23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.02.2023

Deprem diplomasisi

1114 4 dk 0 yorum
Paylaş:
Kahramanmaraş merkezli biri 7.7 diğeri 7.6 şiddetinde iki büyük deprem bütün Türk milletini derinden sarsmış durumda. Deprem neticesinde 10 ilimiz ciddi şekilde tahrip olurken son tahlilde 36 bin insanımız canlarını kaybetmiştir. Şu an Türkiye gündemi maddi hasarı tespit etmek ve depremin sorumlularını aramakla iştigal etmektedir. Deprem hakkında detaylı analiz ve eleştiri yazıları ancak kriz atlatıldıktan sonra gelecektir. Her felaket senaryosunda olduğu gibi bugün de Türk milleti, bir güruh fırsatçıya rağmen, tek vücut olmuştur. Dışardan gelen yardımlardan evvel milletimiz gerek devlet kurumları gerek STK’ları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve hayırsever özel şirketleri ile deprem bölgelerine intikal etmiştir. Yurtdışından gelen yardımlar ise bizim çabamızdan sonra gelmiştir.
Depremin boyutunun çok büyük olması, belki de halk tabiri ile 1999 Gölcük depreminden bile şiddetli olması işleri daha fazla zora sokmuştur. Ancak yine de Türkiye zamanında yürüttüğü insani yardım diplomasisinin ve farklı kategoride diplomasilerin cevabını bugün sahada fiilen almaktadır. Zamanında Pakistan’a verilen destekler bugün geri dönmüştür, keza Katar’a abluka zamanında teskere verilip TSK’nın ülkeye konuşlandırılması ve Katar’ın süreçten işgale uğramadan kurtulması bugün yine bizlere Katar’ın yardım elinin uzanmasını sağlamıştır. Son zamanlarda, Körfez ülkeleri ile normalleşen diplomatik diyaloglar (Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE) ve yakın müttefikleri Mısır ile ikili temasların yeniden başlaması bu ülkelerin de krizin başından beri ayni ve nakdi yardımları ile ülkemizin yanında yer almasını sağlamıştır. Öbür taraftan, kuruluşundan beri her zaman doğal müttefikimiz olan Azerbaycan 700 kişiden fazla profesyonel arama kurtarma ekibiyle sahada ciddi çaba sarf etmektedir. Avrupa cephesinden gelen yardımlara bakıldığında, yanımızda daha çok Polonya ve Macaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerini İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerini daha aktif bir şekilde görüyoruz. İtalya’nın gönderdiği ayni yardım kolilerin üzerine Türk devletinin pandemi zamanında İtalya’ya gönderdiği kolilerin üzerinde yer alan “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var" yazılmış olması insani yardım diplomasisinin geri dönüşüne somut bir örnektir. Unutulmamalıdır ki, İtalya’ya bu yardımı yaptığımız süreçte, Batı Avrupa özellikle Almanya ve Hollanda İtalya’ya gitmekte olan aşıları kendi zimmetine geçirmiş ve AB ülkeleri arasında krize neden olmuştur.
Bize sahada en etkin şekilde destek vermekte olan 2. devlet ise İsrail’dir. İsrail devleti rasyonel bir şekilde bakıldığında bu krizi aynı Yunanistan gibi ikili ilişkilerin geliştirilmesi adına bir fırsat olarak görmektedir. Bunun sebebi, İsrail’in tamamen kuşatılmış bir coğrafyada sürekli müttefiklere ihtiyaç duymasından ötedir. Türkiye’nin bu süreçten sonra İsrail’in uzun soluklu müttefiki olması beklenmese bile İsrail burada Türk halkının ve hükümetinin tarafsızlığın kazanmak için çalıştığı daha gerçekçi bir çözümlemedir. Yunanistan hükümeti ise “aslında bizim Türk halkı ile bir meselemiz yok sorun devletler arasındadır” mesajını vermeyi amaçlamaktadır. Lakin Yunanistan ile olan sorunlarımız çoğu devlet adamlarının ihtiraslarından kaynaklanan şahsi meseleler değil milletin bekasını ilgilendiren hukuki sorunlar olduğu unutulmamalıdır. Son olarak bu süreçte, Batı Avrupa ülkeleri desteklerini ez azami sınırda tutmuş olmaları not edilmesi gereken bir husustur.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.