altında toplanan bir ulusal kurtuluş hareketidir.
- FKÖ, Filistin halkının bağımsızlık ve özerkliği için mücadele eden bir dizi siyasi fraksiyonu temsil eder.
- FKÖ'nün en ünlü lideri Yaser Arafat'tır ve örgüt, uluslararası toplumda Filistin halkının temsilcisi olarak kabul edilmiştir.
Hamas, Fatah ve FKÖ, Filistin'de siyasi güç ve etki arayışı içinde farklı yaklaşımlara sahip örgütlerdir. Bu gruplar arasında zaman zaman yaşanan rekabet ve çatışmalar, İsrail’in yararına olmuştur.
İsrail’in son günlerde sivil,çocuk,kadın,yaşlı demeden bombaladığı ve top yekün yok etmek için elektrik,su,temel gıda gibi ihtiyaçların karşılanmasına fırsat vermediği Gazze, Filistin topraklarının bir parçası olarak İsrail ile çeşitli çatışmaların merkezinde bulunan bir bölgedir. Bu bölge, özellikle Hamas'ın Gazze Şeridi'nde iktidarı ele geçirdiği 2007 yılından bu yana İsrail tarafından sıkı bir abluka ve kısıtlamalar altında yaşamaktadır. Bu duruma "Gazze Tecriti" veya "Gazze Kuşatması" deniyor.
Peki Gazze Tecriti Nedir?
- Gazze Tecriti, Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışların sıkı bir şekilde kontrol edildiği, malzeme ve insani yardımların sınırlı olduğu bir durumu ifade ediyordu.Şu snda ise İsrail tarafından tamamen durumda.Gazze Şeridi, İsrail, Mısır ve denizde İsrail donanması tarafından abluka altındadır.
İsrail Gazze’ye Neden Tecrit Uyguyor?
- İsrail, Gazze'den gelen roket saldırıları ve güvenlik endişeleri nedeniyle Gazze'yi abluka altına almıştı.
- Hamas'ın Gazze'de iktidarı ele geçirmesi ve İsrail'i tanımamış olması,İsrail’il öne sürdüğü bir bahanedir.
Gazze tecritinin İnsani Etkileri:
- Gazze'deki sivil halk, temel malzemelerin tamamen olmasından kaynaklanan zorluklarla karşı karşıyadır. Su, elektrik ve gıda sıkıntısı gibi temel ihtiyaçlar sorunlu hale gelmiştir.
- İsrail, insani yardımların ve temel malzemelerinin girişini tamamen kapatmış ve Gazze halkını ölüme terketmiştir.Üstelik ağır borbardımsn uçaklarıyla bombalamakta ve çocuk,yaşlı,kadın demeden binlerce insanı öldürmüştür.
Uluslararası Tepkiler:
- Gazze Tecriti, uluslararası toplumda tartışmalı bir konu olmuştur. Birçok ülke ve uluslararası örgüt, Gazze'deki sivil halkın yaşam koşullarını iyileştirmek ve ablukanın kaldırılmasını desteklemektedir.
İsrail-Filistin çatışması, yıllardır tartışmalı bir konu olmuş ve bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kesimler İsrail'in Filistin topraklarına yönelik yayılmacı politika ve insan hakları ihlallerini eleştirirken, başta ABD olmak üzere emperyalist güçler, İsrail'in güvenlik endişelerini dikkate alarak hareket ettiğini savunur.
Yerleşim Faaliyetleri:
- İsrail, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Yahudi yerleşimleri inşa etmiş ve topraklarını genişletmiştir. Bu, Filistin topraklarına yayılmacı olarak görülmektedir ve barış sürecini zorlaştırmıştır.
Gazze Kuşatması:
- Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilere uygulanan sıkı abluka ve Gazze'deki sivil halkın yaşam koşullarını olumsuz etkilemektedir. Bu durum, insani krize neden olmuş ve uluslararası toplumda eleştirilmiştir.
Filistin Topraklarının Bölünmesi:
- İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi arasındaki bağlantıyı kesmiş ve bu, Filistinlilerin toprakları üzerinde serbest dolaşımını zorlaştırmıştır.
İnsan Hakları İhlalleri:
- İnsan hakları örgütleri, İsrail'in Filistinlilere karşı ayrımcılık, keyfi tutuklamalar, ev yıkımları ve işkence gibi insan hakları ihlallerini eleştirmektedir.
Yerinden Edilme:
- Filistinliler, İsrail'in askeri operasyonları veya yerleşim inşaatları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalmış ve yerinden edilmiştir.Sadece Lübnab’da 3 milyon Filistinli sığınmacı bulunmaktadır.Çok çok daha fazlası Ürdün’de ve dünyanın diğer ülkelerinde bulunuyor.
Filistinli Mülteciler:
- 1948'deki İsrail bağımsızlığının ardından birçok Filistinli mülteci haline geldi ve hala mülteci kamplarında yaşamaktadır.
İsrail BM tarafından alınan 60’tan fazla kararı tanımamış ve uymamıştır.Tüm gücünü ve bu pervasız cesareti ABD’den almaktadır.Haksız ve hukuksuz bir şekilde Filistin topraklarını işgal etmiş ve yıllar içerisinde topraklarını genişletmiştir.Bunları yaparken de binlerce masum Filistinliyi şehit etmiş,binlercesini tutuklamış,milyonlarcasını da yurdundan etmiştir.Başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyanın İsrail’e artık dur demesi gerekmektedir.
Hatatını kaybeden,kutsal davası uğruna şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet,yaralılara acil şifalar diliyoruz.
İsrail’in aklını başına alıp akıttığı kanu ve Filistinlilere yaşattığı zulüme bir an evvel bitirmesini umuyor ve bekliyoruz.
Aksi takdirde ortadoğunun ve hatta dünyanın kan gölüne dönmesi kaçınılmazdır.
Kalın sağlıcakla…
Etiketler: