06 Kasım 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 06.11.2026

Bir trafik cezası, bir şirketin tüm SGK dosyasını gündeme taşıyabilir!

Fatih ŞENGÜLER

Fatih ŞENGÜLER

909 8 dk 0 yorum
Paylaş:

İş dünyasında bazen küçük görünen bir ihmal, işletmeler için ciddi mali sonuçlar doğurabilir. Bir şirket aracının kim tarafından kullanıldığı, bir çalışanın SGK bildiriminin yapılıp yapılmadığı veya şirket sermayesinin mevzuatta belirlenen asgari tutarın altında kalması… Bunların her biri, işverenlerin ve şirket yöneticilerinin yakından takip etmesi gereken konular arasında yer alıyor.

Özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2026/22 sayılı Genelgesiyle gündeme gelen trafik ceza tutanakları ve sigortalılık tespitleri, işverenler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken yeni bir gelişme.

Burada en başta bir ayrımı doğru yapmak gerekiyor: Şirket araçlarını sigortasız kişilere kullandırmanın hukuki ve mali riskleri yeni değil. Yeni olan, trafik tutanaklarından hareketle sigortalılık tespitinin nasıl yapılacağına ilişkin SGK uygulamasının daha açık kurallara bağlanmasıdır.

Şirket aracını kim kullanıyor? Artık bu soru daha önemli!

Birçok işletmede şirket araçları yalnızca bordrolu çalışanlar tarafından değil; dönem dönem ortaklar, yöneticiler, aile üyeleri, iş ortakları veya farklı kişiler tarafından da kullanılabiliyor. Ancak aracın şirket adına kayıtlı olması, onu kullanan herkesin otomatik olarak o şirketin çalışanı olduğu anlamına gelmediği gibi, gerçekten çalışan bir kişinin SGK kaydının bulunmaması da göz ardı edilebilecek bir konu değildir.

SGK’nın 19 Ekim 2026 tarihli 2026/22 sayılı Genelgesi, 2015/25 sayılı Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Genelgesi’nin ilgili bölümünde değişiklik yaptı.

Yeni açıklamaya göre, yüze karşı tebliğ edilen trafik ceza tutanakları ve bunlara ilişkin bilgi ve belgeler SGK’nın Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) servislerince incelenecek. Yapılan incelemede aynı işyerinde çalıştığı tespit edilen kişilerle ilgili işlemler yürütülecek; gerekli görülen diğer kayıtlar ise sosyal güvenlik denetmenlerine gönderilebilecek.

Buradaki kritik nokta, trafik cezasının tek başına otomatik olarak sigortasız çalışmanın kesin kanıtı kabul edilmemesidir. Sürücü ile şirket arasında gerçek bir çalışma ilişkisi bulunup bulunmadığı, olayın özellikleri ve eldeki bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Başka bir ifadeyle, şirket aracını kullanan herkes doğrudan sigortalı çalışan sayılmayacaktır. Ancak fiilen çalışan bir kişinin sigortasız olduğu tespit edilirse, bu durum işveren açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Bir günlük tespit bile SGK hizmet kaydını etkileyebilir

Genelgede yer alan düzenlemeler, fiilî çalışmanın tespit edildiği kayıtlar bakımından önemli sonuçlar içeriyor.

İlgili bilgi ve belgelerde kişinin fiilen çalıştığının tespit edildiği her kayıt için, tutanağın düzenlendiği tarih itibarıyla bir günlük hizmet kazandırılması öngörülüyor. Aynı işyerinde çalışmaya ilişkin birden fazla tespit bulunması durumunda en eski tarihli tespit işe giriş tarihi olarak değerlendirilebiliyor; sonraki tespitler için de belirlenen esaslar çerçevesinde hizmet günleri oluşturulabiliyor.

Tespit bulunmayan bir aydan sonra yeni bir tespit yapılırsa, bu tespit yeni bir işe giriş olarak değerlendirilebiliyor. İlk ve son tespit arasındaki dönemde kesintisiz çalışma bulunduğu ileri sürülürse konu denetime sevk edilebiliyor.

Dolayısıyla burada her trafik cezasının otomatik olarak geriye dönük işe giriş bildirgesi oluşturacağı şeklinde kesin bir sonuç çıkarmamak gerekiyor. İşlem, ilgili tespit ve incelemenin sonucuna göre yürütülüyor.

Bununla birlikte işverenler açısından mesaj açık: Çalışma ilişkisini ve SGK bildirimlerini doğru şekilde düzenlemek, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemenin en sağlıklı yoludur.

İşverenleri hangi riskler bekliyor?

Sigortasız çalıştırmanın tespit edilmesi hâlinde olayın niteliğine göre işe giriş bildirgesine ilişkin idari para cezaları, eksik bildirilen primlerin tahsili ve gecikme yükleri gündeme gelebilir. İşyerinin yararlandığı bazı SGK teşvik ve destekleri bakımından da ilgili mevzuat çerçevesinde sonuçlar doğabilir.

Bu nedenle işverenlerin yalnızca personelin işe giriş tarihini bildirmekle yetinmemesi; fiilî çalışma düzenini, görev tanımlarını, çalışma sürelerini ve ücret kayıtlarını da mevzuata uygun biçimde takip etmesi gerekir.

Özellikle şirket araçlarını kullanan kişiler bakımından şu soruların yanıtı net olmalıdır:

•    Aracı kullanan kişi şirketin çalışanı mı, ortağı mı, yoksa şirketle farklı bir hukuki ilişki içinde olan biri mi?

•    Kişi fiilen çalışıyorsa SGK bildirimi ve bordro işlemleri eksiksiz yapılmış mı?

•    Araç tahsisi, görev yazısı ve kullanım kayıtları gerektiğinde açıklanabilecek şekilde düzenlenmiş mi?

•    Şirket adına araç kullanan kişilerin çalışma ve görevlendirme durumları düzenli olarak kontrol ediliyor mu?

İşverenlerin bu soruları şimdiden değerlendirmesi, ileride yaşanabilecek sorunların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Sermayesi düşük şirketlere bir yıl ek süre

Şirketlerin gündemindeki bir diğer önemli gelişme de anonim ve limited şirketlerin asgari sermaye tutarlarına ilişkin süre uzatımı.

17 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile mevcut asgari sermaye tutarlarının altında kalan şirketlere sermayelerini yeni tutarlara yükseltmeleri için tanınan süre 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıldı.

Buna göre:

•    Limited şirketlerde asgari sermaye: 50.000 TL

•    Anonim şirketlerde asgari sermaye: 250.000 TL

Belirlenen tutarların altında sermayesi bulunan şirketlerin, sürenin uzatılmış olmasını bir erteleme rahatlığı olarak görüp konuyu son ana bırakmamaları gerekiyor. Sermaye artırımı kararı, şirketin mali yapısı, ortakların ödeme gücü ve ticaret sicili işlemleri birlikte değerlendirilerek planlanmalı.

Ayrıca kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş halka açık olmayan anonim şirketler bakımından başlangıç ve çıkarılmış sermaye tutarlarına ilişkin özel düzenlemeler de bulunduğundan, bu kapsamdaki şirketlerin kendi durumlarını ayrıca incelemesi gerekiyor.

Sermaye yükümlülüklerinin süresinde yerine getirilmemesi, ilgili mevzuat kapsamında şirketin hukuki durumunu etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olaylarda yürürlükteki mevzuatın ve ilgili belgelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.


Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.