23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 30.04.2023

Erdoğan ve Anti-Erdoğan

1353 6 dk 0 yorum
Paylaş:
Seçime artık 1 aydan daha az bir zaman kaldı. Bizim memlekette en çok satan şey mağduriyet olduğundan olsa gerek, Meral Akşener, Altılı Masadaki korkunç U dönüşünden beri, sempati oyları toplamak için dört koldan mücadele ediyor.
İYİ Parti’nin ve tüm masa bileşenlerinin il başkanlığına saldırı olduğunu iddia ettikleri, esasında bir inşaat bekçisinin, görevli olduğu yerde meydana gelen hırsızlık girişimini engellemek için silahını ateşlemesi olayını allayıp pullayıp büyük bir tehdit olarak önümüze sundu. En son grup toplantısında, kürsüden mermiler fırlatarak gruptakilerden söz istedi, “mermilere göğüs germe sözü..” Olayın sıcaklığı daha geçmemiş, siyasi herhangi bir polemikle alakası olmayan silahın namlusundaki duman daha uçup gitmemişken kameraların önüne geçti, “Ben bir kadın olduğum için bunlara maruz kalıyorum.” kanadından girdi; Erdoğan bu işin azmettiricisidir, kanadından çıktı. Aylardır sözde kucaklayıcı, kavrayıcı, pozitif siyaset dilinden dem vurup Erdoğan’ı toplumu kutuplaştırmakla, bölücülükle suçlayan Altılı Masa ve masanın görünmeyen ve şimdi gün yüzüne çıkan büyük ortak, müttefiki HDP, var gücüyle olayın sorumlusu olarak Erdoğan’ı hedef gösterdi. Daha bugün, bu kez de CHP İstanbul il başkanlığı önünde 6-7 el ateş edildiği ve söz konusu olayın CHP’ye yönelik gerçekleştirildiği iddiası da Canan Kaftancıoğlu tarafından paylaşıldı. Kabul ediyorum, masa, olayın amacı, kimler tarafından yaptırıldığı hakkında konuşulurken konuyu derhal Cumhur İttifakı’na getirme anlamında çok başarılı, her fırsatı değerlendirip Erdoğan’ı şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Sosyal mecralardan, mikrofonların önünden, meydanlardan, dört bir yandan, dalga dalga yayılması için uğraşılan Erdoğan nefreti, sokaklara da öyle bir tesir etti ki, insan duyduğuna, gördüğüne inanamıyor.
Birkaç gün önce televizyonlarımızı işgal eden, sokak röportajında konuşurken Erdoğan’ın torunları için, parça parça olsunlar, diye beddua eden bir kadının kin, nefret, öfke dolu konuşmasını dinlediğimde kanım dondu mesela. Muhafazakar insanları senelerdir bağnazlıkla, tahammülsüzlükle, cehaletle, görgüsüzlükle suçlayan sekülerlerden tek ses çıkmadı bu kadının ifadeleri hakkında. Öyle bir nefret ki, Erdoğan’a ettiği beddua ve hakaret yetmiyor, küçücük çocuklara da ediyor, oy verenlere de ediyor. Ama aşağılanıp hakir görülenler, beyaz yakalılar olmadığı için sosyal medyada adı ancak bir gün geçirilip unutuluyor. Tıpkı 2018’de, Muharrem İnce’nin İzmir mitinginde kadeh tokuşturup “İntikam!” diye bağıran kalabalığın zerre kadar konuşulmaması gibi veya “ben Erdoğan’dan hepinizden çok nefret ediyorum.” diyerek oy toplamaya çalışan siyasetçilerin normal görülmesi gibi ya da partisinin il başkanlığı binasında mermi izi görür görmez, “Recep Bey senin tehditlerin beni yıldıramaz.” diyerek olayı anında politize edip seviyesizce oy devşirmeye çalışma çabalarından kimsenin söz etmemesi gibi.. İşte Erdoğan’ın torunlarının parça parça olup mezara girmesini isteyen kadın da, intikam derken gözleri parlayan kafası 80’lerde kalmış hırslı solcular da, Demirtaş’ın bu vatanın öz evlatlarına 40 yıldır kurşun yağdıran efendisi Apo’nun izinden giden HDP ile ortak adaya destek verip alakasız bir silahlı olaydan oy devşirmeye çalışanlar da “Recep Bey’in” 20 yıllık iktidarında özgürce yaşadı, yaşıyor. Bugün, anti-Erdoğan siyasetiyle bir yerlere gelmeye çalışan hiçbir politikacı, onun karşı karşıya kaldığı tepki, hakaret ve nefretle 3 gün baş edemez. Nitekim Muharrem İnce her gün bir başka demeç yayınlayıp kendini açıklamaya çalışıyor. En küçük haksızlığa uğrayışında, en ufak yanlış iddiada sazı eline alıp konuştukça konuşuyor. CHP’nin yandaş gazetecileri ve medyası tarafından görmezden geliniyor, sosyal medyada gördüğü destekle malum kesim tarafından alay ediliyor, 5 sene önce söylediği bir doğru için hala lince maruz kalıyor, önlerine çıkanı ezip geçme yoluna İnce’yle başlayan cenahın daha eline güç geçirmemiş hali bu... Sadece kazanma ihtimallerinin olduğu günlerde yaşananlar bunlar... Ötesini insan düşünmeye çekiniyor hakikaten. 15 Temmuz’a tiyatro deyip kendilerine karşı gerçekleştirildiğini iddia ettikleri olayları terör saldırısı gibi lanse eden masa ve onu savunanların bu küstah, üstten bakan, kibir dolu tavrı yanlışlarına rağmen senelerdir AK Parti’nin de Erdoğan’ın da kazanmasının en büyük sebeplerinden biridir. Zira 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen bir gece önce sosyal medyada geniş kitlelere yayılan “Şampanyalarımızla kutlayacağız. Ayakkabı kokusu ülkeden gidiyor!” paylaşımı da o gece atılan “Şerefine Tayyip” sloganları da bunun kanıtıdır. Bu ülkede seçimler ne yazık ki böyle bir nefret ikliminin üzerine kurulu şekilde yapılır. Ama böylesi görülmedi. Biliyorsunuz bizde her seçim kritiktir, hepsi bir mücadele gibidir. Fakat bu kez hakikaten de dönüm noktası niteliğinde bir seçime gidiyoruz. Yıllarca kapitalist ve emperyalist karşıtlık üzerine siyaset yapanların aslında emperyalistlerin ana kucağında büyüdüklerini görüyoruz.  Esasen
Millet ittifakı,  aferin alacakları ABD’nin Ve AB’nin ilkesizler gurubudur. Diğer tarafta ise; Ülkeyi tam bağımsızlık eşiğine getiren Erdoğan’ın yanında ise, “sırtını millette dayayan”, “sözde değil, özde vatansever” ilkesel duruşu olan ilkeliler gurubu var.
İster (A)… ister (Z) kuşağı tercih necip milletimizin olacak.
15 Mayıs sabahı gerçekten baharı hissedecek miyiz?
Yoksa demokrasi hak hukuk diyerek Ortadoğu baharı mı yaşanır bilinmez, hepimizin iyi şeyler görmeyi, mutlu haber almayı çok özlediği böyle günlerde en büyük temennimiz memleketimiz için hayırlısının olmasıdır. Gerisi Allah’ın izniyle hallolur.  Rabbim sonumuzu hayretsin. Tüm okurlarımıza bu vesileyle hayırlı Ramazanlar ve bayramlar diliyorum. Vesselam
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.