27 Eylül 2021 Pazartesi   

Sadık KAHRAMAN / Gazeteci Yazar / Şehir ve İnsan

BİR SOLCULUK HİKAYESİ

 

GEÇTİĞİMİZ günlerde eski politikacı Zülfü Livaneli, hakkında epey konuşulan ve tatrışmaya yol açan bir röportaj verdi. Baykal ve Ecevit gibi isimlerin, solculuktan hoşlanmayan tipik Türk milliyetçileri olduğunu söyledi. Hatta kendisine göre bunlar CHP’nin başına sırf sol hükümet olamasın diye getirilmişler. Ecevit’de FETÖ’yü devlet kademelerine alan ilk isimmiş. Solculuk hareketleri bu ülkede çok ciddi biçimde kırılmış, devrimciler silaha yönlendirilmiş. Kim yapmış bu devrimcilere böyle kötü şeyleri onu bilemiyoruz tabi. Zaten bizim memlekette “onlar” ve “birileri” tabirleri çok kullanılır. Herkes açıkça üstüne gidemediği ya da tam olarak kimliğini belirleyemediği bir günah keçisi üzerinden kendince racon keser. Bu beyefendinin, bir televizyon kanalına, sözlerine açıklık getirmek için bağlandığı anlara şahit oldum. Solculuğu “barışçılık, ilericilik, herkesin kardeş içinde yaşaması” gibi ifadelerle özetledi. Konu HDP ve CHP’ye geldiğinde de bunların çok uzun konuşulacak meseleler olduğunu, kendisinin yetkili bir makamda olmadığını ve sadece barışçıl çözümden yana olduğunu söyledi. Baykal’ın Kürtleri ve Alevileri sevmediğini bile açık açık söylüyor ama partiler üstü konuştuğunu ileri sürüp konunun politika olmadığını savunuyor. “Bu ülkede açıkça bazı insanların problemleri var, bunlar çözülmediğinde silaha başvurduklarını 40 yıldır görüyoruz.” diyor, sonra da barışçıl yollarla bu işlerin çözülmesi gerektiğini savunuyor. Acaba kendisinin PKK’ya dair barışçıl önerisi nedir mesela, ben çok merak ettim. Kendisi politika yaptığında ne gibi bir barışçıl tavsiye sunmuş? Çözüm süreci işlediği dönemde hükümeti PKK yanlısı diye suçlayan “sol kesim” şimdi solculuğunu beğenmeyip(!) oy vermeye devam ettikleri CHP’nin, sırtını YPG’ye dayamış ve PKK’yı silahlı kuvveti olarak gördüğünü söyleyen HDP’yle yol yürümesini barışçı olarak mı niteliyor, kim bilir? FETÖ’sünden Ecevit’ine, Soğuk Savaş dönemi solcularından Baykal’ına kadar her türlü siyasi süje ve özneye değinip “Ben sanatçıyım, siyasetle işim olmaz.” demeye getireceksen hiç öyle büyük büyük laflarla demeç vermeyeceksin. Solculuğu anlatayım derken Ecevit’in kendisine ettiklerini anlatmaya çalışmış aslında fakat komik duruma düşmüş...
***
Hükümetimizin en çok övündüğü sağlık sistemi, koronanın ilk pik döneminden beri alarm veriyor. Denetim sistemi çökmüş durumda, hastanelerde, devletin para alınmayacak diye duyurduğu neredeyse her hizmet yetersiz veya eksik kaldığından, vatandaşı soyup soğana çeviren özel hastanelere yönlendiriyor. Kapanma süreçlerinde esnafın yaşadığı mağduriyet, milletin geçirdiği bu ekonomik buhran, gençleri kışkırtıcı söylemler ve onları karşılarına alırcasına gerçekleştirilen eylemler, gittikçe artan bürokratik dil,; seçimler yaklaştıkça AK Parti’yi de Erdoğan’ı da kapana sıkıştıracak gibi görünüyor. Çünkü hastanedeki doktor, tapudaki memur, okuldaki öğretmenin kısaca suratı asık her işleyişinin faturası haklı olarak Başkan Erdoğan’a kesilecektir. Muhalefetin muhteşem basiretsizliğine güvenmek yerine Erdoğan yine işini sağlama alıp gereken hamleyi son anda yapacaktır diye düşünüyorum ancak bu hamlenin vatandaşın cebini güldürmesi gerektiği de bir gerçek. Erdoğan’ın AK Parti’deki dalkavuklardan ve halka üstten bakanlardan bir an önce sıyrılması, kendini ayırması gerek. Yoksa tünelin sonunda AK Parti için ışık görünmeyebilir.

Tarih: 08 Temmuz 2021 Perşembe    Hit: 1144




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol