23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 20.01.2017

Ekonomik kriz tellallığı

1396 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Günlerdir kamuoyunu dövizdeki artış ve başkanlık tartışmaları meşgul ediyor.  Dolar aldı başını gidiyor? Peki bu yükseliş suni mi, yoksa gerçek mi? Görünenleri değil de biraz da perde arkasını sizlere dilimizin döndüğünce anlatmak istiyoruz.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), resmi adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi... 
BOP, ABD'nin batıda Fas,doğuda Orta Asya ve Moğolistan, kuzeyde Kafkasya ve Türkiye, güneyde Arap Dünyası'ndan Somali'ye kadar uzanan bir coğrafyada yer alan ülkelere yönelik kapsamlı bir "islam coğrafyası" dönüşüm stratejisi olup, bu alanlarda uzun vadeli bir değişimi hedeflemektedir. Amaç, bölgedeki tüm petrol musluklarını kontrol altına almak.
Bu coğrafya, dünya enerji kaynaklarının çok büyük bir bölümüne sahip. Başta petrol olmak üzere doğalgaz, su gibi temel maddelerin denetim altına alınması, nakil yollarının denetlenmesi demek, aynı zamanda, rakip devlet veya devlet gruplarının önünün kesilmesi anlamına geliyor.
Bölge için uygulamaya konulan proje, bölge petrollerinin % 40’ı olan Irak petrolleri, Afganistan’daki zengin uranyum kaynakları ve dünya bor rezervlerinin % 75’ine sahip bulunan Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir.
Dünyadaki mevcut doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 34'ü de Ortadoğu'dadır. Petrol tüketimi 2003'te günde 66 milyon varil iken, 2020'de 119 milyon varile çıkması beklenmektedir. Ortadoğu petrolünün kalitesi bir hayli yüksek ve maliyeti de ucuzdur. Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4’üne sahiptir.
2025’e gelindiğinde, ABD’de tüketilen petrolün % 71’i, Batı Avrupa’dakinin % 68’i, Çin’dekinin % 73’ü kendi ülkeleri dışından sağlanacaktır. Enerji gibi yaşamsal bir sektörde oluşan ve gitgide artan bu dışa bağımlılık, Orta Doğu, Afrika, Orta Asya’da, büyük güçler ve petrol şirketlerinin kendi aralarında başlatmış oldukları petrol savaşını ve Irak savaşını da izah etmektedir.
Sizlere, Osmanlı’dan sonra huzuru bir türlü bulamayan bölgemizin kısa bir değerlendirmesini yapmaya çalıştık. Türkiye’de yaşanan sıra dışı siyasi ve ekonomik olayları anlamak için bizlere daha da yardımcı olacağını düşünüyorum.
Irak ve Suriye’de haritaları yeniden çizmek isteyen ABD ile bölge ülkelerinin mücadelesini izlemekteyiz. ABD, yeni devletçikler kurarak bölgeyi kontrol altında tutmak üzerine bir politika izliyor. Bunun için PKK ve uzantısı PYD’yi silahlandırıp, terör örgütüne devlet kurdurmak istemektedir. Bu oldu-bittiye başından beri karşı olan Türkiye, Rusya ile ittifak yaparak Suriye’nin kuzeyini hem DEAŞ hem de PYD’den temizlemek için operasyonlarını sürdürüyor. Türkiye’nin menfaatleri Suriye’nin parçalanmamasını gerektiriyor. Bu yüzden hem ABD’nin hem de AB’nin planlarını bozan Türkiye’ye karşı hem ekonomik hem de siyasi bir operasyon başlatıldı. Siyasi süreci 15 Temmuz darbe girişimiyle gördük. Şimdi ise ekonomik olarak Türkiye’yi zora sokmak istiyorlar. Yabancılar sürekli olarak döviz alımı yaparak ekonomiyi alt-üst etmek istiyorlar. Yükselen döviz, ithalata dayalı sektörlere zorlamaya başladı bile. Buna mukabil, akaryakıt fiyatları da devamlı artış gösteriyor. Diğer bir zorladıkları ise Merkez Bankası’nı faiz artışına yönlendirmek. Bu şekilde faizleri ve enflasyonu yükselterek ekonominin dengesini bozmayı amaçlıyorlar. Düşmanlara karşı uyanık olmalı, milli birliğimizi kaybetmemeliyiz. Kısacası farkında olmadan ekonomik kriz tellallığı yapmamalıyız
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.